LAK ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "lak" olan, toplam 81 adet kelime bulunmaktadır. lak ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu lak ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde lak olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

LAKTODANSİMETRE

12 harfli kelimeler

LAKERDACILIK, LAKTOGENEZİS

11 harfli kelimeler

LAKTOTROPİN, LAKTOPOEZİS, LAKRİMASYON, LAKTALBUMİN, LAKTASİDEMİ, LAKTOFERRİN, LAKTOFLAVİN

10 harfli kelimeler

LAKLAKİYAT, LAKRİMATÖR, LAKRİMALİS, LAKTOMETRE, LAKIRDAMAK, LAKGABALIH, LAKTOJENİK, LAKTOPİREN, LAKAYITLIK, LAKTOSEBUM

9 harfli kelimeler

LAKERDACI, LAKTASYON, LAKACILIK, LAKIRTICI, LAKTOKRİT, LAKTOKSİM, LAKTOZÜRİ, LAKTİDLER, LAKTİFERA

8 harfli kelimeler

LAKSATİF, LAKRİMAL, LAKTAZAM, LAKLAMAK, LAKTİTOL, LAKTİYOL, LAKKADAK, LAKTULOZ, LAKTOFİL, LAKTOJEN, LAKÇILIK, LAKIRDAK

7 harfli kelimeler

LAKTEAL, LAKAPLI, LAKTARE, LAKERDA, LAKAYDİ, LAKAYIT, LAKRİMA, LAKIRDI, LAKONİK, LAKIRTI, LAKLAKI, LAKKADA, LAKLAKA

6 harfli kelimeler

LAKUNA, LAKTOZ, LAKACI, LAKTON, LAKKAZ, LAKLAK, LAKTİT, LAKTİS, LAKTİM, LAKTOL, LAKTAZ, LAKTAT

5 harfli kelimeler

LAKÜN, LAKOZ, LAKMA, LAKLI, LAKKA, LAKİN, LAKÇI, LAKAZ, LAKAT, LAKAŞ, LAKAP, LAKAN

4 harfli kelimeler

LAKE, LAKA

3 harfli kelimeler

LAK

Bazı kelimelerin anlamları

LAK

Uzak Doğu'da yetişen Amerikan elmasından çıkan zamk. Boyacılıkta kullanılan, kırmız böceğinin üst deri bezlerinin salgıladığı madde.

LAKTOMETRE

Sütün bağıl yoğunluğunu saptamak için kullanılan hidrometre.

LAKTALBUMİN

Sütte ısıya duyarlı serum proteini.

LAKTODANSİMETRE

Sütün yoğunluğunu ölçen alet.

LAKTOFERRİN

Çiğ sütte doğal olarak bulunan, demir elementini bağlama ve bakterilerin çoğalmasını durdurucu özelliği olan inhibitör madde.

LAKTOTROPİN

Prolaktin.

LAKTASİDEMİ

Kanda laktik asit bulunması.

LAKIRDAMAK

Lıkır lıkır etmek, lıkırdamak. Gereksiz konuşmak. Leylek, gagasiyle ses çıkarmak. Lak lak sesi çıkarmak.

LAKRİMATÖR

Etil iyodo asetat gibi göz yaşı oluşturan madde.

LAKTOFLAVİN

Riboflavin.

LAKTOPOEZİS

Galaktopoezis.

LAKLAKİYAT

Boş lakırtılar, değersiz sözler.

LAKRİMASYON

Gözyaşı salgısı, gözyaşı akıntısı.

LAKERDACILIK

Lakerdacının yaptığı iş.

LAKRİMALİS

Gözyaşıyla ilgili.

LAKTOGENEZİS

Meme bezinin süt sekresyonuna hazırlanma ve süt salgısının başlaması süreci.

  -   -   -  

Anlamında LAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde LAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABACI

Aba yapan ya da satan kimse. Asalak. Bedavacı. Abadan giyecek yapan veya satan kimse.

AHLAKSIZ

Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.

ADEMELMASI

Gırtlak çıkıntısı.

AHLAKÇI

Ahlak konularını inceleyen filozof veya bu konularla uğraşan kimse. Her şeyi ahlak açısından değerlendiren, törelci, aktöreci, moralist.

AĞIT

Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.

AHLAKÇA

Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.

AHLAKLI

Ahlak kurallarına bağlı, bunlara uygun davranan (kimse).

AĞRIMA

Ağrımak işi. Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık.

AÇIK

Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.

AĞLAMAKLI

Ağlar gibi olan, üzüntülü, ağlak, ağlamalı, ağlamsı.

ABLAKLIK

Ablak olma durumu.

AĞIR

Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.

AHLAKEN

Ahlakça.

AHLAKLILIK

Bir insanın veya bir insan grubunun iyi ve kötü açısından davranış biçimi ve ahlaki düşünüşü. Ahlak kuralları ile uyum içinde olma.

AHLAKİ

Ahlaka uygun, ahlakla ilgili, aktöresel, sağtöresel.

ABANOZ

Abanozgillerden, sıcak ülkelerde yetişen, kerestesinden yararlanılan birçok ağacın ortak adı. Bu tahtadan yapılmış. Bu ağacın ağır, sert ve siyah renkli tahtası. Koyu, parlak siyah. Bu renkte olan.

AHLAKÇILIK

Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ABLAKÇA

Ablak gibi.

AHLAKSIZCA

Ahlaksız bir biçimde veya tarzda, ahlaksızcasına.