Kelimeler arşivi içinde; başında "kop" olan, toplam 131 adet kelime bulunmaktadır. kop ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kop ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kop olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KOPYALAYABİLMEK, KOPYALAYAPIŞTIR
KOPOLİMERLEŞME, KOPYALAYABİLME
KOPARTABİLMEK
KOPARABİLMEK, KOPARINILMAK, KOPARIVERMEK, KOPARTABİLME, KOPARTTIRMAK, KOPCASIKIRIK
KOPARABİLME, KOPARIVERME, KOPARTILMAK, KOPARTTIRMA, KOPÇALANMAK, KOPERİYOZİS, KOPROSTANOL, KOPUKLENMEK, KOPYALANMAK
KOPABİLMEK, KOPARILMAK, KOPARTILMA, KOPARUŞAĞI, KOPÇALAMAK, KOPÇALANMA, KOPEPODLAR, KOPULASYON, KOPUVERMEK, KOPUZCULUK, KOPYACILIK, KOPYALAMAK, KOPYALANMA
KOPABİLME, KOPARATİF, KOPARDMAK, KOPARILMA, KOPARTMAK, KOPAYORUR, KOPÇALAMA, KOPÇURMAK, KOPDURMAK, KOPEPODİT, KOPERİTİF, KOPLANMAK, KOPOLİMER, KOPRODEUM, KOPROLOJİ, KOPROZOİK, KOPTURMAK, KOPUVERME, KOPYALAMA
KOPANAKİ, KOPARMAK, KOPARTMA, KOPCASIZ, KOPÇASIZ, KOPETMEK, KOPROFAJ, KOPROZOA, KOPUKLUK, KOPUKSUZ, KOPUNMAK, KOPUŞMAK, KOPUZLAR
KOPARAL, KOPARAN, KOPARIŞ, KOPARMA, KOPÇALI, KOPEPOD, KOPERİD, KOPKOYU, KOPUKLU, KOPUNTU, KOPUZCU, KOPUZLU, KOPÜMEK, KOPYACI
KOPALİ, KOPANA, KOPARA, KOPÇAK, KOPÇAL, KOPÇEK, KOPÇIK, KOPÇUR, KOPDON, KOPDUN, KOPELİ, KOPKÖY, KOPMAK, KOPMUK, KOPPAL, KOPPİK, KOPSAK, KOPTAR, KOPTOR, KOPTUR
KOPAÇ, KOPAK, KOPAL, KOPAN, KOPAY, KOPCA, KOPÇA, KOPÇU, KOPEK, KOPEL, KOPER, KOPEY, KOPİL, KOPLİ, KOPLÜ, KOPMA, KOPOH, KOPOY, KOPRİ, KOPRO, KOPRU, KOPRÜ, KOPUK, KOPUL, KOPUŞ, KOPUZ, KOPÜK, KOPYA
KOPA, KOPI, KOPO
KOP
KOP
İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık, şiş, kabartı. Yalnız el ve ayak felci. Bir kolu sakat kişi. Dağlarda büyük kayaların içindeki boşluk, doğal mağara. Kuş. Kağnının iki yanında çıkıntı yapan tahta parçası. Top; yumak. "Hamuru böyle bir kop ederik.". Kağnının üstülühlerinin ön ve arkalarındaki tahtalar; ön kop, arha kop. Kağnı 'üsdülüyh' ünün ön ve arkasındaki enli tahtalar ve bunların dışa taşan uçları. Şiş, yuvarlak ur, şişkinlik - kop etmek. Vücutta bir darbe sonucu şiş oluşturmak. Çok kazanmak, para biriktirmek Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Kağnı iskeleti. Koyup, bırakıp.
KOPARTABİLMEK
Kopartma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOPARTILMAK
Kopartma işi yapılmak.
KOPARTTIRMA
Koparttırmak işi.
KOPARIVERME
Koparıvermek işi.
KOPOLİMERLEŞME
Doymamış birleşikler karışımının büyük moleküller vererek polimerleşmesi.
KOPARINILMAK
Kaldırılmak, ayırdılmak.
KOPYALAYAPIŞTIR
Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden kopyalayıp başka bir yerde de bulunmasını sağlama işlemi.
KOPCASIKIRIK
Geveze, ağzı gevşek, sır saklamayan.
KOPARABİLME
Koparabilmek işi.
KOPYALAYABİLME
Kopyalayabilmek işi.
KOPYALAYABİLMEK
Kopyalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOPARTABİLME
Kopartabilmek işi.
KOPARIVERMEK
Ansızın veya çabucak koparmak.
KOPARTTIRMAK
Kopartma işini yaptırmak.
KOPARABİLMEK
Koparma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIĞ
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.
BAŞPİSKOPOS
Katoliklerde piskoposların başı olan din adamı.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
BULGURCUK
Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri.
ÇITÇIT
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
BAŞKİLİSE
Piskoposluk makamı olan büyük kilise, katedral.
BOŞLUK
Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
BİYOPSİ
Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma.
BİTNİK
Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç.
BOZLAMAK
Deve bağırmak. Çığlık koparmak.
ÇEKİŞTİRMEK
Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
AGRAF
Kopça.
BAŞPİSKOPOSLUK
Başpiskopos olma durumu. Başpiskoposun makamı. Başpiskoposun yaptığı iş.
BAKTERİYOSKOPİ
Bakterilerin mikroskopla incelenmesi işlemi.
ÇAPRAZ
Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BİYOMİKROSKOP
Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.