Kelimeler arşivi içinde; başında "küy" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. küy ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu küy ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde küy olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÜYÜRDETMEK
KÜYEGÖRMEK, KÜYÜRDEMEK
KÜYDÜRMEK, KÜYTÜRMEK
KÜYESİYE, KÜYÜKMEK
KÜYÜRTÜ
KÜYDÜR, KÜYNÜK, KÜYNER, KÜYMEK
KÜYÜK, KÜYLE, KÜYKÜ, KÜYÜŞ
KÜYE
KÜY
KÜY
Köy (bk. köy, kû, küv).
KÜYÜRDETMEK
Sert yiyecekleri yerken ses çıkartmak.
KÜYNER
Çam sakızı. Gürgen ağacı.
KÜYÜRTÜ
Gevrek şeylerin kırılırken çıkardığı ses.
KÜYNÜK
İçi çürümüş, kof (ağaç ya da meyve için).
KÜYTÜRMEK
Elinden bir şeyi atmak, fırlatmak.
KÜYMEK
Gözlemek, beklemek: Nerde kaldın? Sabahtan beri seni küyüyorum. Kaçmak. Sessiz olmak. Yanmak. Güvenmek. Sabretmek. Beklemek, sabretmek, teenni etmek, intizarda bulunmak, etrafı gözetlemek.
KÜYÜK
Çürük.
KÜYÜRDEMEK
Gevremek, kurumak.
KÜYESİYE
Vadeli olarak.
KÜYKÜ
Yel almayan kuytu yer.
KÜYÜKMEK
Çürümek.
KÜYEGÖRMEK
Bekleyedurmak.
KÜYLE
Tandırdaki ateşin yanmasını sağlayan hava deliği. Tandırın hava bacası (Erzincan Merkez).
KÜYDÜR
Uzun floş eteklik.
KÜYDÜRMEK
Elinden bir şeyi atmak, fırlatmak. Bir şeyi eliyle itmek, sürmek. Yerinden etmek, ayağını kaydırmak, ilgisini kesmek. Bekletmek, intizarda bırakmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MİSYONER
Bir dini, özellikle Hristiyanlığı yaymakla görevli kimse. Kendini herhangi bir düşünceyi, bir ülküyü yaymaya adayan kimse.
KÖY
Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri veya nüfus yoğunluğu yönünden şehirden ayırt edilen, genellikle tarımsal alanda çalışılan, konutları ve öteki yapıları bu hayata uygun yerleşim birimi, köylük yer, köy yeri. Köy halkı. Köy (bk. kü, küv, küy). Belli bir adı, okul, cami, muhtarlık ve benzerleri toplumsal ve dinsel kuruluşları, komşu köyden ayrıldığı sınırları, tarla, otlak ve korusu bulunan, halkının yaşamı aşağı yukarı tümüyle toprağa bağlı olan yerleşim biçimi. Birbirleriyle akraba olan ya da olmayan birden çok ailenin bir araya gelerek tarım yapmaya ya da hayvan yetiştirmeye elverişli yerey parçasının bir köşesinde kurdukları, alan ve sokaklar çevresinde toplanan küçük ya da büyük, dağınık ya da toplu yapılarla, bunların eklentilerinden oluşan evrensel ve geleneksel yerleşme yeri. bk. köylü, köy topluluğu, akraba. Yönetim durumu, toplumsal ve ekonomik özellikleri ya da nüfus yoğunluğu yönünden kentten ayırt edilen, genellikle tarımsal uğraşıda bulunmak gibi işlevlerle ayrımlaşan ve belirlenen, konutları ve öteki yapıları bu yaşamı yansıtan yerleşme birimi. Köz, kor; yanık, yanma; azap, ıztırap.
ÜLKÜMEN
Ülküsü olan, bir ülküye bağlı olan kimse.
DÜZERLEME
Bozuk bir şeyi onarma, yapma. Bir türküyü harmonize etme.
ÜLKÜDAŞ
Aynı ülküye bağlı olanlardan her biri.
KÜV
Köy (bk. köy, kû, küy).
TÜRHİYE
Türkiye, karşılığı türküye.
GÖRÜNKMEK
Belli olmak, görünmek: Ay görünküyor.
DÖNDERME
İnce söğüt dalından örülen, kulpsuz, ağzı geniş, yemeklerin üstüne örtülen bir çeşit sepet. Mayasız hamurdan yapılan ve yağda kızartılan pide. Kuru yufkadan yapılmış börek. Birinin gönderdiğine ısmarladığına karşılık gönderme: Bu ne kahvesi ? Siz ona kahve ısmarladınızsa o da dönderme yaptı. Bar denilen halay oyununda oyunculardan ilk üç kişinin söylediği türküyü biraz sonra başka üç kişinin tekrarlaması. Doğu Anadolu saz ozanları arasında kullanılan dörtlük sonlarındaki kavuştak.
ÜLKÜCÜLÜK
Bir ülküyle belirlenmiş olan, bu ülküye çıkar gütmeden bağlı kalan yaşama biçimi ve dünya görüşü, idealizm.
ÜLKÜCÜ
Bir ülküye çıkar gütmeden bağlı olan, idealist.
KU
Çeltik tarlası sulanırken su üstünde toplanan çerçöp. Köy (bk. köy, küv, küy). Kurçatovyum elementinin simgesi. "Kurçatovyum" isimli elementin sembolu.
ÜLKÜDEŞ
Aynı ülküye bağlı olanlardan her biri.
HALKEVİ
Halkı eğitip millî birliğe ve ülküye yöneltmek amacıyla açılan kuruluş. Bu kuruluşun görev yaptığı yapı.
KÖKERTMEK
Köklemek. Fide, sebze veya asma çubuğunun ufaklarını köküyle çıkararak başka yere dikmek.