LEN ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "len" olan, toplam 74 adet kelime bulunmaktadır. len ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu len ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde len olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

16 harfli kelimeler

LENTİBULARİACEAE, LENFANGİYOSARKOM

15 harfli kelimeler

LENFOSİNTİGRAFİ, LENFANGİYEKTAZİ

14 harfli kelimeler

LENFANGİYOGRAM, LENFADENEKTOMİ, LENFADENOGRAFİ

13 harfli kelimeler

LENTİVİRÜSLER, LENFOSİTOPENİ, LENFOSİTOPOEZ, LENGERİTATARI

12 harfli kelimeler

LENFADENİTİS, LENFOSİTOZİS, LENTİKULARİS, LENGERLENMEK

11 harfli kelimeler

LENTİGLOBUS, LENFOTOKSİN, LENTİFORMİS, LENFOSİTLER, LENFOSİTEMİ, LENFOSARKOM, LENFANGİTİS, LENFANGİYOM

10 harfli kelimeler

LENGÜİSTİK, LENİNCİLİK, LENFADENOZ, LENTİKULAR, LENFOSİTİK, LENFOBLAST, LENFOGRAFİ, LENFOMATÖZ, LENTİKONUS

9 harfli kelimeler

LENFOPOEZ, LENFATİZM, LENFOPENİ, LENFANJİT

8 harfli kelimeler

LENEVREK, LENTİKÜL, LENGERLİ, LENGÜİST, LENİNİST, LENFÖDEM, LENFATİK, LENFOSİT, LENİNİZM, LENFOKİN

7 harfli kelimeler

LENİNCİ, LENŞBER, LENFOİD, LENKMEK, LENDUHA, LENGERİ, LENGEDE, LENTİGO, LENFOMA

6 harfli kelimeler

LENTİK, LENZÜK, LENGİR, LENGER, LENGEÇ, LENFOM

5 harfli kelimeler

LENZE, LENZA, LENGE, LENGA, LENFA, LENTO, LENEN, LENCE

4 harfli kelimeler

LENS, LENF, LENİ, LENK

3 harfli kelimeler

LEN

Bazı kelimelerin anlamları

LEN

Ey, ulan anlamında kabaca seslenme ünlemi. Ulan, oğlan. "hitap" oğlan. Leğen.

LENFADENİTİS

Lenf yumrusu yangısı.

LENFOSİTOPENİ

Lenfopeni.

LENFADENEKTOMİ

Lenf yumrusunun ameliyatla çıkarılması.

LENFANGİYOSARKOM

Lenf damarı endotelinden köken alan, evcil hayvanlarda ender görülen, yaygın metastazlar oluşturabilen kötücül tümör, kötücül lenfanjiyoendotelyom.

LENTİBULARİACEAE

Zorunlu olamayan etçil olup karada ve su altında yaşayan formları bulunan bitkiler.

LENTİKULARİS

Mercek veya mercimeğe ait olan.

LENFOSİTOPOEZ

Lenfosit yapımı.

LENFOSİTOZİS

Lenfositik lökositozis.

LENFOSİNTİGRAFİ

Lenf damarlarının sintigrafi yöntemiyle görüntülenmesi.

LENGERİTATARI

Mantı.

LENTİVİRÜSLER

Retroviridae ailesinden bulunan ve AİDS gibi, kronik, ilerleyici ve genellikle öldürücü enfeksiyonlara neden olan bir virüs cinsi.

LENFANGİYEKTAZİ

Başlıca, dokulardaki yaygın kronik yangılarla tümör oluşumları ve tıkanmalara bağlı olarak lenf damarları iç çapının artması veya genişlemesi hâli. Daha çok bağırsak askısı, göğüs ve karın zarı gibi seröz ve subseröz lenf damarlarında biçimlenir.

LENFANGİYOGRAM

Kontrast bir madde zerk edildikten sonra lenf sisteminin radyolojik olarak incelenmesi.

LENGERLENMEK

Kıvrılıp oturmak. Yuvarlak olmak.

LENFADENOGRAFİ

Lenf yumrusunun kontrast madde enjeksiyonundan sonra görüntüsünün alınması.

  -   -   -  

Anlamında LEN bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AÇIKTAN

Bir yerin uzağından. Ayrıca, ek olarak. Sıra ve aşama gözetilmeden, dışarıdan atayarak. Önceden belirlenmiş bir bütçeye bağlı kalmaksızın.

AÇIKGÖZ

Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmasını bilen, cingöz, uyanık, kurnaz (kimse).

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

AÇACAK

Şişelenmiş bazı içeceklerin kapaklarını açmaya yarayan araç. Anahtar. Teneke kutu içinde korunmuş yiyeceklerin kapağını açmaya yarayan araç.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

ACYO

Herhangi bir paranın gerçek değeriyle sürüm değeri arasında veya bir ticaret senedinin üzerinde yazılı miktar ile indirimden sonraki tutarı arasında doğan fark. Bankaların senetli kredi işlemlerinde yaptıkları tahsilat. Bir ticaret senedinin yenilenmesinde alınan komisyon.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ABDESTLİK

Abdest alınacak yer. Abdest alınırken giyilen ve kolsuz hırkaya benzeyen bir giyecek türü.

AÇIKÇA

Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.

ABLA

Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

AÇIKLANAN

Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.

ABRA

Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.

ABRAŞ

Alaca benekli. Klorofil azlığından dolayı açık renkte lekeleri olan (bitki yaprağı). Cildin rengini bozup beyaz benekler ve lekeler yapan hastalık. Ters, kaba, görgüsüz (kimse). Deseni ve atkısı bozuk halı. Atın tüysüz yerlerinde görülen uyuza benzer bir hastalık. Çarpık, eğri, düzgün olmayan. Çilli, çopur yüzlü, gözleri açık renk olan (kimse).

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

ACENTE

Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.

ABARTILI

Olduğundan fazla gösterilen, abartmalı, mübalağalı. Abartarak, abartılı olarak, mübalağalı bir biçimde.

ABARTISIZ

Olduğu gibi gösterilen, abartmasız, mübalağasız. Abartmadan, abartısız olarak, mübalağasız bir biçimde.

ABDÜLLEZİZ

Akdeniz bölgesinde ve Afrika'da yetişen, çok yıllık, yumrulu ve otsu bir bitki (Cyperus esculentus). Bu bitkinin yemiş olarak yenilen, tatlı ve yağlı ürünü.

ABDAL

Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.