KÜME ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "küme" olan, toplam 29 adet kelime bulunmaktadır. küme ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu küme ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde küme olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

KÜMEYAYILIMI

11 harfli kelimeler

KÜMECİLOYUN

10 harfli kelimeler

KÜMETARTIM, KÜMELEŞMEK, KÜMELENMEK

9 harfli kelimeler

KÜMELEŞİM, KÜMEÖLÇÜM, KÜMELTİLİ, KÜMELEŞME, KÜMELENME, KÜMELENİŞ, KÜMEKAVAK, KÜMEBULUT, KÜMELEMEK

8 harfli kelimeler

KÜMEKENT, KÜMEÖREN, KÜMESLER, KÜMELEME

7 harfli kelimeler

KÜMELEZ, KÜMELTİ, KÜMETAŞ

6 harfli kelimeler

KÜMELİ, KÜMELE

5 harfli kelimeler

KÜMEL, KÜMEK, KÜMES, KÜMET, KÜMEÇ

Bazı kelimelerin anlamları

KÜME

Birbirine benzer veya aynı cinsten olan şeylerin oluşturduğu bütün, takım, öbek, grup. Tümsek biçimindeki yığın. Durum ve nitelikleri göz önünde bulundurularak belli sayıdaki takımdan oluşturulan alt grup. Bir sınıfta öğrencilerin, belli bir eğitim ve öğretim amacıyla bir süre için oluşturdukları takım veya öbek. Koşularda, kendiliğinden oluşan yarışçı gruplarının her biri. Tomar.

KÜMELEŞME

Kümeleşmek işi.

KÜMEKENT

Aralarındaki kırsal alanların hızla kentleşmesi yüzünden birbirleriyle her yönden birleşmiş gibi görünen kentler bütünü.

KÜMELEMEK

Küme durumuna getirmek, yığmak, biriktirmek.

KÜMEÖLÇÜM

Her kümenin, biçimsel görünüşle alt gerçeklik gibi iki ana kesimden oluştuğu ve bu devingen oluşumun ancak devingen bir yaklaşımla gözlenebileceği anlayışıyla uygun yordam ve ölçerler geliştiren küme toplumbilimi.

KÜMEKAVAK

Malatya şehri, Akçadağ ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KÜMELENİŞ

Kümelenme işi.

KÜMEBULUT

Orta yükseklikte, saydam olmayan, kalın, donukrenkte bulutlara ve ara türlerine verilen ad. bk. bulut.

KÜMELTİLİ

Toplu, çok, yığılı: Mal kümeltili olunca para kazanılır.

KÜMEYAYILIMI

Kümeölçümde küme üyelerinin yaptığı toplam seçmelerin küme birey sayısına oranı olarak dile getirilen ve üyeler arası duygusal etkileşim düzeyini yansıtan ölçüm.

KÜMETARTIM

Kümeölçüm ölçeriyle elde edilen ölçümlere dayanarak bireylerin çember ya da üçgen gibi simgelerle, çekim ve itimlerinse değişik çizgi ve oklarla gösterilmesiyle oluşan ve küme yapısını görsel olarak kavramaya yarayan çizim.

KÜMELEŞİM

Herhangi bir sıvı içindeki gözelerin, parçacıkların vb.nin bir araya gelmesi, aglütinasyon.

KÜMECİLOYUN

Kümesel gidiş ya da sorunları gerçek yaşam ve eylem koşulları içinde gözlemek ya da çözümlemek üzere oyun yordamına başvuran ve ilgili küme üyelerine günlük olay ve ilişkileri oynamak üzere üstlenceler yükleyen gözlem ve çözümleme yordamı. bk. bireycil oyun.

KÜMELENMEK

Bir yere toplanmak, yığılmak.

KÜMELENME

Kümelenmek işi. Yığılma, biriktirme, toplanma, kümülasyon.

KÜMELEŞMEK

Küme durumunda toplanmak.

