Kelimeler arşivinde; içinde "kop" olan, toplam 305 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kop bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kop ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kop olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SEFALOTORAKOPAGUS
GLİKOPROTEİNOZİS, MUKOPOLİSAKKARİT, TELEREZEKTOSKOPİ
KOPYALAYAPIŞTIR, KERAVNOSKOPEYON, KOPYALAYABİLMEK, RADYOSTEROSKOPİ
BAKTERİYOSKOPİ, BAŞPİSKOPOSLUK, PSİKOPATOLOJİK, KOPOLİMERLEŞME, KOPYALAYABİLME, SÜPERİKONOSKOP, ULTRASONOSKOPİ, ÜLTRAMİKROSKOP
BİYOMİKROSKOP, PSİKOPATOLOJİ, ABDOMİNOSKOPİ, BRONKOPNÖMONİ, FOTOFLOROSKOP, FOTOKOPİCİLİK, KNEMİDOKOPTES, KOPARTABİLMEK, MİKOPLAZMALAR, MİKOPLAZMOZİS
DAKTİLOSKOPİ, KARDİYOSKOPİ, KOPARTTIRMAK, PİSKOPOSHANE, SPEKTROSKOPİ, STEREOSKOPİK, AMİKROSKOPİK, DEMİRKOPARAN, FARENGOSKOPİ, GLİKOPROTEİN, GLÜKOPROTEİN, HİSTEROSKOPİ, KOPARABİLMEK, KOPARINILMAK, KOPARIVERMEK, KOPARTABİLME, KOPCASIKIRIK, KORSEKOPELEK, LARENGOSKOPİ, OFTALMOSKOPİ, ÖZOFAGOSKOPİ, SERVİKOPEKSİ, TİKOPLANKTON
BAŞPİSKOPOS, ELEKTROSKOP, GALVANOSKOP, GASTROSKOPİ, HİGROSKOPİK, KALEYDOSKOP, KARDİYOSKOP, KOPARTILMAK, KOPARTTIRMA, KOPÇALANMAK, KOPYALANMAK, OFTALMOSKOP, PİSKOPOSLUK, SPEKTROSKOP, BRONKOSKOPİ, ÇALIKOPARAN, EBULYOSKOPİ, EPİDİYASKOP, FARENGOSKOP, FONENDESKOP, GLİKOPEPTİT, GONİYOSKOPİ, HEMATOSKOPİ, KATOPRASKOP, KOPARABİLME, KOPARIVERME, KOPERİYOZİS, KOPROSTANOL, KOPUKLENMEK, LAPAROSKOPİ, Devamını Oku »»
EBÜLYOSKOP, GASTROSKOP, HELİKOPTER, HİDROSKOPİ, KOPARILMAK, KOPARTILMA, KOPÇALAMAK, KOPÇALANMA, KOPUZCULUK, KOPYACILIK, KRİYOSKOPİ, POLARİSKOP, RADYOSKOPİ, SİNEMASKOP, STEREOSKOP, TOZKOPARAN, ANJİYOSKOP, APİKOPLAST, AŞAĞIKOPUZ, BRONKOSKOP, EKOPARAZİT, ENDOSKOPİK, FLOROSKOPİ, FOTOKOPİCİ, FUNDOSKOPİ, GONİYOSKOP, KAZKOPARAN, KOLPOSKOPİ, KOPABİLMEK, KOPARUŞAĞI, Devamını Oku »»
EKOPRAKSİ, ENDOSKOPİ, HİGROSKOP, KOPARILMA, KOPARTMAK, KOPÇALAMA, KOPOLİMER, KOPYALAMA, MİKROSKOP, OZONOSKOP, PSİKOPATİ, STETOSKOP, FARMAKOPE, FERROSKOP, FİKOPLAST, FUNDOSKOP, GALLANKOP, GELDİKKOP, GLİKOPENİ, İKAROSKOP, İKONOSKOP, KALLEMKOP, KALLENKOP, KOPABİLME, KOPARATİF, KOPARDMAK, KOPAYORUR, KOPÇURMAK, KOPDURMAK, KOPEPODİT, Devamını Oku »»
BAROSKOP, ENDOSKOP, FOTOKOPİ, FOTOSKOP, KOPANAKİ, KOPARMAK, KOPARTMA, KOPÇASIZ, KOPUKLUK, KOPUKSUZ, PERİSKOP, PİSKOPOS, PSİKOPAT, TELESKOP, FENOKOPİ, KOPCASIZ, KOPETMEK, KOPROFAJ, KOPROZOA, KOPUNMAK, KOPUŞMAK, KOPUZLAR, LÖKOPATİ, LÖKOPENİ, MONOSKOP, OTOSKOPİ, TIRNAKOP, ÜROSKOPİ
ÇİNAKOP, KOPARAN, KOPARIŞ, KOPARMA, KOPÇALI, KOPKOYU, KOPUNTU, KOPUZCU, KOPYACI, MİNAKOP, ÇİNEKOP, EPİSKOP, FENOKOP, GANAKOP, GENEKOP, KOPARAL, KOPEPOD, KOPERİD, KOPUKLU, KOPUZLU, KOPÜMEK, LİKOPEN, MİNEKOP, OTOSKOP, SKOPULA
