Kelimeler arşivi içinde; başında "las" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. las ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu las ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde las olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LASTİKÇİLİK
LASALCILIK, LASTİKOTİN, LASERASYON
LASTİKSİZ, LASALOSİT
LASTİKLİ, LASTİKÇİ
LASDİYH, LASERAT, LASKİNE, LASTEKS
LASDIK, LASTİK
LASKİ, LASTA, LASER, LASAN
LAST, LASO, LASE, LASA
LAS
LAS
Biçilmiş otlardan yapılmış ot dizisi. Bağ hâline getirilmeden önee, biçildikleri yerde, soldurulmak üzre sıralar hâlinde bekletilen ve zaman zaman aktarılan yem bitkileri, ot vb.
LASTİK
Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç. Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı. Kauçuktan yazı silgisi. Kauçuktan yapılmış ayakkabı. Bir tür esnek örgü. Kauçuktan yapılmış. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit. Korse.
LASTİKÇİ
Lastik ürünlerini yapan veya satan kimse. Otomobil lastiğini satan veya onaran kimse.
LASALOSİT
Streptomyces lasaliensis kültürlerinden elde edilen ve tek değerli iyonlarla birlikte iki değerli iyonları da bağlama yeteneğine sahip iyonofor grubu antikoksidiyal ilaç.
LASERASYON
Yırtılma, travmatik yaralanma. Delici yaralanmalar sonucu meydana gelmiş laserasyonlar genellikle ikincil enfeksiyonlara maruz kalır. Vücut dokularının yırtılmasıyla oluşan yara.
LASTİKSİZ
Lastiği olmayan.
LASKİNE
İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun.
LASDİYH
Fransızca kökenli elastigue: lastik; kauçuk; mestin üstüne giyilen lastik ayakkabı; çarık yerine giyilen lastik veya plastik ayakkabı.
LASDIK
Lastik.
LASTİKLİ
İçinde veya üzerinde lastik bulunan. Türlü anlamlar verilebilen (söz, konuşma).
LASALCILIK
Kentsoylu toplumunun üretici güçleri geliştirmeye sınırsız bir olanak tanıdığı ve proleteryanın topluma yararlı hizmet sağladığı savından hareketle burjuva toplumunu meşrulaştıran ve marksizm karşıtı hareketin kuramcılarından biri olan Ferdinand Lassalle tarafından geliştirilen kuram.
LASTİKÇİLİK
Lastikçinin yaptığı iş.
LASTEKS
Kauçuk, ipek, pamuk veya yün karışımı bir tür yapma kumaş. Bu kumaştan yapılan.
LASKİ
Yakı ile ilgili.
LASTİKOTİN
İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. Bu kumaştan yapılan.
LASERAT
Kenarları derin ve düzgün olmayan şekilde parçalanmış yaprak.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AŞIRMA
Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.
AMBALAJ
Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.
ACEMBUSELİK
Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam.
ARPALIK
Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.
ACEMAŞİRAN
Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.
ACEMKÜRDİ
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam.
ACEM
Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.
ARKAİK
Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).
ABARTMAK
Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.
AKICILIK
Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.
ARABANKÜRDİ
Klasik Türk müziğinde az kullanılmış birleşik bir makam.
BAKLALIK
Bakla tarlası.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
AYAKKABI
Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.
ARABAN
Klasik Türk müziğinde bir makam. Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri.
AGORA
Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.
BAĞINTI
Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.
AYARLAMA
Ayarlamak işi, kalibraj. Düzene koyma, regülasyon.
BAKLALI
Baklası olan.
BADANALAMAK
Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.