Kelimeler arşivi içinde; başında "kos" olan, toplam 76 adet kelime bulunmaktadır. kos ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kos ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kos olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KOSPAKLANMAK, KOSAANAHTARI, KOSTAKLANMAK, KOSKOSLANMAK
KOSTAKLANMA, KOSKOSLAMAK, KOSTÜMCÜLÜK
KOSTEKTOMİ, KOSLETLEME, KOSKOCAMAN, KOSAÇEKİCİ
KOSTÜMLÜK, KOSTÜMSÜZ, KOSLANMAK, KOSTANDİL, KOSALTILI, KOSTATOMİ, KOSTETMEK
KOSTATOM, KOSTALAK, KOSTÜMCÜ, KOSTAKLI, KOSLAMAK, KOSKOSLU, KOSALMAK, KOSTALİS, KOSTİYAZ, KOSULMAK, KOSTÜMLÜ
KOSDERE, KOSKOCA, KOSALAK, KOSİNÜS, KOSENGİ
KOSÜRE, KOSTAK, KOSSAK, KOSTÜM, KOSTİL, KOSTEK, KOSNAK, KOSTER, KOSTİK, KOSPAK, KOSBAK, KOSBİR, KOSDAK, KOSDEN, KOSDİK, KOSELE, KOSERE, KOSKOÇ, KOSKON, KOSMAK, KOSMEK, KOSPİS, KOSKOS, KOSOVA
KOSTÜ, KOSUR, KOSAF, KOSUK, KOSAK, KOSAT, KOSSO, KOSTA, KOSTO, KOSOT, KOSGA, KOSKA
KOSE, KOSU, KOSI, KOSİ, KOSA
KOS
KOS
Yara üstündeki kabuk. Üzüm bağı. Ceviz. Sokak kapısının arkasına vurulan ağaç dayak. Davar ağılı. Kapı arkalarına yapılan ağaç sürgü. Yara kabuğu.
KOSAÇEKİCİ
Eğrilen kosanın ağzını düzeltmek için kullanılan araç. Kemalpaşa İzmir).
KOSTAKLANMA
Kostaklanmak işi.
KOSPAKLANMAK
Çalım satmak, gösteriş yapmak.
KOSKOCAMAN
Çok büyük, çok iri, muazzam. Geniş, büyük.
KOSTANDİL
Köstendil.
KOSLETLEME
Çelik yüzeylere gri bir görünüş kazandırmak için, dört bölük fosforik asit ve bir bölük demir talaşı içinde kaynatarak yapılan özel bir yüzey işlemi.
KOSLANMAK
Yara için kabuk bağlamak.
KOSTÜMLÜK
Kostüm yapmaya elverişli.
KOSTÜMCÜLÜK
Kostümcünün yaptığı iş.
KOSAANAHTARI
Kosayı söküp takmak için kullanılan araç. (Kemalpaşa İzmir).
KOSTEKTOMİ
Kaburganın ameliyatla çıkarılması.
KOSKOSLAMAK
Söz götürüp getirmek: Onun yanında bir şey demeyin, koskoslar. Pohpohlamak.
KOSTAKLANMAK
Zarif, kibar görünmeye çalışmak, çalım satmak, gösteriş yapmak.
KOSKOSLANMAK
Böbürlenmek, kibirlenmek.
KOSTÜMSÜZ
Kostümü olmayan.
Bu bölümde tanımı içerisinde KOS geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİYODEĞİŞİM
Mikroorganizmaların büyümesinin sebep olduğu organik madde değişikliği. Cinsler, türler ve ekosistemler bakımından belli bir alandaki canlıların değişim ve sapmalar göstermesi.
BEDAV
Koskoca, çok büyük.
BALKANLAR
Hırvatistan, Sırbistan, Karadağ, Kosova, Slovenya, Arnavutluk, Makedonya, Bosna-Hersek, Bulgaristan, Romanya, Yunanistan ve Trakya'yı içine alan bölge.
ÇEKOSLOVAK
Çekoslovakya'da yaşayan kimse.
AGRONÜLOSİT
Stoplazmasında granülleri bulunmayan lökosit.
ADEZYON
Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması. Birleşme, yapışma, tutunma.
AKYUVAR
Kan, lenf vb. vücut sıvılarında bulunan çekirdekli, yuvarlak hücre, lökosit.
