Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kos" olan, toplam 9 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kos ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kos olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kos olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GRAMATİKOS
MARAKOS
FİSKOS, CAMKOS, KOSKOS
HAKOS, ONKOS
AKOS
KOS
KOS
Yara üstündeki kabuk. Üzüm bağı. Ceviz. Sokak kapısının arkasına vurulan ağaç dayak. Davar ağılı. Kapı arkalarına yapılan ağaç sürgü. Yara kabuğu.
KOSKOS
Salyangoz, sümüklüböcek. Çalımlı yürüyen, salınarak yürüyen.(kimse). Topal. Atların rahvanla dörtnal arası yürüyüşü, çalımlı yürüyüş. Geveze, dalkavuk. İhtiyar, dişsiz. Çalımlı, iyi giyinmiş, güzel yakışıklı. Kollarını sallayarak, kabadayıca yürüyen kimse.
CAMKOS
Üzüm teveklerinin köklerini mahveden bir kurt.
AKOS
Saban, pulluk veya traktörün toprakta açtığı iz, çizgi.
ONKOS
Antik Yunan tiyatrosunda oyuncunun görünüşünü abartmak için maskenin üzerine giyilen bir tür takma saç ya da baş süsü. Eski Yunan oyuncularının kullandıkları peruka ya da başlık.
GRAMATİKOS
Padişah divanında, Rumca olarak yazılan belgeleri kaleme alan Rum yazman.
FİSKOS
Başkalarının duyamayacağı biçimde gizli ve alçak sesle konuşma.
HAKOS
Sabanın tarlada bıraktığı iz. Dayak.
MARAKOS
Hayvanların geviş getirmesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADEZYON
Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. Birleşme, yapışma, tutunma.
AGRONÜLOSİT
Stoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit.
BEDAV
Koskoca, çok büyük.
AKYUVAR
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
KOSTÜMLÜ
Kostüm giymiş olan. Alışılmış ve günlük giysilerin dışında bazı özel giysiler giyilen.
AGRANÜLOSİTOZİS
Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.
ACISU
Maden suyu. İçmeye elverişli olmıyan tuzlu, kireçli, kükürtlü su. Deniz kenarından kaynıyarak çıkan tuzlu su. Çıban, sivilce ve yanığın içindeki sarı su, iltihap. Sabunlaşma sonunda kalan kostik suyu. Karın ağrısına iyi gelen kekik veya filiskin (Mentha silvestris) suyu. Eskiden firengiye ilâç olarak kullanılan ve iyodür dö sodyumla yapılan bir ilâç. Rakı. Madensuyu. Orta derecede tuzluluğu olan su. Ankara ilinde, Beypazarı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Denizli şehri, Sarayköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kocaeli şehri, Derbent bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Samsun ili, Asarcık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sinop şehrinde, Gerze ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Tokat ili, İğdir nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Trabzon şehrinde, Akçaabat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
MUAZZAM
Çok büyük, çok iri, koskoca, koskocaman. Alışılmışın sınırlarını aşan. Güçlü, önemli.
BİYOENERJETİK
Bir ekosistemde enerji akışı. Canlı organizmalarda enerji değişmelerinin incelenmesi. Canlı hücrelerde enerjinin açığa çıkması, dönüşümü, depolanması ve kullanılmasını inceleyen enerji bilimi.
KOSTÜMCÜLÜK
Kostümcünün yaptığı iş.
KOSTAKLANMA
Kostaklanmak işi.
BİYOENERJİK
Bir ekosistem içerisindeki enerji akımı.
BİYODEĞİŞİM
Mikroorganizmaların büyümesinin sebep olduğu organik madde değişikliği. Cinsler, türler ve ekosistemler bakımından belli bir alandaki canlıların değişim ve sapmalar göstermesi.
ABOVVA
Kınama ünlemi: Abovva, koskoca adam küçük bir işi yapamadı.
ÇEKOSLOVAK
Çekoslovakya'da yaşayan kimse.
ASKUS
Askomisetlerde bulunan ve askosporlar içeren kese benzeri yapı.
AGRANÜLOSİT
Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.
KOSTÜMCÜ
Kostüm diken, hazırlayan veya satan kimse.
KOSTÜMLÜK
Kostüm yapmaya elverişli.
BALKANLAR
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.