LAH ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "lah" olan, toplam 34 adet kelime bulunmaktadır. lah ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu lah ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lah olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

LAHMACUNCULUK

11 harfli kelimeler

LAHDALANMAK

10 harfli kelimeler

LAHTALAMAK, LAHMACUNCU, LAHIRDAMAH

9 harfli kelimeler

LAHANAMSI

8 harfli kelimeler

LAHURAKİ, LAHMACUN, LAHLAMAK

7 harfli kelimeler

LAHZADA, LAHTARA, LAHIRDI, LAHDERE, LAHAVLE

6 harfli kelimeler

LAHİKA, LAHLAH, LAHUTİ, LAHURİ, LAHORİ, LAHANA

5 harfli kelimeler

LAHİK, LAHZA, LAHUT, LAHAB, LAHAM, LAHRA, LAHOZ, LAHOS, LAHNA, LAHMİ, LAHAT, LAHÇA, LAHİT

Bazı kelimelerin anlamları

LAH

Aşkolsun anlamında kınama sözcüğü.

LAHANAMSI

Lahanayı andıran, lahanaya benzeyen, lahana gibi.

LAHDERE

İlkel durumdaki keten ve kendirin kullanılacak duruma gelmesi için işlem gördüğü su çukuru.

LAHIRDAMAH

Konuşmak: Boş bardak gibi ne lahırdayıp duruyon.

LAHDALANMAK

Katılaşmak, pıhtılaşmak : Elimi kestim, gan lahdalandı.

LAHURAKİ

Lahor'da yapılmış olan (bir tür şal kumaşı), lahuri.

LAHZADA

Çabucak.

LAHTARA

İlkel durumdaki keten ve kendirin kullanılacak duruma gelmesi için işlem gördüğü su çukuru.

LAHLAMAK

Yorgunluktan solumak.

LAHMACUNCU

Lahmacun yapan ve satan kimse.

LAHIRDI

Konuşma.

LAHAVLE

Sabrın tükendiğini belirtmek için söylenen bir söz.

LAHİKA

Ek.

LAHMACUN

Üstüne kıyma, kıyılmış soğan, maydanoz ve baharat konularak fırında pişirilen pide türü bir yiyecek.

LAHTALAMAK

Katılaşmak, pıhtılaşmak.

LAHMACUNCULUK

Lahmacuncunun işi veya mesleği.

  -   -   -  

Anlamında LAH bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ATICILIK

Atıcı olma durumu. Bazı ateşli silahlar kullanarak yapılmış olan spor.

ARKEBÜZ

XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah.

ARAP

Fotoğrafın negatifi. Koyu esmer. Fellah. Orta Doğu ile Kuzey Afrika'nın büyük bir bölümünde yaşayan halk ve bu halkın soyundan olan kimse.

AMENTÜ

Bir oluş, düşünce veya ideolojinin temelini oluşturan değer yargıları. Arapça "inandım" anlamına gelen ve İslamiyetin temel inançları olan "Allah'a, onun meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine inanma"yı dile getiren söz.

ATEŞ

Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık, od, nâr. Isıtmak, pişirmek için kullanılan yer veya araç. Tutuşmuş olan cisim. Genellikle hastalık etkisiyle artan vücut sıcaklığı, kızdırma. Öfke, hırs, hınç. Tehlike, felaket. Coşkunluk. Büyük üzüntü, acı. Patlayıcı silahların atılması.

ATMAK

Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.

AKPAS

Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).

ALİ

Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.

ARAKİYE

Dervişlerin giydikleri, tiftikten yapılmış ince külah. Bir tür küçük zurna.

ALIKLIK

Alık olma durumu, belahet.

BALİSTİK

Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.

ASTSUBAY

Silahlı Kuvvetler Yasası'na göre astsubay meslek yüksekokullarında yetişerek Silahlı Kuvvetlere katılan astsubay çavuştan astsubay kıdemli başçavuşa kadar rütbesi olan asker, gedikli.

BARUT

Ateşli silahla bir merminin atılmasına veya herhangi bir aracın fırlatılmasına yarayan, patlayıcı madde.

BAHT

Gelecekteki olayları kaçınılmaz bir biçimde belirleyen ilahi iradenin insan ve toplum için çizdiği yaşayış biçimi, kader, talih. Şans.

ALİMALLAH

Söylenen bir sözün doğruluğuna inandırmak için "en iyisini Allah bilir" anlamında kullanılan bir söz.

ARPACIK

Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.

BARDAKALTI

Bardağın konulduğu yeri kirletmemesi için kullanılan, genellikle örgü, kâğıt veya plastik örtü. Yemek öncesi yenilen küçük bir lahmacun türü.

BARATA

Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.