Kelimeler arşivi içinde; başında "külü" olan, toplam 22 adet kelime bulunmaktadır. külü ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu külü ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde külü olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KÜLÜNKÜLEMEK
KÜLÜŞEFTELİ, KÜLÜSTÜRLÜK
KÜLÜKLEMEK
KÜLÜMPELİ
KÜLÜLMEK, KÜLÜSTÜR
KÜLÜBOY, KÜLÜNÇE, KÜLÜMEK, KÜLÜMBE, KÜLÜLÜK
KÜLÜÇE, KÜLÜNG, KÜLÜNK
KÜLÜZ, KÜLÜR, KÜLÜP, KÜLÜN, KÜLÜL, KÜLÜK
KÜLÜ
KÜLÜ
Hindi. Kaz. Bir çeşit oyunda kullanılan yumurta biçiminde taş.
KÜLÜSTÜR
Yıpranmış, eski, bakımsız.
KÜLÜMPELİ
Tortulu, koyuca: Külümpeli bir ayran yap içelim.
KÜLÜNÇE
Zararlı hayvanlara verilen bir çeşit zehir. Saç ya da taş üzerinde pişirilen bazlama gibi ufak ekmek. Mısır unundan yapılan ekmek. Ölünün arkasından yapılan yağlı, soğanlı ekmek. Şanlıurfa ili, Yardımcı nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KÜLÜNKÜLEMEK
Miskinleşmek, uyuşuklaşmak.
KÜLÜÇE
Külde pişirilen çörek.
KÜLÜBOY
Sıpa.
KÜLÜNG
Çabuk, tez (at için).
KÜLÜŞEFTELİ
Açık kırmızı renk (edik, potin, ayakkabı vb.).
KÜLÜSTÜRLÜK
Külüstür olma durumu.
KÜLÜMBE
Kalın saç ekmeği, bazlama.
KÜLÜLMEK
Çentilmek, aşınmak, kütleşmek, körlenmek.
KÜLÜNK
Taşları, kayaları parçalamakta kullanılan sivri kazma.
KÜLÜMEK
El ve ayaklarını bağlamak.
KÜLÜKLEMEK
Miskinleşmek, uyuşuklaşmak: Ahmet külüklemiş.
KÜLÜLÜK
Et ve bulgurdan yapılan bir çeşit ekşili köfte.
Bu bölümde tanımı içerisinde KÜLÜ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
PORTATİF
Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar. Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.
FERAHİ
Bolluk, genişlik. Ucuzluk. Polis ve inzibat görevlilerinin boyunlarına taktıkları ayça biçiminde üstü yazılı metal arma. II. Mahmut devrinde feslerin tepesine püskülü tutturmak için takılan metal tepelik.
FES
Şapka yerine kullanılan, kırmızı, kalın çuhadan yapılmış, tepesinde püskülü olan, silindir biçiminde başlık.
BEŞİK
Bebekleri yatırmaya ve sallayarak uyutmaya yarayan, tahta veya demirden yapılmış sallanır bir tür küçük karyola. Yüzüstü yatışta, geriye bükülü ayak bileklerini ellerle kavrayarak karın üzerinde baş ve ayak yönünde sallanma. Bir şeyin doğup geliştiği yer. Ambalajlanacak malın biçimine uygun olarak alta konulan parça veya parçaların tümü.
PERÇEMLİ
Perçemi, kâkülü olan.
ÇAĞLAYAN
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale, çağlar.
KERPİÇ
Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla. Bu tuğladan yapılmış.
HİDROLİZ
Bir molekülün su etkisiyle ikiye ayrılmasını sağlayan tepkime.
OZON
Molekülünde üç atom bulunan oksijenden oluşan, ağır kokulu, gaz durumundaki basit element (O3).
ÇOBANPÜSKÜLÜ
Çobanpüskülügillerden, bir süs bitkisi (llex aquifolium).
ESTER
Organik asitlerle alkollerin aralarından bir su molekülü ayrılması sonucunda verdikleri madde.
MUŞTA
Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası. Parmağın biri bükülüp sivriltilerek vurulan yumruk. Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.
ÖKSE
Ökse otu saplarından veya çobanpüskülü kabuklarından çıkarılan yapışkan macun. Bu macunla bulanarak kuş tutmakta kullanılan değnek. Erkekleri kendine bağlamasını bilen alımlı kadın.
KEŞKÜL
Gezici bazı dervişlerin ve dilencilerin ellerinde tuttukları, Hindistan cevizi kabuğundan, metalden veya abanozdan yapılmış dilenci çanağı. Üstüne, dövülmüş fıstık ve Hindistan cevizi dökülen bir tür süt tatlısı, keşkülüfukara.
BİSÜLFÜR
Molekülünde iki kükürt atomu bulunduran birleşik.
PÜRÇEK
Şakaklardan sarkan saç, zülüf. Bitkilerin saçaklı kökü veya püskülü, pürçük.
OYNAK
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).
PÜSKÜLLÜ
Püskülü olan, püskül takılmış olan.
ORNATMA
Ornatmak işi, ikame etme. Molekülün geri kalan bölümünde değişikliğe yol açmadan bir atom veya bir kök yerine bir başka atom veya kökün geçmesi. Bir türün yerine onun değişik bir biçiminin geçmesi. Bir cebirsel ifadenin yerine bir başkasını koyma işlemi.