Kelimeler arşivi içinde; başında "kil" olan, toplam 130 adet kelime bulunmaktadır. kil ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kil ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kil olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KİLOPERİKARDİTİS
KİLİTLEYEBİLMEK, KİLOGRAMAĞIRLIK
KİLİTLEYEBİLME, KİLOGRAMKUVVET, KİLOMETRELERCE, KİLOPERİTONEUM
KİLOGRAMMETRE, KİLOMETREKARE, KİLOMİKRONLAR
KİLİDÜLBAHİR, KİLOMETRELİK, KİLOPERİKARD
KİLERCİBAŞI, KİLERCİUSTA, KİLİTLENMEK, KİLİTLETMEK, KİLİTLİİĞNE, KİLOGRAMLIK, KİLOVATSAAT, KİLTELİİĞNE
KİLANGİYOM, KİLAVLAMAK, KİLERCİLİK, KİLİMCİLİK, KİLİSLİLİK, KİLİTLEMEK, KİLİTLENME, KİLİTLETME, KİLİTLİLİK, KİLOKALORİ, KİLOMETİRE, KİLOPARSEK, KİLOTORAKS
KİLERMENİ, KİLİLEMEK, KİLİSECİK, KİLİTLEME, KİLİTPERİ, KİLİTPÖRÜ, KİLİTTAŞI, KİLOAMPER, KİLOHERTS, KİLOHERTZ, KİLOMETRE, KİLOPLÖRO, KİLUMETRE
KİLCİLER, KİLDENCE, KİLDİRİK, KİLEÇERİ, KİLEDERE, KİLEYDEN, KİLİNDAR, KİLİNDİR, KİLİTMEK, KİLİTSİZ, KİLİZMAN, KİLLEMEK, KİLOGRAM, KİLOSİKL, KİLOVOLT
KİLDERE, KİLEMEK, KİLERCİ, KİLİMCİ, KİLİMLİ, KİLİNTİ, KİLİSLİ, KİLİTLİ, KİLİZME, KİLKUYU, KİLLEME, KİLLİCA, KİLOBAZ, KİLOJUL, KİLOLUK, KİLOTON, KİLOVAT, KİLTENE, KİLURAN
KİLAKE, KİLDAN, KİLDEN, KİLDİK, KİLEPE, KİLİNE, KİLİSA, KİLİSE, KİLKİT, KİLLİK, KİLMAK, KİLOLU, KİLÖZÜ, KİLTAN, KİLTEK, KİLTEN, KİLTER
KİLCİ, KİLEK, KİLER, KİLİÇ, KİLİD, KİLİH, KİLİJ, KİLİK, KİLİM, KİLİS, KİLİT, KİLİZ, KİLLE, KİLLİ, KİLLÜ, KİLME, KİLOZ, KİLÖZ, KİLSİ, KİLTE, KİLUS, KİLÜS, KİLVE
KİLA, KİLE, KİLH, KİLİ, KİLK, KİLO, KİLS, KİLT
KİL
KİL
Islandığı zaman kolayca biçimlendirilebilen yumuşak ve yağlı toprak. Kıl - kil kuş: etsiz yağsız (hayvan). Parçacıklarının çapı 0.002 mm olan, kuru alüminyum silikattan yapılmış, sıkı ve su geçirmez toprak. (Heykel) Çömlekçi toprağı, çamuru. a. bk. balçık, arı kil. Aluminyumlu minerallerin bozunmasıyla oluşan, kimyasal yapısı yaklaşık AI2O. 2 Si 0. 2 H2O olan, yumuşak, suyla biçim verilebilen değişik renklerdeki bir tür toprak. Alüminyum silikat içeren yumuşak toprak. Mineral içerikli kaolin gibi toprak, alüminyum silikat, demir oksit, magnezyum ve kireç taşından oluşmuş, absorban olarak yemlere katılan, kedi altlığı olarak da kullanılan doğal madde, bentonit. Tanecikleri 0.0004 mm'den daha küçük, çimentolanmamış kil mineralleri topluluğu.
KİLOGRAMKUVVET
Kilogramağırlık.
