LAS ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "las" olan, toplam 23 adet kelime bulunmaktadır. las ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu las ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde las olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

LASTİKÇİLİK

10 harfli kelimeler

LASALCILIK, LASTİKOTİN, LASERASYON

9 harfli kelimeler

LASTİKSİZ, LASALOSİT

8 harfli kelimeler

LASTİKLİ, LASTİKÇİ

7 harfli kelimeler

LASDİYH, LASERAT, LASKİNE, LASTEKS

6 harfli kelimeler

LASDIK, LASTİK

5 harfli kelimeler

LASKİ, LASTA, LASER, LASAN

4 harfli kelimeler

LAST, LASO, LASE, LASA

3 harfli kelimeler

LAS

Bazı kelimelerin anlamları

LAS

Biçilmiş otlardan yapılmış ot dizisi. Bağ hâline getirilmeden önee, biçildikleri yerde, soldurulmak üzre sıralar hâlinde bekletilen ve zaman zaman aktarılan yem bitkileri, ot vb.

LASKİNE

İskambil kâğıtlarıyla oynanan bir oyun.

LASTİKSİZ

Lastiği olmayan.

LASDİYH

Fransızca kökenli elastigue: lastik; kauçuk; mestin üstüne giyilen lastik ayakkabı; çarık yerine giyilen lastik veya plastik ayakkabı.

LASALOSİT

Streptomyces lasaliensis kültürlerinden elde edilen ve tek değerli iyonlarla birlikte iki değerli iyonları da bağlama yeteneğine sahip iyonofor grubu antikoksidiyal ilaç.

LASALCILIK

Kentsoylu toplumunun üretici güçleri geliştirmeye sınırsız bir olanak tanıdığı ve proleteryanın topluma yararlı hizmet sağladığı savından hareketle burjuva toplumunu meşrulaştıran ve marksizm karşıtı hareketin kuramcılarından biri olan Ferdinand Lassalle tarafından geliştirilen kuram.

LASTİK

Ayakkabı üzerine giyilen kauçuktan pabuç. Taşıtların jantlarına yerleştirilen, elastiki tekerlek bandajı. Kauçuktan yazı silgisi. Kauçuktan yapılmış ayakkabı. Bir tür esnek örgü. Kauçuktan yapılmış. Esnek, ince kauçuk veya kauçuklu şerit. Uzun konçlu çorabın düşmesini önlemek için üst kısmına gelecek biçimde bacağa geçirilen esnek şerit. Korse.

LASERASYON

Yırtılma, travmatik yaralanma. Delici yaralanmalar sonucu meydana gelmiş laserasyonlar genellikle ikincil enfeksiyonlara maruz kalır. Vücut dokularının yırtılmasıyla oluşan yara.

LASTİKLİ

İçinde veya üzerinde lastik bulunan. Türlü anlamlar verilebilen (söz, konuşma).

LASTEKS

Kauçuk, ipek, pamuk veya yün karışımı bir tür yapma kumaş. Bu kumaştan yapılan.

LASTİKÇİ

Lastik ürünlerini yapan veya satan kimse. Otomobil lastiğini satan veya onaran kimse.

LASTİKÇİLİK

Lastikçinin yaptığı iş.

LASERAT

Kenarları derin ve düzgün olmayan şekilde parçalanmış yaprak.

LASKİ

Yakı ile ilgili.

LASTİKOTİN

İnce iplik ile çok sık dokunmuş yünlü kumaş. Bu kumaştan yapılan.

LASDIK

Lastik.

  -   -   -  

Anlamında LAS bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LAS geçen kelimeler listesi verilmiştir.

BADANALAMAK

Duvarları boyamak için sulandırılmış kireç veya plastik boya sürmek.

ARKAİK

Güzel sanatlarda klasik çağ öncesinden kalan. Konuşulan ve yazılan dilde, kullanımdan düşmüş olan (eski söz veya deyim).

AGORA

Yunan klasik devrinde, sitenin yönetim, politika ve ticaret işlerini konuşmak için halkın toplandığı alan, halk meydanı.

ACEMBUSELİK

Klasik Türk müziğinde kullanılan birleşik bir makam.

ACEMAŞİRAN

Klasik Türk müziğinde kullanılan şet makamlarından biri.

AYAKKABI

Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

AŞIRMA

Aşırmak işi. Özellikle para aşırma, aşırtı, ihtilas. Küçük kazan, kova, bakraç. Aşırılmış. Başkalarının yazılarından bölümler, dizeler alıp kendisininmiş gibi gösterme veya başkalarının konularını benimseyip değişik bir biçimde anlatma, intihal. Yapı çatılarında uzun mertek, aşık.

AYARLAMA

Ayarlamak işi, kalibraj. Düzene koyma, regülasyon.

ACEMKÜRDİ

Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam.

ARABANKÜRDİ

Klasik Türk müziğinde az kullanılmış birleşik bir makam.

ABARTMAK

Bir nesneyi veya durumu olduğundan daha önemli, daha büyük veya daha çok göstermek, mübalağa etmek. Bir iş, bir davranış vb.nde gereğinden fazlasına kaçmak, aşırıya kaçmak.

ARABAN

Klasik Türk müziğinde bir makam. Gaziantep iline bağlı ilçelerden biri.

BAKLALIK

Bakla tarlası.

BAĞINTI

Bir nesneyi başka bir nesne ile uyarlı kılan bağ. İki veya daha fazla değişken arasındaki bağıntı. Görelik. İki ayrı veri grubu arasında bulunan ilişki derecesinin ölçümü, deneştirme, korelasyon. İki veya daha çok nitelik arasında matematik işlemleri yardımı ile kurulan bağlılık veya eşitlik. Organizmanın değişik yapı, özellik ve olaylarında görülen karşılıklı ilgi, bağlılık, korelasyon.

BAKLALI

Baklası olan.

ARPALIK

Arpa ekilen yer, arpa tarlası. Karşılıksız yarar sağlanılan yer veya kimse, yemlik. Osmanlılarda memurlara görevleri sırasında maaşlarına ek olarak, görevden ayrıldıktan sonra ise bir tür emeklilik maaşı olarak verilen gelir. Hayvanın dişinde bulunan ve hayvan yaşlandıkça silindiği için yaşını belli eden bir nişan. Arpa konulan yer.

AMBALAJ

Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.

AKICILIK

Akıcı olma durumu. Söz, yazı ve anlatımın akıcı olma özelliği, selaset.

BAGET

Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.

ACEM

Klasik Türk müziğinde mi notasına yakın bir perde. İran ülkesi. İranlı.