Kelimeler arşivi içinde; başında "lap" olan, toplam 62 adet kelime bulunmaktadır. lap ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu lap ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lap olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LAPERMKEDİSİ, LAPGOĞERÇİNİ, LAPİNAGİLLER
LAPAROSKOPİ
LAPÇINAĞAZ, LAPÇINAYAK, LAPAROTOMİ, LAPAROSKOP
LAPLABINA, LAPKADİFE, LAPONYALI, LAPUDASIZ, LAPACILIK, LAPLANGIÇ, LAPLAPINA
LAPLANGA, LAPİSTİK, LAPLANGI, LAPPADAK, LAPISTİK, LAPÇINLI, LAPURDAK, LAPBASTI, LAPBASAN, LAPPIZİK, LAPPİLİK
LAPONCA, LAPADAK, LAPAKAZ, LAPAKKA, LAPLACE, LAPSEKİ, LAPATGA, LAPİSİK, LAPATĞA, LAPATKA, LAPİLLİ, LAPIDAK
LAPŞAT, LAPPAK, LAPORT, LAPPAŞ, LAPUĞA, LAPİNA, LAPPİK, LAPLUP, LAPACI, LAPARA, LAPAZA, LAPBAS, LAPÇIN, LAPLAK, LAPLAM
LAPİN, LAPIT, LAPOR, LAPRA, LAPAN, LAPAK, LAPON
LAPA
LAP
LAP
Yumuşak ve ağır bir şey düştüğünde çıkan ses.
LAPAROTOMİ
Karnın açılması, kesit yaparak karın boşluğuna girme, seliyotomi.
LAPUDASIZ
Bozukdüzen (iş için).
LAPACILIK
Tembellik, gevşeklik.
LAPERMKEDİSİ
Kuzey Amerika'dan köken alan, 1980'li yıllarda keşfedilen ve dalgalı anlamına gelen Laperm adı verilen, kıvırcık tüylü, ön ayakları arka ayaklardan daha kısa, tüyleri oldukça yumuşak, kabarık, kaygan, sık ve lüle lüle, en uzun ve en kıvırcık tüyleri boyun ve kulak bölgelerinde bulunan, erkeklerinin tüyleri genelde daha kıvırcık, bazı yavruları tüysüz doğan ve ilk dört ay tamamen tüysüz olan, tüylü doğan yavrularında yeni doğduklarında da bile dalgalı tüyler bulunan ve daha sonra bu tüyleri daha belirgin biçimde kıvrıklaşan, asla dökülmeyen kıvırcık tüyleri nedeniyle ilgi çeken, rengi tüm renklerde ve farklı desenlerde olabilen, ince ve sevecen sesli, hareketli, meraklı, dikkatli, sahibine oldukça bağlı, kendisiyle ilgilenilmesine bayılan yapıda, yarı uzun tüylü kedi ırkı.
LAPÇINAĞAZ
Büyük ağızlı kişi.
LAPONYALI
Lapon.
LAPAROSKOPİ
Karın boşluğundaki organların laparoskopla görülerek muayenesi ve tedavisi.
LAPÇINAYAK
İri ve tabanı çok sert ayak.
LAPGOĞERÇİNİ
Kül renkli ve iri yaban güvercini.
LAPLABINA
Yüzeyleri düzgün olan iki şeyin aralık bırakmadan birbirine değmesini anlatır: Kütükleri birbirine laplabına çattılar.
LAPLANGIÇ
Saç üstündeki yufkayı çevirmeye yarayan kürek biçiminde tahta araç.
LAPAROSKOP
Karın boşluğunu ve karın organlarını görerek muayene ve ameliyat amacıyla karın duvarından sokulan ucu ışıklı aygıt.
LAPLAPINA
Yüzeyleri düzgün olan iki şeyin aralık bırakmadan birbirine değmesini anlatır.