KİLİTLEYEBİLMEK
Kilitleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KİLOGRAMAĞIRLIK
Bir kilogramlık bir kütlenin yer tarafından çekilmesini sağlayan güce yani 9,81 Newton'a eşit olan güç birimi, kilogramkuvvet.
KİLOPERİKARD
Kalp kesesinde kilusun varlığı.
KİLOPERİTONEUM
Kilus asitesi.
KİLOGRAMMETRE
Bir kilogram ağırlığındaki bir gücün, uygulandığı maddi bir noktayı güç doğrultusunda bir metre yer değiştirmesiyle yapılmış olan işe eşit iş birimi.
KİLOMETREKARE
Kenarları birer kilometre uzunluğunda olan bir karenin alanına eşit yüzey ölçü birimi, (km2).
KİLİTLEYEBİLME
Kilitleyebilmek işi.
KİLERCİBAŞI
İçoğlanlardan biri olup, kilercilerin başı ve padişah sofrasının düzenleyicisi olan kişi.
KİLİDÜLBAHİR
Çanakkale kenti, Eceabat ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KİLERCİUSTA
Osmanlı sarayının harem bölümünde yemek işlerine bakan karavaş.
KİLOMETRELERCE
Mesafece uzun süren.
KİLOPERİKARDİTİS
Kalp kesesi içerisine kilusun sızması sonucu oluşan kalp kesesi yangısı.
KİLOMETRELİK
Belli bir kilometre uzunluğunda olan.
KİLOMİKRONLAR
Plâzmada ve diğer vücut sıvılarında bulunan ve bağırsaktan yağ dokusuna kolesterol, triasil gliseritler ve diğer lipitlerin taşınmasını sağlayan küçük lipoprotein parçacıktarı. Besin kaynaklı trigliseritleri taşıyan, büyük moleküllü lipoproteinler.
Bu bölümde tanımı içerisinde KİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHLAF
Bizden sonrakiler, eslaf karşıtı.
AKTİFLEŞMEK
Canlı, hareketli, etkili olmak, aktif duruma gelmek.
AKSETMEK
Ses bir yere çarpıp geri dönmek, yankılanmak, yankı vermek. Evirmek, tersine çevirmek. Bir ışık veya bir şekil düz ve parlak bir yüzeye çarpıp orada aynen görünmek, yansımak. Ulaşmak, yayılmak, duyulmak.
AKILLICA
Akla yakın, doğru, makul. (akıllı'ca) Akla yakın, doğru bir biçimde, akıllıcasına, akilane.
AKTİF
Etkin, canlı, hareketli, çalışkan, faal. Bir ticarethanenin, ortaklığın para ile değerlendirilebilen mal ve haklarının tümü. Etkili. Çalışan, çalışmasını sürdüren. Etken.
AFOROZ
Hristiyanlıkta kilise tarafından verilen cemaatten kovma cezası. Darılıp biriyle konuşmama, ilgiyi kesip kendinden uzaklaştırma, toplum dışılama.
AHZÜKABZ
Kendine mal etme. Para tahsili yapmaya yetkili olma.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
AKPAS
Lahana, turp, şalgam, karnabahar vb. bitkilerin kök dışındaki bütün bölgelerine yerleşebilen, özellikle semizotugillerde karşılaşılan yosunumsu mantar (Albugo candida).
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
AĞIZ
Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
AKKARINCA
Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi, termit, divik (Termes).
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
AKTARIM
Aktarma işi, nakil. Psikoterapide hastanın terapiste ruhsal yapısı üzerinde etkili olmuş deneyim ve ilişkilerini aktarması.
AKILLI
Gerçeği iyi gören ve ona göre davranan, akil. Uyanık geçinen. Karşısındakini küçümseme amacıyla söylenen bir söz.
AĞABABA
Dede, ata. Bir yerde, bir topluluk içinde etkili olan, sözü geçen, ileri gelen (kimse). Sanı "ağa" olan babaya çocuğunun sesleniş sözü.
AKÇAAĞAÇ
Akçaağaçgillerden, süs ağacı olarak da dikilen, tahtası hafif ve sağlam bir ağaç, isfendan (Acer).