KOPMAK, ARAKOP, ÇALKOP, KOPALİ, KOPANA, KOPARA, KOPÇAK, KOPÇAL, KOPÇEK, KOPÇIK, KOPÇUR, KOPDON, KOPDUN, KOPELİ, KOPKÖY, KOPMUK, KOPPAL, KOPPİK, KOPSAK, KOPTAR, KOPTOR, KOPTUR, MARKOP, ROKOPİ, SENKOP, SİNKOP
KOPAL, KOPÇA, KOPİL, KOPMA, KOPOY, KOPUK, KOPUZ, KOPYA, KOPAÇ, KOPAK, KOPAN, KOPAY, KOPCA, KOPÇU, KOPEK, KOPEL, KOPER, KOPEY, KOPLİ, KOPLÜ, KOPOH, KOPRİ, KOPRO, KOPRU, KOPRÜ, KOPUL, KOPUŞ, KOPÜK, SKOPE, SKOPİ
KOPA, KOPI, KOPO, SKOP
KOP
KOP
İnsan ve hayvan vücudunda çıkan kabarcık, şiş, kabartı. Yalnız el ve ayak felci. Bir kolu sakat kişi. Dağlarda büyük kayaların içindeki boşluk, doğal mağara. Kuş. Kağnının iki yanında çıkıntı yapan tahta parçası. Top; yumak. "Hamuru böyle bir kop ederik.". Kağnının üstülühlerinin ön ve arkalarındaki tahtalar; ön kop, arha kop. Kağnı 'üsdülüyh' ünün ön ve arkasındaki enli tahtalar ve bunların dışa taşan uçları. Şiş, yuvarlak ur, şişkinlik - kop etmek. Vücutta bir darbe sonucu şiş oluşturmak. Çok kazanmak, para biriktirmek Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Kağnı iskeleti. Koyup, bırakıp.
SÜPERİKONOSKOP
Süperikonoskop ışıtaçlı alıcı. İkonoskop ışıtacın geliştirilmiş biçimi.
KOPYALAYABİLME
Kopyalayabilmek işi.
KOPYALAYABİLMEK
Kopyalama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KOPOLİMERLEŞME
Doymamış birleşikler karışımının büyük moleküller vererek polimerleşmesi.
TELEREZEKTOSKOPİ
Meme başı kanalında bulunan üremelerin endoskopik yöntemle tedavisi.
KERAVNOSKOPEYON
Antik Yunan tiyatrosunda yıldırım etmenini sağlayan ilkel düzen.
KOPYALAYAPIŞTIR
Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden kopyalayıp başka bir yerde de bulunmasını sağlama işlemi.
GLİKOPROTEİNOZİS
Glikoproteinlerin, karbonhidrat bileşenlerindeki bozuklukla belirgin bir grup kalıtsal depo hastalığı.
MUKOPOLİSAKKARİT
Glikozaminoglikan.
BAKTERİYOSKOPİ
Bakterilerin mikroskopla incelenmesi işlemi.
SEFALOTORAKOPAGUS
Baş ve göğüsleri birbirine yapışık ikizler; bu biçimle belirgin hilkat garibesi.
BAŞPİSKOPOSLUK
Başpiskopos olma durumu. Başpiskoposun makamı. Başpiskoposun yaptığı iş.
RADYOSTEROSKOPİ
Herhangi bir organın X ışınları aracılığıyla üç boyutlu görüntüsünün ekran üzerinde incelenmesi.
ULTRASONOSKOPİ
Ultrasonik görüntünün, fotoğrafik bir materyale kayıt edilmeden, ekrandan incelenmesi.
PSİKOPATOLOJİK
Psikopatoloji ile ilgili.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇIĞ
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.
ÇİÇEKLİK
Koparılmış çiçekleri koymaya yarar kap. Eski evlerde süs eşyası konulan raflı duvar oyuğu. Çiçek saksılarını koymaya veya çiçek yetiştirmeye ayrılmış yer. Çiçeğin üzerinde çanak, taç ve öteki organlarının bulunduğu parça.
AMPÜTASYON
Kol, bacak, kulak gibi organların tedavi amacıyla kısmen veya tamamen kesilip çıkartılması. Herhangi bir bütünden bir parça kesme veya koparma.
