Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kayan" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kayan ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında kayan olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kayan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
KAYAN
KAYAN
Kayarak yer değiştiren. Dağdan inen sel. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taş.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAYAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖÇEK
Tarlanın kenar ya da köşe kısmı. Köy delikanlı ve kızlarının düğünlerde oynadıkları bir çeşit oyun. Deve yavrusu. Ekinin çimlenmesi. Devecilerin gece yolculuğu. Sabaha karşı doğan, yolculara hareket zamanını bildiren parlak yıldız. Göçülen yer. Kayan arazi: Bu göçek yere ev yapılmaz.
AYRIMLAŞMA
Ayrımlaşmak işi, farklılaşma. Hücrelerin veya canlı organizmaların işlevlerine veya yaşayış türlerine ilişkin yapısal nitelik kazanması, farklılaşma. Bir iç kayanın katılaşması sürecinde yer ve zamana göre ayrımların ortaya çıkması, farklılaşma.
KELEBEK
Pul kanatlılardan, vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türleri olan böceklere verilen genel ad. Biçim olarak bu böceklere benzeyen. Vida, somun vb. nesnelerde kolayca çevrilmeye yarayan bölüm. Geviş getiren hayvanların karaciğerlerinde yerleşip en çok öd yollarını tıkayan bir cins asalak hayvan. Bu hayvanın neden olduğu hastalık.
ÇERÇEVELEYİCİ
Çeşitli sinema aygıtlarında, kayan resmi çerçeve çizgisi görünmeyecek biçimde düzelten bölüm.
AKANAK
Mecra, yatak, kuru sel yarıntıları, dere yatağı. Çağlayan, ırmak veya derede suyun hızlı aktığı yer. Sakız elde edilen kök: O akanak benim, sakızını sen toplama. Kayanak oyununda "pardon" anlamında kullanılan bir söz.
GRANİTLEŞME
İç kuvvetlerin etkisiyle yer yuvarlağı içindeki kayanın granite dönüşmesi.
EMBOLİK
Damarı tıkayan tıkaçla ilgili olan. Pıhtı sonucu damarın tıkanmasıyla ilgili olan.
NATIR
Kadınlar hamamında hizmet eden ve müşterileri yıkayan kadın.
HEYLEMEK
Hayvan sürüsünü toplamak için çağırmak: Sürüyü heyle de gidelim akşam oldu. Yükü dengelemek: Beygiri durdurun da kayan çuvalı heyleyin. Şarkı söylemek. Sığırları sürmek.
TABAKÇI
Tabak yapan veya satan kimse. Lokanta vb. yerlerde bulaşık yıkayan kimse.
AĞAN
Yeni doğurmuş bir hayvandan ilk günlerde sağılan, koyu yapışkan süt, ağız. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.
ÇAMAŞIRCI
Para ile başkalarının çamaşırını yıkayan kimse.
BANKET
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.
DONLUKÇU
Çamaşır yıkayan, çamaşırcı: Çamaşır çok, bir donlukçu bulmalı.
HÖRÇ
Piramit biçimindeki toprak ya da taş yığını. Kayanın ya da tepenin yüksek yeri. Karısını şart ederek boşayan bir kimsenin tekrar karısını alabilmesi için kadının bir başkası ile evlenmesi.
PATENCİ
Buz pateni yapan veya patenle kayan kimse.
KAYANCAK
Tepenin eğimli yeri: Kayancağa gittik öttük getirdik.
KAYANAK
Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar : Kapının önüne kayanak döşedim. Yassı kayıcı, taşla oynanan bir oyun. Oyun oynanan ince, düz taş.
AVLAĞI
Ağıl. Bahçelerin etrafına ağaç ve ince dallardan yapılan çit, engel. Ahırda hayvanların yem yediği yer. Çerçeve, çevre. Kuzu ağılı. Evin bitişiğindeki tarla. Kayalıklar arasındaki geçit: Akkayanın avlağından geçtim. Dağlık yerlerdeki bol otlu düzlük. Av yeri, avı çok olan yer. Bahçe, bağ çevresine ağaç ve ince dallardan yapılan çit. Kıyı. Çalıdan çit. Çorum kenti, Kâmil bucağına bağlı bir yer. Elâzığ şehrinde, Çaybağı bucağına bağlı bir yer.
SÜRTÜNME
Sürtünmek işi. Yüzeyleri birbirinin üstüne gelerek biri veya her ikisi ötekine göre ters doğrultuda kayan iki cismin durumu, delk.