  -   -   -  

Anlamında KÜME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KÜME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

CİVCİVLİK

Sekiz on haftalık oluncaya kadar civcivlerin bakımına ayrılan kümes.

AGLÜTİNASYON

Kümeleşim.

CÜCÜK

Tomurcuk. Soğan, marul vb. katmerli bitkilerin en iç bölümü. Kümes hayvanlarının yavrusu, civciv. Kuş yavrusu. Bir şeyin küçüğü veya onu andıran bir parçası.

DAĞILIM

Dağılarak birbirinden ayrılma. Birleşiminde kütle içinde tamamen eşit olarak dağılmış gerçek veya koloidal eriyik biçiminde başka bir madde bulunan katı, sıvı veya gaz durumundaki bütün cisimler. Bir toplumda, bir kümede incelenen bir veya birçok özelliğin zamana, yere, seçilen herhangi bir değişkene göre hesaplanan sayısal ve oransal dağılışı. Bir ses biriminin, anlam biriminin değişik kullanım veya bağlamlardaki çevrelerinin tümü. Mal üretiminde, katkıda bulunanlara, üretilen mallardan herhangi bir ölçüde verilmesi, dağıtılması. Paylaşım.

DERSLİK

Öğrencilerin, bir öğretmenin gözetimi altında, anlatma, araştırma, küme çalışması vb. yollarla ve türlü eğitim araç ve gereçlerinden de yararlanarak ders yaptıkları yer, sınıf, dershane. Ders saati süresine uygun.

ATOMCULUK

Evrenin, bölünmez parçaların kümelenmesinden oluştuğunu ileri süren öğreti.

BABAÇ

Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı.

DERLEM

Koleksiyon. Bir dilin türlü kullanım alanlarından derlenmiş örneklerinin dil bilgisi ve kuramsal dil bilimi araştırmalarında kullanılmak üzere bilgisayar tarafından okunabilecek biçimde bir araya getirilmiş kümesi.

ÇIĞ

Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.

CİVCİV

Kümes hayvanlarının yumurtadan yeni çıkmış yavrusu.

BİRİM

Bir kümenin her elemanı. Dilin, oluşturduğu yapı içinde, belli bir düzlemde yer alan öbür ögelerle kurduğu bağıntılarla tanımlanan ayrı nitelikli öge, ünite. Herhangi bir kuruluştaki alt bölümlerden her biri. Bir çokluğu oluşturan varlıkların her biri, ünite. Bir niceliği ölçmek için kendi cinsinden örnek seçilen değişmez parça, vahit.

ELEMAN

Öge. Bir toplulukta çalışan insanların her biri. Kümeye ait varlıklardan her biri.

BÖLÜMLEMEK

Birçok şey arasında, birbirine eşit veya benzer olanları kümelere ayırmak, sınıflamak, tasnif etmek, tasniflemek.

ÇEMBER

Merkez denilen sabit bir noktadan aynı uzaklık ve düzlemdeki noktalar kümesinin oluşturduğu kapalı eğri. Yazma, yemeni, başörtüsü. Basketbolda içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan ağlı demir halka. Aşılması, çözümü güç durum. Çocukların çevirip arkasından koştukları tekerlek biçiminde oyuncak. Bu biçime getirilmiş katı cisimlerin çevresi. Sandık, denk, fıçı vb.nin dağılmaması için üzerlerine geçirilen dayanıklı bir cisimden kuşak.

DESTE

Cinsleri aynı veya birbirine yakın olan şeylerin bir arada bağlanmışı, demet, bağlam. Yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları derecelerden biri. Elli iki karttan oluşan iskambil kâğıdı. Kılıç, bıçak vb.nin elle tutulacak yeri. Aynı cinsten onluk bir küme.

DÖKÜNTÜ

Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.

ARGÜMAN

Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.

DÖKÜMHANE

Dökümevi.

BASTIRMAK

Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.

BASMAK

Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.