Kelimeler arşivi içinde; başında "kat" olan, toplam 324 adet kelime bulunmaktadır. kat ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu kat ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kat olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
KATMERLEŞTİRMEK
KATEKOLAMİNLER, KATETERİZASYON, KATMERLEŞTİRME
KATALOGLATMAK, KATILAŞTIRMAK, KATIŞIKSIZLIK, KATIŞTIRILMAK, KATLANABİLMEK, KATLAYABİLMEK, KATLEDEBİLMEK, KATMANBİLGİSİ
KATALOGLAMAK, KATALOGLATMA, KATASTROFİZM, KATEDEBİLMEK, KATHAROMETER, KATIKÇORBASI, KATILABİLMEK, KATILAŞTIRMA, KATILIMCILIK, KATILIVERMEK, KATIRDAŞYAĞI, KATIRKUYRUĞU, KATIRTIRNAĞI, KATIŞIKLILIK, KATIŞTIRILMA, KATLANABİLME, KATLANDIRMAK, KATLAYABİLME, KATLEDEBİLME, KATLETTİRMEK, KATMANLAŞMAK, KATMERLENMEK, KATMERLEŞMEK, KATRANKÖPÜĞÜ, KATRANLANMAK, KATRANLATMAK
KATABOLİZMA, KATALOGLAMA, KATARLANMAK, KATEDEBİLME, KATEKOLAMİN, KATEPSİNLER, KATETOMETRE, KATIKSIZLIK, KATILABİLME, KATILIVERME, KATIRGULAĞI, KATIRKULAĞI, KATIRLAŞMAK, KATIRYATAĞI, KATIŞIKLAMA, KATIŞTIRMAK, KATKILANMAK, KATKISIZLIK, KATLANDIRIM, KATLANDIRMA, KATLANILMAK, KATLETTİRME, KATMANLAŞIM, KATMANLAŞMA, KATMANYAZAR, KATMERCİLİK, KATMERLENME, KATMERLEŞME, KATOPRASKOP, KATRANCILAR, Devamını Oku »»
KATABİLMEK, KATABOLİZM, KATAKALSİN, KATAKLAMAK, KATALEPTİK, KATAPLEKSİ, KATARLAMAK, KATARLANMA, KATEGORİZE, KATIKETMEK, KATIKLAMAK, KATIKSIMAK, KATIKSIZCA, KATILAŞMAK, KATINCAMAK, KATINTILAR, KATIRALANI, KATIRCILIK, KATIRLAŞMA, KATIŞIKLIK, KATIŞIKSIZ, KATIŞTIRMA, KATIVERMEK, KATİBİADİL, KATİLEŞMEK, KATİRENBİZ, KATKILANMA, KATKILILIK, KATKISIZCA, KATLANILMA, Devamını Oku »»
KATABASİS, KATABİLME, KATABOLİT, KATAFOREZ, KATAKOFTİ, KATAKOLLU, KATAKULLİ, KATALAMAK, KATALANCA, KATALEPSİ, KATALİTİK, KATALİZÖR, KATAMARAN, KATARLAMA, KATASTROF, KATAVAŞYA, KATEGORİK, KATIGELEN, KATIKDAMI, KATIKLAMA, KATIKLIAŞ, KATILAMAK, KATILAŞMA, KATILIMCI, KATILTMAK, KATINCAMA, KATIRNAĞI, KATIŞIKLI, KATIVERME, KATIYUVAR, Devamını Oku »»
KATADROM, KATAFALK, KATAKOMB, KATAKOMP, KATALİST, KATARAKT, KATARMAK, KATARSİS, KATARTİK, KATBEKAT, KATEDRAL, KATEGORİ, KATEPSİN, KATERİNG, KATETMEK, KATGINTI, KATIKARA, KATIKLAŞ, KATIKSIZ, KATILAMA, KATILMAK, KATILTMA, KATIMLIK, KATINCAK, KATIRLIK, KATISERT, KATIŞMAÇ, KATIŞMAK, KATİKARA, KATİLİYH, Devamını Oku »»
KATACAK, KATAFİL, KATAFOT, KATAGEN, KATAĞAÇ, KATAHOR, KATALAK, KATALAZ, KATALİZ, KATALOG, KATALPA, KATAMAN, KATARLI, KATAVUZ, KATETER, KATETME, KATICAK, KATIGAK, KATIHAN, KATIKLI, KATIKSI, KATILAÇ, KATILAN, KATILIK, KATILIM, KATILIŞ, KATILMA, KATIMAK, KATINCI, KATINGI, Devamını Oku »»
KATANA, KATAVA, KATGÜT, KATİBE, KATKAN, KATKAT, KATLAÇ, KATLAK, KATLAM, KATLAN, KATLIH, KATMAK, KATMAN, KATMAR, KATMEK, KATMER, KATMİR, KATNAK, KATRAK, KATRAN, KATRAT, KATTAK, KATTEL, KATYON
KATAL, KATAR, KATÇA, KATÇI, KATER, KATET, KATGI, KATIĞ, KATIH, KATIK, KATIL, KATIM, KATIN, KATIR, KATİK, KATİL, KATİP, KATİR, KATKI, KATLA, KATLI, KATMA, KATOH, KATOT, KATRE, KATSA, KATUN, KATUT
KATA, KATI, KATİ
KAT
KAT
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü. Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. Makam, mevki. Giyeceklerde takım. Katman. Ön, yan. Apartman dairesi. Sonuca bağlama, bitirme. Kesme. Kesme, kesilme. Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Kez, defa, misil. İlgiyi kesme. Huzur. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. Tekrarlanan bir sayının toplamı.
KATLANABİLMEK
Katlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KATMANBİLGİSİ
Katmanlı kayaçların zaman bakımından oluş sıralarını, hayvan ve bitki kalıntılarının yardımıyla geçmiş zamanlardaki yaşantının çağdan çağa geçirdiği evrensel değişiklikleri, tortul kayaçların özelliklerine ve taşıllarına dayanarak, kara ve denizlerin geçmişteki dağılışlarını inceleyen bilim kolu.
KATIŞTIRILMAK
Katıştırma işi yaptırılmak.
KATETERİZASYON
Bir kateterin uygulanması. Doğal vücut deliklerinden uygun bir kateterle sıvı alınması veya verilmesi.
KATILAŞTIRMAK
Katı duruma getirmek.
KATASTROFİZM
Fosil kayıtlara göre canlıların bir seri felâketle kitle hâlinde yok olduğunu ileri süren XVIII. ve XIX. yüzyıllarda benimsenmiş bir görüş.
KATLEDEBİLMEK
Katletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
KATIŞIKSIZLIK
Katışıksız olma durumu.
KATALOGLATMAK
Katalog durumuna getirtmek.
KATMERLEŞTİRME
Katmerleştirmek işi.
KATEKOLAMİNLER
Adrenerjik agonistler.
KATMERLEŞTİRMEK
Katmerleşme işini yaptırmak.
KATLAYABİLMEK
Katlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
KATALOGLATMA
Kataloglatmak işi.
KATALOGLAMAK
Kitaplıktaki veya belli bir daldaki gereçleri yer numarası, bibliyografik kimlik vb. bakımından tespit etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AGREGA
Katışmaç.
ALİL
Hastalıklı, sakat.
AKBASMA
Katarakt.
ACILI
Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.
AKKUYRUK
Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.
ALAŞIMLAMAK
Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak.
AKTÖR
Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AĞILAMAK
Zehirlemek. Bir şeye zehir katmak.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AKSU
Katarakt. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.