KOSTÜMCÜ
Kostüm diken, hazırlayan veya satan kimse.
DEGRANÜLASYON
Yerel iltihaplanmalarda ya da bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler vb.nin sitoplâzmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel iltihaplanmalarda veya bazı alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler gibi hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılması. Yerel yangılarda veya kimi alerjik durumlarda mast hücreleri, bazofil lökositler ve benzerleri hücrelerin sitoplazmasında bulunan granüllerin hücre dışına bırakılarak kaybedilmesi.
ASKUS
Askomisetlerde bulunan ve askosporlar içeren kese benzeri yapı.
BİYOENERJİK
Bir ekosistem içerisindeki enerji akımı.
AGRANÜLOSİT
Sitoplâzmasında granülleri olmayan lökosit. Örnek: Lenfosit, monosit. Taneciksiz akyuvarlar.
ACISU
Maden suyu. İçmeye elverişli olmıyan tuzlu, kireçli, kükürtlü su. Deniz kenarından kaynıyarak çıkan tuzlu su. Çıban, sivilce ve yanığın içindeki sarı su, iltihap. Sabunlaşma sonunda kalan kostik suyu. Karın ağrısına iyi gelen kekik veya filiskin (Mentha silvestris) suyu. Eskiden firengiye ilâç olarak kullanılan ve iyodür dö sodyumla yapılan bir ilâç. Rakı. Madensuyu. Orta derecede tuzluluğu olan su. Ankara ilinde, Beypazarı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Denizli şehri, Sarayköy ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kocaeli şehri, Derbent bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Samsun ili, Asarcık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Sinop şehrinde, Gerze ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Tokat ili, İğdir nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Trabzon şehrinde, Akçaabat belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ABOVVA
Kınama ünlemi: Abovva, koskoca adam küçük bir işi yapamadı.
CUSHİNGSENDROMU
Böbrek üstü bezi kabuğundan aşırı miktarda kortizol salgılanmasıyla ortaya çıkan idrar çokluğu, susuzluk hissi idrarda fazla glikoz bulunması, kan glikoz düzeyinde artma, karın sarkması, kıl dökülmesi, hâlsizlik, kas atrofisi, zayıflık, karın sarkması, enfeksiyonlara duyarlılık artışı ve kıl dökülmesiyle belirgin bir grup klinik hastalık belirtisi. Adenohipofiz tümörleri, böbrek üstü bezi tümörleri veya hiperplazisi, aşırı dozlarda glikokortikosteroitlerin kullanımı ve ektopik ACTH üreten tümörlerden kaynaklanır. Köpeklerde, daha az oranda olarak yaşlı atlarda ve nadiren de diğer hayvan türlerinde görülür.
DİYAPEDEZ
Akyuvarların (lökositler) kılcal damar duvarını geçerek etrafındaki dokuya ya da iltihaplı bölgeye göç etmeleri. Eritrositlerin kılcal damar duvarından dışarı sızarak etraftaki dokuya veya iltihaplı bölgeye göç etmesi. Yangı olayları sırasında alyuvarların nötrofil lökositlerin geçtiği yoldan, hidrostatik basınç etkisiyle hareketsiz olarak damar dışına çıkmaları. Kan hücrelerinin damar çeperlerinden dokulara sızması.
AGRANÜLOSİTOZİS
Kandaki granülosit sayısının aşırı derecede azalması veya kaybolması. Kemik iliğinde granülosit akyuvar üretiminin ve kandaki granülositlerin özellikle nötrofil lökositlerin azalması sonucu, vücudun ikincil bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle birlikte müköz zarlarda, deride, sindirim ve solunum kanalında erozyon ve ülserlerle belirgin, ateşli hastalık tablosu, granülositopeni.
KOSTÜMLÜ
Kostüm giymiş olan. Alışılmış ve günlük giysilerin dışında bazı özel giysiler giyilen.
BİYOENERJETİK
Bir ekosistemde enerji akışı. Canlı organizmalarda enerji değişmelerinin incelenmesi. Canlı hücrelerde enerjinin açığa çıkması, dönüşümü, depolanması ve kullanılmasını inceleyen enerji bilimi.
MUAZZAM
Çok büyük, çok iri, koskoca, koskocaman. Alışılmışın sınırlarını aşan. Güçlü, önemli.