Kelimeler arşivinde; içinde "kat" olan, toplam 654 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kat bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kat ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kat olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KARİKATÜRLEŞTİRME
HIRKATEPESİDELİK, HİPERKATABOLİZMA
KARİKATÜRİSTLİK, KATMERLEŞTİRMEK, TOKATLAYABİLMEK
KARİKATÜRCÜLÜK, KATEKOLAMİNLER, KATETERİZASYON, KATMERLEŞTİRME, MEŞAKKATSİZLİK, TOKATLAYABİLME
BİYOKATALİZÖR, FABRİKATÖRLÜK, HAKİKATSİZLİK, HİLAFIHAKİKAT, KATILAŞTIRMAK, LİYAKATSİZLİK, MUVAFAKATNAME, SADAKATSİZLİK, BİYOİNDİKATÖR, BÜYÜKKATRANCI, FOTOKATALİZÖR, KARNIKATILMAK, KATALOGLATMAK, KATIŞIKSIZLIK, KATIŞTIRILMAK, KATLANABİLMEK, KATLAYABİLMEK, KATLEDEBİLMEK, KATMANBİLGİSİ, KÜÇÜKKATRANCI, MASTİKATORYUS, MİSİRKATAVUĞU, PROVOKATÖRLÜK, SİKATRİZASYON, TAKATUKACILIK
AMPLİFİKATÖR, BARİKATLAMAK, DİKKATSİZLİK, İTİKATSIZLIK, KARİKATÜRİST, KARİKATÜRİZE, KARİKATÜRLÜK, KATALOGLAMAK, KATILAŞTIRMA, KATILIMCILIK, KATIRKUYRUĞU, KATIRTIRNAĞI, KATLANDIRMAK, KATMANLAŞMAK, KATMERLEŞMEK, KATRANKÖPÜĞÜ, KATRANLANMAK, NAZARIDİKKAT, REFAKATÇİLİK, SADAKATLİLİK, SAKATATÇILIK, SİLİKATLAMAK, SİLİKATLAŞMA, ŞEFKATSİZLİK, TARİKATÇILIK, AŞAĞIKATIKLI, AŞAĞIKATIRLI, DUYARKATLAMA, GEBELİKATRAN, GERİŞKATIRCI, Devamını Oku »»
BARİKATLAMA, ESKATOLOGYA, KARİKATÜRCÜ, KATABOLİZMA, KATALOGLAMA, KATARLANMAK, KATIRLAŞMAK, KATIŞTIRMAK, KATKILANMAK, KATLANDIRMA, KATLANILMAK, KATMANLAŞMA, KATMERCİLİK, KATMERLEŞME, KATRANCILIK, KATRANLAMAK, KATRANLANMA, MEŞAKKATSİZ, SAKATLANMAK, SİLİKATLAMA, ŞEFKATLİLİK, TAKATSİZLİK, TOKATLANMAK, AKATALEPTİK, ANTİKATARAL, BAŞKATİPLİK, ÇALKATURACI, ÇOKKATLILIK, DİKKATLİLİK, DİKKATSİZCE, Devamını Oku »»
DEKATLONCU, FABRİKATÖR, HAKİKATSİZ, KATALEPTİK, KATILAŞMAK, KATIŞIKLIK, KATIŞIKSIZ, KATİLEŞMEK, KATRANLAMA, LİYAKATSİZ, MEŞAKKATLİ, MUVAKKATEN, PROVOKATÖR, SADAKATSİZ, SAKATLAMAK, SAKATLANIŞ, SAKATLANMA, TATBİKATÇI, TOKATÇILIK, TOKATLAMAK, TOKATLANMA, KATOLUNMAK, BAŞKATSAYI, DİKKATLİCE, DUPLİKATUS, FORNİKATUS, İKİKATLAMA, KARKATMASI, KATABİLMEK, KATABOLİZM, Devamını Oku »»
ANTİKATOT, AVUKATLIK, ÇALKATMAK, DESİKATÖR, DİKKATSİZ, HAKİKATEN, HAKİKATLİ, HAZAKATLİ, İNDİKATÖR, İTİKATSIZ, KARİKATÜR, KATAKOFTİ, KATAKULLİ, KATALANCA, KATALEPSİ, KATALİTİK, KATALİZÖR, KATARLAMA, KATAVAŞYA, KATEGORİK, KATIKLAMA, KATILAŞMA, KATILIMCI, KATILTMAK, KATİLEŞME, KATİYETLE, KATLANMAK, KATLATMAK, KATLETMEK, KATMERSİZ, Devamını Oku »»
ÇALKATMA, DEKATLON, DİKKATLİ, HİLKATEN, İTİKATLI, KATAFALK, KATAKOMP, KATARAKT, KATBEKAT, KATEDRAL, KATEGORİ, KATETMEK, KATIKSIZ, KATILMAK, KATILTMA, KATIMLIK, KATIRLIK, KATIŞMAÇ, KATIŞMAK, KATİLLİK, KATKISIZ, KATLAMAK, KATLANIŞ, KATLANMA, KATLATMA, KATLAYIŞ, KATLETME, KATMANLI, KATMERCİ, KATMERLİ, Devamını Oku »»
APARKAT, BARİKAT, FIRKATA, HAKİKAT, HAMAKAT, HAZAKAT, ISKATÇI, KASKATI, KATAFOT, KATALİZ, KATALOG, KATALPA, KATETME, KATIKLI, KATILIK, KATILIM, KATILIŞ, KATILMA, KATINTI, KATIRCI, KATIŞIK, KATIŞMA, KATİYEN, KATİYET, KATKILI, KATLAMA, KATLİAM, KATMALI, KATOLİK, LİYAKAT, Devamını Oku »»
