Kelimeler arşivinde; içinde "mest" olan, toplam 27 tane kelime bulunuyor. İçerisinde mest bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu mest ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında mest olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TAHSİSATIMESTURE
MESTİKLEMEK
MESTERELON, MESTABLASI, SERMESTANE, SERMESTLİK
DERMESTES, TRİMESTIR, MESTRANOL, MESTHÜYÜK, MESTANLAR, DOMESTİKA, MESTÇİLİK
DOMESTİK, SÖMESTİR, KUMESTAN, MESTANLI, MESTİNAZ, SERMESTİ
DAMESTE, SERMEST, MESTURE, MESTANE
MESTAN, MESTUR, MESTÇİ
MEST
MEST
Sarhoş. Üzerine mesh edilebilen, kısa konçlu, hafif ve yumuşak bir ayakkabı türü.
MESTÇİLİK
Mest yapma veya satma işi.
TAHSİSATIMESTURE
Örtülü ödenek.
SERMESTLİK
Sarhoşluk.
SÖMESTİR
Yarıyıl.
DOMESTİKA
Evcil.
MESTABLASI
Mest ayakkabısı yapmak için özel biçimde hazırlanan deri. (Yalvaç Isparta).
SERMESTANE
Sarhoşça.
MESTRANOL
Etinil estradiol'ün 3-metil türevi olup vücutta metil grubunu kaybederek etkinlik kazanan sentetik steroit östrojen.
MESTİKLEMEK
Masaj yapmak.
DERMESTES
Böcekler (Insecta) sınıfının, kın kanatlılar (Coleoptera) takımından, deri ve kürkler ile beslenen, hem evlerde, hem de müzelerde çok zararlı, deri kara böceği (Dermestes lardarius) türü iyi bilinen bir cins.
DOMESTİK
İç, ülke içi. Yerel, yerli. Evcil.
MESTANLAR
Balıkesir kenti, Durak bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Tekirdağ ili, Şahin bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MESTHÜYÜK
Gaziantep şehri, Sakçagöz bucağına bağlı bir yer.
MESTERELON
Androjenik etki gösteren fakat gonadotropinlerin salgılanmasını etkilemeyen testosteron türevi ilaç.
TRİMESTIR
İneklerde gebeliğin üçte birlik bölümü. İlk 1/3'lük bölümü. trimestır; ikinci 1/3'lük bölümü. trimestır; son 1/3'lük bölümü. trimestır olarak adlandırılır.
Bu bölümde tanımı içerisinde MEST geçen kelimeler listesi verilmiştir.
FERİKMEK
Ürkütmek (daha çok hayvanlar için kullanılır). Korkudan soluk soluğa kalmak. Tavuğun kümesten soğuması.
KEDİ
Kedigillerden, köpek dişleri iyi gelişmiş, kasları çevik ve kuvvetli evcil, küçük memeli hayvan, pisik (Felis domesticus).
EDİKCİ
Ayakkabıcı, mestçi.
KAPÇIN
Çuhadan yapılmış, siyah kaytanlı bir çeşit tozluk. Tabanı deri, çuha mest.
LASDİYH
Fransızca kökenli elastigue: lastik; kauçuk; mestin üstüne giyilen lastik ayakkabı; çarık yerine giyilen lastik veya plastik ayakkabı.
FERİYHMEK
Kümes hayvanları için kümesten soğumak; karşılığı ayrıca periyhmek.
SARHOŞLUK
Sarhoş olma durumu, esriklik, mestlik, sermestlik, sermesti. Dalgınlık, şaşkınlık.
MESH
Bir şeyi elle sıvazlama. Abdest alırken ıslak eli başa ve meste sürme.
ESRİMEK
Herhangi bir sebeple kendinden geçmek, gaşyolmak. Coşup kendinden geçmek, vecde gelmek. Mest olmak, sarhoş olmak.
SERÇE
Serçegillerden, insanlara yakın yerlerde yaşayan, kışın göçmeyen, koyu boz renkli, ötücü küçük bir kuş (Passer domesticus).
ERİK
Gülgillerden, beyaz çiçekli bir ağaç (Prunus domestica). Bu ağacın kabuğu ince, çeşitli renklerde, mayhoş veya tatlı, eti sulu, tek ve sert çekirdekli yemişi.
ÇIHARMAK
Çıkarmak: Tavukları kümesten dışarı cıhar. Çıkarmak.
KALLOŞ
Fransızca kökenli galoche > Rus. galoş: mest üzerine giyilen ayakkabı; lastik şoson.
GİZLİ
Görünmez, belli olmaz bir durumda olan, edimsel karşıtı. Başkalarından saklanan, duyurulmayan, saklı kalan, mahrem, mestur, nihan. Niteliği anlaşılmayan, bilinmeyen. İlgili kişi veya makamlarca değerlendirilmesi amacıyla kurum içi veya kurumlar arası gönderilen yazının, belgenin, raporun ve yayınların taşıdığı gizlilik derecesini bildiren terim. Saklı olarak, saklayarak.
SARHOŞ
Alkollü içki veya keyif verici bir madde sebebiyle kendini bilmeyecek durumda olan (kimse), esrik, mest, sermest, başı dumanlı, kafası bulutlu, kafası iyi, kafası dumanlı, kafası kıyak. Hoşa giden bir etki ile kendinden geçmiş olarak, esrik. Bir şeyden çok fazla mutluluk duyan.
ASABA
Ölen kimsenin, karısına düşen mal. Erkek mirasçı, erkek evlât. İkinci derecedeki akraba. Dost, arkadaş. Bir ilde, bir memlekette oturanlar. Soy, akraba, sülâle. Boy, yükseklik, derinlik. Fotin veya mestin topuğu örten parçası. Giyside beden: Ceketin asabası genişçe olmuş. Tarlanın yüzü.
DOMUZ
Çift parmaklılardan, eti, yağı, derisi veya kılı için beslenen, evcil hayvan (Susacrofa domestica). Hain, aksi, ters, inatçı, hınzır kimse.
MESTÇİ
Mest yapan veya satan kimse.
LAPÇIN
Tabanı meşinden olan mest, edik.
YARIYIL
Bir öğretim yılının ayrıldığı iki dönemden her biri, dönem, sömestir.