LAPİNAGİLLER
Kemikli balıklar takımına giren bir familya. Asalakbilimde, şeritlere arakonakçı türleri dolayısıyle anılan parlak renkli deniz balıkları familyası. Balıklar (Pisces) sınıfının, kemikli balıklar (Teleostei) takımının, dikenli yüzgeçtiler (Acanthopterygii) alt takımından, tropik ve ılık denizlerde yaşayan, dudakları kalın, mercanlar arasında barınan, bazısı etçil, bazısı otçul olan bir familya. Kemikli balıklardan, tropik ve ılık denizlerde yaşayan, dudakları kalın, mercanlar arasında barınan, bazısı karnivor, bazısı herbivor olan bir familya. (Labridae),iyi bilinen türleridir.
LAPKADİFE
Kadife çiçeğinin iri ve sarı renklisi.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAZA
Mobilyanın uzunluğunca konulan dar ayak. Dolap gövdesinin zemine düzgün oturmasına yarayan çerçeve şeklindeki kaide. Yatağın yerden yüksek olmasını sağlayan veya sandık olarak kullanılan boş bölmesi.
ÇEKMECE
Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık. Gemilerin barınabilecekleri koy.
DOLAPÇILIK
Dolapçı olma durumu. Dolapçının yaptığı iş.
DOĞRAMA
Doğramak işi. Bir yapının kapı, pencere, dolap, raf vb. ağaç, metal veya plastik bölmeleri.
ÇURÇUR
Lapina familyasından, eti pek sevilmeyen, küçük bir deniz balığı (Crenilabrus). Önemsiz, değersiz.
DEVRİMCİ
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapan kimse. Devrim yapan veya devrime bağlı olan kimse, ihtilalci. İnkılapçı kimse.
ALTINOLUK
İşlemeli kadın şalvarı. Sarıkların üstüne sarılan sırma şerit. Altın sırma veya kılaptanla işlenmiş çizgili ipek kumaş. Bu cins kumaşların üstünde bulunan sırma işlemeli yollar.
DEVRİM
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik. Çevrilme, katlanma, bükülme. İhtilal. İnkılap.
DEVRİMCİLİK
Belli bir alanda hızlı, köklü ve nitelikli değişiklik yapma. İnkılapçılık. İhtilalcilik.
BUZDOLABI
Yiyecek, içecek vb.ni soğuk olarak saklamaya yarayan, motorla çalışan dolap, soğutucu, frijider.
ÇEKTİRME
Çektirmek işi. Arabaların göbek bilyelerini çıkarmak için kullanılan araç. Yaklaşık 30-50 grostonluk yelkenli veya yük taşıyan motorlu büyük kayık. Arabaların değişik bölümlerinde hareketi ve dönüşü sağlamaya yarayan rulmanların yuvalarından çıkarılması işinde kullanılan alet. Çektiri. Sökülebilir elbise, yemek ve salon dolaplarının tablalarını birbirine tutturmak için metal veya plastikten yapılmış bağlantı parçası.
ÇIKRIK
Kuyudan kovayı çekmeye yarayan ve el ile çevrilen araç. Ağır bir şeyi çekecek ipin sarılmasına yarayan ve bir eksen üzerinde uzunca bir kolla çevrilerek dönen silindir. İplik bükme, iplik sarma vb. işlerde kullanılan, el veya ayakla çevrilen dolap.
AKŞAMSEFASI
İki çeneklilerden, gece açan küçük kokulu çiçekleri olan, otsu bir bitki, gecesefası (Mirabilis jalapa).
DOLAP
Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya. Düzen. Su dolabı. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor.
DOLAPÇI
Dolap yapan veya satan kimse. İstanbul bedesteninde dolap işleten kimse. Hileci, düzenci.
ACYOCU
Borsa veya piyasada tahvil için çeşitli hileler uygulayan, dolaplar çeviren kimse.
BİNİ
Binme işi. Kapı, dolap vb. şeylerin, kanatları kapandığında kalan aralığı örtebilmek için bu kanatların kenarına çakılan çıta.
BUZLUK
Yiyecek ve içecekleri soğutarak saklamak için kullanılan, buzla soğutulan kap veya dolap. Buzdolabının içinde buz yapan bölme.
BÜFE
Evlerde içine yemek takımlarının konduğu dolap. Yiyecek, içecek, gazete, dergi vb.nin satıldığı küçük dükkân. Toplantılarda yiyecek ve içeceklerin konulduğu masa.
DÖNÜŞÜM
Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, şekil değiştirme, tahavvül, inkılap, transformasyon. Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme. Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon.