Sonu KİK ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kik" olan, toplam 19 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kik ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kik olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kik olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

8 harfli kelimeler

MUHAKKİK, MÜDEKKİK

7 harfli kelimeler

İRİŞKİK

6 harfli kelimeler

FRİKİK, SİLKİK, SELKİK, KELKİK, TAHKİK, TETKİK

5 harfli kelimeler

RAKİK, TEKİK, ŞEKİK, DİKİK, MEKİK, KEKİK, DAKİK, ÇEKİK

4 harfli kelimeler

AKİK

3 harfli kelimeler

KİK

Bazı kelimelerin anlamları

KİK

Futa.

TETKİK

İnceleme. Araştırma.

TEKİK

Öç.

İRİŞKİK

Et sucuğu.

MÜDEKKİK

Tetkik eden, inceleyen kimse.

KEKİK

Ballıbabagillerden, karşılıklı küçük yapraklı, beyaz, pembe, kırmızı başak durumunda çiçekleri olan ve çiçeği baharat gibi kullanılan, odunsu saplı, kokulu bir bitki (Thymus vulgaris).

TAHKİK

Soruşturma.

SELKİK

Başaşağı, ters.

MUHAKKİK

Gerçeği araştıran. Soruşturmacı.

MEKİK

El veya otomatik dokuma tezgâhlarında atkı veya argaç denilen ve enine olan iplikleri, uzunlamasına olan arışların arasından geçirmeye yarayan masuralı araç. Oya yapmakta kullanılan, kemik, ağaç veya plastikten, iki ucu sivri, arasından iplik geçecek bir yarığı bulunan küçük araç. Uzay gemisi. Genellikle karın kaslarının güçlendirilmesi için yapılmış olan beden hareketi.

ŞEKİK

Baş ağrısına iyi geldiği sanılan taş.

RAKİK

İnce, narin. Merhametli, yufka yürekli.

SİLKİK

İşsiz güçsüz, tembel. Suyu tez süzen bitek toprak.

DİKİK

Dik.

KELKİK

Tencere.

FRİKİK

Serbest vuruş. Giysinin kazara açılmasıyla göğüs veya bacağın görünmesi.

  -   -   -  

Anlamında KİK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KİK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

FİLHAKİKA

Gerçekten, doğrusu, hakikaten.

ARAŞTIRMA

Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.

FUTA

Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı, kik.

BALLIBABAGİLLER

Nane, lavanta çiçeği, kekik vb. kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitişik taç yapraklılardan oluşan bir familya.

ANBEAN

Her an. Giderek. Dakika dakika. Ara sıra.

AKILSAL

Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.

İNCELEME

İncelemek işi, tetkik. Bir bilim veya sanat konusunu her yönüyle geniş biçimde açıklayan eser veya yazılı araştırma.

GERÇEKTE

Aslında, tam anlamıyla, hakikatte.

GERÇEK

Yalan olmayan, doğru olan şey, hakikat. Aslına uygun nitelikler taşıyan, sahici. Yalan olmayan. Doğruluk. Doğadaki gibi olan, doğayı olduğu gibi yansıtan. Düşünülen, tasarımlanan, imgelenen şeylere karşıt olarak var olan. Bir durum, bir nesne veya bir nitelik olarak var olan, varlığı inkâr edilemeyen, olgu durumunda olan, özbeöz, hakiki, reel. Yapay olmayan. Temel, başlıca, asıl. Gerçeklik.

HOŞKURAN

Çiçekleri, dalları ıspanak gibi pişirilen bir yıllık otsu bir bitki, tilkikuyruğu (Amaranthus lividus).

ÇABUCAK

Vakit geçirmeden, kısa sürede, aceleten, acilen, alelacele, anında, bir anda, bir çırpıda, birden, bir hamlede, bir koşu, bir lahzada, bir solukta, çabucacık, çabuk, çabukça, çarçabuk, dakikasında, derakap, derhâl, hemen, hemencecik, hemencek, hızla, hızlı, hızlı hızlı, ivedilikle, lahzada, müstacelen, palas pandıras, serian, süratle, şipşak, takkadak, tez beri, tezce, tezelden, yellim yelalim. Kolaylıkla.

GERÇEKLİK

Gerçek olan, var olan şeylerin tümü, hakikat, hakikilik, şeniyet, realite, reellik.

DOĞRU

Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Gerçek, hakikat. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. Gerçek, yalan olmayan. Karşı yönünce. İki nokta arasındaki en kısa çizgi.

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

ATKILAMAK

Dokuma tezgâhlarında mekikle atkı atmak, argaçlamak.

ÇEKİKÇE

Çekiğe yakın, biraz çekik.

ÇEYREK

Dörtte bir. On beş dakikalık zaman. Gümüş mecidiyenin dörtte biri değerinde olan beş kuruş. Çeyrek altın. Alman markı.

ATKI

Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.

GERÇEKTEN

Gerçek olarak, cidden, hakikaten, sahi, sahiden, filhakika, filvaki.

AN

Zamanın bölünemeyecek kadar kısa olan parçası, lahza, dakika. Zihin. İki tarla arasındaki sınır.