Kelimeler arşivi içinde; başında "lem" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. lem ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu lem ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LEMSETAVUK
LEMNACEAE, LEMNİSKUS, LEMBERDEL, LEMBERLEP, LEMBİRLEP
LEMERMEK, LEMCİMEK, LEMYEZEL
LEMBEKİ, LEMMİNG
LEMİYE, LEMPER
LEMUN, LEMLE, LEMSE, LEMPE, LEMZA, LEMNA, LEMMA, LEMLİ, LEMİS, LEMAN
LEMİ, LEME, LEMA
LEM
LEM
Nem, ıslaklık. Islak. Nem.
LEMSETAVUK
Bir çeşit tavuk.
LEMBERDEL
Ağzına dek, çok dolu (sıvılar için).
LEMNİSKUS
Şerit, fiyonk. Akantosefalaların apikal kutbunda boynunun iç ve arka kısmına yapışmış olan, vücut boşluğuna uzanan, fonksiyonu bilinmeyen, çiftler hâlinde bulunan sicim biçimindeki organ.
LEMBİRLEP
Çok dolu (özellikle sulu şeyler için).
LEMBEKİ
Küçük tabak, küçük sahan. Ağzı açık, küçük bal tabağı.
LEMPER
Hendek.
LEMNACEAE
Su mercimekleri.
LEMİYE
Parlayan, ışıldayan.
LEMYEZEL
Ezeli, başlangıç.
LEMUN
Limon.
LEMCİMEK
Kirden kokmak.
LEMBERLEP
Çok dolu (özellikle sulu şeyler için).
LEMERMEK
Nemlenmek.
LEMLE
Çizgi.
LEMMİNG
Kemiriciler (Rodentia) takımının, sıçangiller (Muridae) familyasından, 15 cm kadar uzunlukta, 2 cm kadar kuyruğu olan, esmer, sarı renkli, üzerinde kara lekeler bulunan, soğuk mevsimlerde sürüler hâlinde göç eden, Avrupa ve Asya'da yaşayan bir tür. Yaban sıçanı. (Lemmus lemmus), Kemiriciler (Rodentia) takımının sıçangiller (Muridae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 15, kuyruğu 2 cm. Rengi esmer-sarı olup üzeri kara lekelidir. Soğuklar başlayınca, sürüler halinde yıkıcı göçler yapar. Avrupa ve Asyada yaşar.
Bu bölümde tanımı içerisinde LEM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ACYO
Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AFSUNLAMAK
Büyülemek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AĞARTMAK
Ak duruma getirmek, beyazlatmak. Kuyumculukta gümüşü temizlemek.
AFSUNLAMA
Büyüleme.
AFFEYLEME
Affeylemek işi.
AÇMALIK
Kiri çıkarmak veya eşyayı iyice temizlemek için kullanılan her türlü madde.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞILAMA
Zehirleme.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
AÇIT
Bir duvarda kapı, pencere, kemerleme vb. bölümler için bırakılmış açıklık.
AÇINIM
Açınma işi, inkişaf. Bir cismin yüzeylerinin açılıp bir düzlem üzerine yayılması, inkişaf.
AÇINSAMAK
Bir yerin özelliklerini ortaya çıkarmak için araştırma ve inceleme yapmak, istikşaf etmek.
AĞDACI
Şeker, tatlı ve helva yapımında ağda hazırlayan işçi. Ağda ile vücuttaki fazla tüyleri veya kılları temizlemeyi meslek edinmiş kimse.
AÇMAZ
Satranç oyununda şahı koruyan taşlardan birinin yerinden oynatılamaması durumu. Tuluatta karşısındakine bir nükte veya tekerleme söyleme kolaylığını veren söz. İçinden zor çıkılır durum.