BİYOMİKROSKOP
Kendine özgü bir ışık ile kullanılan çift göz mercekli mikroskop.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ÇAPRAZ
Eğik olarak birbiriyle kesişen. Eğik bir biçimde. Karşı tarafın yanı. İki taraflı, karşılıklı. Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu. Kopça, düğme. Bir tür olta iğnesi.
ÇITÇIT
Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne, fermejüp, kopça. Mobilya kapaklarını, kapıları kilitleme ve sürgülemenin dışında kapalı tutmaya yarayan ve az bir kuvvetle açılıp kapanmasını sağlayan iki parçalı metal veya plastik araç. Kadınların saçlarını daha uzun göstermek için taktıkları ek şaç.
BAŞKİLİSE
Piskoposluk makamı olan büyük kilise, katedral.
ÇİMDİKLEMEK
Bir kimsenin etini başparmakla işaret parmağı arasında kıstırarak sıkıp acıtmak. Bir bütünden küçük küçük parçalar koparmak.
ARAYICI
Bir şeyi aramayı iş edinen kimse. İstenilen yıldızı teleskobun görüntüsü içine getirebilmek için büyük teleskoplara paralel olarak bağlı, görüş alanı geniş olan küçük teleskop.
ÇIKMAK
İçeriden dışarıya varmak, gitmek. Süresi dolduğunda ayrılmak. Gerçekleşmek. Yayılmak, duyulmak. Yerinden oynamak. Görünür ya da belli bir durumda bulunmak. Bir iddia ile ortalıkta görünmek. Belirmek, tanınmak. Meydana gelmek. Yayılmak. Niteliği sonradan anlaşılmak. Gelmek. Giderilmek, yok olmak. Yetkili birinin makamına iş için gitmek. Bir şeyin yukarısına doğru yürümek. Artırmak, fiyatı yükseltmek. Bir konu yetkililerce karara bağlanmak. Mal olmak. Bir durumla ilgili niteliklerini yitirmek, bir durumdan başka bir duruma geçmek. Büyük abdest bozmak. Karaya ayak basmak. Oyunda herhangi bir rolü oynamak. Elde edilmek, sağlanmak, istihsal edilmek. Yükselmek, artmak. Herhangi bir durumda olduğu anlaşılmak. Yetişecek ölçüde olmak. Harcamak zorunda kalmak. Eksilmek. Ay veya mevsim geçmek. Bir inceleme, bir araştırma sonucu bulmak. Binaya kat eklemek. Erişmek, görmek. Bulunduğu yerden fırlamak, kopmak. Sıyrılmak, ayrılmak. Olmak, bulunmak, var olmak. Bulunduğu yeri bırakıp başka yere geçmek, taşınmak, ayrılmak, ilgisini kesmek. Yapılmak, yürümek. Bitmek, büyümek, sürmek. Karşı gelebilmek, boy ölçüşmek. Bir yere ulaşmak, varmak. Bir sebeple bulunulan yerden ayrılmak. Talihine veya payına düşmek, isabet etmek, vurmak. Piyasaya sürülmek. Oluşmak, olmak. Sesini yükseltmek. Bir şeyin düzeni bozulmak, eskisinden daha değişik, kötü bir duruma girmek. Bulaşmak. Ay, Güneş görünmek. Bir meslek veya bilim kurumunda okuyup yetişmek, mezun olmak. Verilmek. Vermeye katlanmak. Flört etmek. Davranışta herhangi bir niteliği bulunmak. Unutmak. Yayımlanmak. Yeni yetişip satışa sunulmak.
BİYOPSİ
Mikroskopta yapısını incelemek amacıyla canlıdan bir doku parçası alma.
ÇEKİŞTİRMEK
Uçlarından tutarak ayrı yönlere doğru çekmek. Tekrar tekrar çekerek koparmak. Bir kimsenin kötü taraflarını uzun uzadıya sayıp dökmek.
BOZLAMAK
Deve bağırmak. Çığlık koparmak.
BULGURCUK
Güneş yüzeyinde teleskopla seçilebilen küçük, dairesel görünüşlü değişken oluşumlardan her biri.
AGRAF
Kopça.
BAŞPİSKOPOS
Katoliklerde piskoposların başı olan din adamı.
BOŞLUK
Oyuk, çukur, kapanmamış yer. Boş olma durumu. Boş olan yer. Eksiklik, yoksunluk duygusu. Kesinti, kopukluk. Boş geçen süre.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
BİTNİK
Genel davranışları ve hırpani giysileri ile toplum hayatından kopma eğilimi gösteren ve toplum dışında bir yaşantısı olan genç.