AVUKAT, DİKKAT, FİRKAT, HİLKAT, İNİKAT, İTİKAT, KATGÜT, KATMAK, KATMAN, KATMER, KATRAK, KATRAN, KATYON, MERKAT, MÜSKAT, RİKKAT, SİRKAT, ŞEFKAT, BİNKAT, ABUKAT, AKATAY, ANAKAT, APUKAT, BALKAT, BELKAT, BERKAT, FALKAT, FIRKAT, HAKKAT, HAYKAT, Devamını Oku »»
ASKAT, FAKAT, ISKAT, KATAR, KATIK, KATIM, KATIR, KATİL, KATKI, KATLI, KATMA, KATOT, KATRE, MAKAT, SAKAT, TAKAT, TOKAT, ÜÇKAT, AKATA, ANKAT, ÇAKAT, DAKAT, FEKAT, HEKAT, KATAL, KATÇA, KATÇI, KATER, KATET, KATGI, Devamını Oku »»
KATI, İKAT, KATA, KATİ, OKAT
KAT
KAT
Bir yapıda iki döşeme arasında yer alan daire veya odaların bütünü. Bükülen veya kıvrılan bir şeyin her kıvrımı. Makam, mevki. Giyeceklerde takım. Katman. Ön, yan. Apartman dairesi. Sonuca bağlama, bitirme. Kesme. Kesme, kesilme. Bir yüzey üzerine az veya çok kalın bir biçimde, düzgün olarak yayılmış bulunan şey. Kez, defa, misil. İlgiyi kesme. Huzur. Üst üste konulmuş şeylerden her biri, tabaka. Tekrarlanan bir sayının toplamı.
FABRİKATÖRLÜK
Fabrikacılık.
HİPERKATABOLİZMA
Katabolizmanın anormal olarak artması durumu.
TOKATLAYABİLMEK
Tokatlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
MEŞAKKATSİZLİK
Meşakkatsiz olma durumu.
HIRKATEPESİDELİK
Nevşehir şehri, Hacıbektaş belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
HAKİKATSİZLİK
Vefasızlık.
KATEKOLAMİNLER
Adrenerjik agonistler.
KATETERİZASYON
Bir kateterin uygulanması. Doğal vücut deliklerinden uygun bir kateterle sıvı alınması veya verilmesi.
KATMERLEŞTİRME
Katmerleştirmek işi.
KARİKATÜRCÜLÜK
Karikatürcünün yaptığı iş, çizerlik, karikatüristlik.
BİYOKATALİZÖR
Canlı dokuların hepsinde çok az bulunan ve hayat için gerekli kimyasal tepkimeleri uyandıran veya kolaylaştıran madde.
TOKATLAYABİLME
Tokatlayabilmek işi.
KARİKATÜRİSTLİK
Karikatürcülük.
KATMERLEŞTİRMEK
Katmerleşme işini yaptırmak.
KARİKATÜRLEŞTİRME
Karikatürleştirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AKİDE
İnanç. Şekerin kaynatılarak katılaşması yolu ile yapılan, renkli ve kokulu, ağızda güç eriyen şeker, akide şekeri.
AKILSAL
Düşünceyi ve gerçeği somut değerlerle birbirine bağlayan, hakikati içine alan.
AKMAK
Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALGI
Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Kazanç, alacak. Rüşvet. Vergi. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
AKBASMA
Katarakt.
ACILI
Acı katılmış olan. Acısı olan, kederli.
ALBASTI
Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden lohusanın tutulduğu ateşli hastalık, lohusa humması, albasma.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
ALİL
Hastalıklı, sakat.
AĞILAMAK
Zehirlemek. Bir şeye zehir katmak.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AGREGA
Katışmaç.
AKSU
Katarakt. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Isparta iline bağlı ilçelerden biri.
AKKUYRUK
Tadını artırmak için çay harmanına katılan beyaz bir tür çay.
AKTÖR
Erkek oyuncu. Herhangi bir olayda etkisi veya katkısı olan kimse.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
ALAŞIMLAMAK
Metale, alaşım elementlerini eriterek katmak.