Kelimeler arşivi içinde; başında "lak" olan, toplam 81 adet kelime bulunmaktadır. lak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu lak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
LAKTODANSİMETRE
LAKERDACILIK, LAKTOGENEZİS
LAKTOTROPİN, LAKTOPOEZİS, LAKRİMASYON, LAKTALBUMİN, LAKTASİDEMİ, LAKTOFERRİN, LAKTOFLAVİN
LAKLAKİYAT, LAKRİMATÖR, LAKRİMALİS, LAKTOMETRE, LAKIRDAMAK, LAKGABALIH, LAKTOJENİK, LAKTOPİREN, LAKAYITLIK, LAKTOSEBUM
LAKERDACI, LAKTASYON, LAKACILIK, LAKIRTICI, LAKTOKRİT, LAKTOKSİM, LAKTOZÜRİ, LAKTİDLER, LAKTİFERA
LAKSATİF, LAKRİMAL, LAKTAZAM, LAKLAMAK, LAKTİTOL, LAKTİYOL, LAKKADAK, LAKTULOZ, LAKTOFİL, LAKTOJEN, LAKÇILIK, LAKIRDAK
LAKTEAL, LAKAPLI, LAKTARE, LAKERDA, LAKAYDİ, LAKAYIT, LAKRİMA, LAKIRDI, LAKONİK, LAKIRTI, LAKLAKI, LAKKADA, LAKLAKA
LAKUNA, LAKTOZ, LAKACI, LAKTON, LAKKAZ, LAKLAK, LAKTİT, LAKTİS, LAKTİM, LAKTOL, LAKTAZ, LAKTAT
LAKÜN, LAKOZ, LAKMA, LAKLI, LAKKA, LAKİN, LAKÇI, LAKAZ, LAKAT, LAKAŞ, LAKAP, LAKAN
LAKE, LAKA
LAK
LAK
Uzak Doğu'da yetişen Amerikan elmasından çıkan zamk. Boyacılıkta kullanılan, kırmız böceğinin üst deri bezlerinin salgıladığı madde.
LAKTOPOEZİS
Galaktopoezis.
LAKTOFERRİN
Çiğ sütte doğal olarak bulunan, demir elementini bağlama ve bakterilerin çoğalmasını durdurucu özelliği olan inhibitör madde.
LAKRİMASYON
Gözyaşı salgısı, gözyaşı akıntısı.
LAKTOMETRE
Sütün bağıl yoğunluğunu saptamak için kullanılan hidrometre.
LAKTODANSİMETRE
Sütün yoğunluğunu ölçen alet.
LAKRİMATÖR
Etil iyodo asetat gibi göz yaşı oluşturan madde.
LAKERDACILIK
Lakerdacının yaptığı iş.
LAKIRDAMAK
Lıkır lıkır etmek, lıkırdamak. Gereksiz konuşmak. Leylek, gagasiyle ses çıkarmak. Lak lak sesi çıkarmak.
LAKTASİDEMİ
Kanda laktik asit bulunması.
LAKTALBUMİN
Sütte ısıya duyarlı serum proteini.
LAKTOGENEZİS
Meme bezinin süt sekresyonuna hazırlanma ve süt salgısının başlaması süreci.
LAKTOTROPİN
Prolaktin.
LAKLAKİYAT
Boş lakırtılar, değersiz sözler.
LAKTOFLAVİN
Riboflavin.
LAKRİMALİS
Gözyaşıyla ilgili.
Bu bölümde tanımı içerisinde LAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
AHLAKİ
Ahlaka uygun, ahlakla ilgili, aktöresel, sağtöresel.
ABACI
Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ABLAKLIK
Ablak olma durumu.
ABLAKÇA
Ablak gibi.
AHLAKLI
Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse).
ABANOZ
Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.
ADEMELMASI
Gırtlak çıkıntısı.
AHLAKEN
Ahlakça.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AHLAKÇI
Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.
AĞRIMA
Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.
AHLAKÇA
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.
AHLAKSIZCA
Ahlaksız bir biçimde veya tarzda, ahlaksızcasına.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
AĞLAMAKLI
Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı.
AHLAKSIZ
Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AHLAKLILIK
Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.