Kelimeler arşivi içinde; başında "lan" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. lan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu lan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LANGIRDAMAK, LANSOPRAZOL, LANDRYFELCİ, LANETLENMEK, LANSEOLATUS
LANETLEMEK, LANETLENME
LANTANİNE, LANGIRDAK, LANETLEME, LANSEOLAT
LANTANİT, LANGIRTI, LANGAROZ
LANGADA, LANETLİ, LANOLİN, LANSMAN, LANGIRT, LANİTOL, LANGUST, LANGONA, LANGUNA
LANSET, LANTAN, LANUGO, LANGUR, LANGAZ, LANGAR, LANDER
LANGO, LANGİ, LANON, LANSE, LANGA, LANET, LANDO, LANCA, LANAT
LANA
LAN
LAN
Ulan.
LANGIRTI
Büyük çanın çıkardığı ses. Anlamsız ve can sıkıcı söz.
LANTANİNE
"Lantana brasiliensis"ten elde edilen ve ateş düşürücü olarak kinin yerine kullanılan bir alkaloit.
LANETLENMEK
Lanet edilmek, lanete uğramak.
LANDRYFELCİ
Akut idiopatik polinöritis.
LANSEOLAT
Mızrak şeklinde; taban kısmı geniş, uca doğru gittikçe incelen, uzunluğu genişliğinden daha fazla olan yapı ya da bu şekildeki basit yaprak.
LANETLENME
Lanetlenmek işi.
LANGADA
Çabucak : Tepenin öte yüzüne langada aştı.
LANTANİT
Birbirine çok yakın kimyasal özellikler gösteren, atom numarası 57-71 arasında olan, seyrek bulunan elementlerin genel adı.
LANGIRDAK
Çok ve bağırarak konuşan. Gür sesli. Hayvanlara takılan büyük çan.
LANSOPRAZOL
Peptik ülsere karşı kullanılan proton pompası baskılayıcısı.
LANSEOLATUS
Mızrak biçiminde olan.
LANETLEME
Lanetlemek işi. Lanetlenmiş.
LANGIRDAMAK
Gevezelik etmek. Bağırarak konuşmak.
LANGAROZ
Geveze.
LANETLEMEK
Kargımak, beddua etmek, lanet etmek. Dinden kovmak. Tanrı, merhametinden yoksun bırakmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABA
Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.
ABANDIRMAK
Bir kimsenin bir yere veya bir kimseye yaslanmasını sağlamak. Bir hayvanı yere çöktürmek.
ABECE
Alfabe. Başlangıç.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
ABONELİK
Abone olma durumu. Belirli sayıda abonesi olan.
ABAZAN
Uzun süre cinsel ilişkide bulunmayan (erkek). Karnı aç olan (kimse).
ABDESTLİ
Abdest almış (kimse). Abdest alarak, abdest almış olarak. İyi adam. Abdesti bozulmamış olan (kimse).
ABAJUR
Işığı bir yere toplamak, doğrudan doğruya gözlere vurmasını önlemek için kullanılan, kâğıt, kumaş, maden veya renkli camdan yapılmış lamba siperi. Genellikle üzeri siperli masa lambası veya ayaklı lamba.
ABANİ
Genellikle sarık, bohça, kundak ve yorgan yüzü yapımında kullanılan, zemini beyaz, üzerinde safran renginde nakışlar bulunan ipek kumaş. Bu kumaştan yapılmış.
ABLATYA
Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç olan, geniş gözlü bir balık ağı türü.
ABAJURLU
Abajuru olan.
ABASIZ
Aba giymemiş olan.
ABDESTSİZ
Abdest almamış olan (kimse). Abdesti bozulmuş olan (kimse). Abdest almadan, abdest almaksızın. Kötü adam.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
ABALI
Aba giymiş olan.
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ABADİ
Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.
ABLİ
Yatay serenlerin ucuna bağlı bulunan ve bunları sağa, sola veya ortaya çevirmek için yararlanılan halat veya palanga.
ABLA
Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi. Erkeklerin kız veya kadınlara seslenirken söyledikleri söz. Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın. Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama (II).