Sonu KAV ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "kav" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu kav ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında kav olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde kav olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

6 harfli kelimeler

KONKAV, CAKKAV, CİNKAV

5 harfli kelimeler

SAKAV, ŞİKAV, TAKAV

3 harfli kelimeler

KAV

Bazı kelimelerin anlamları

KAV

Ağaçların gövdesinde veya dallarında yetişen bir tür mantardan elde edilen ve çabuk tutuşan, süngerimsi madde. Yılanın deri değiştirirken attığı deri. İçki mahzeni.

CAKKAV

Hoppa.

TAKAV

Nalbant. Nal.

ŞİKAV

İş.

CİNKAV

Karabaş kuşu.

SAKAV

Ceket. Hayvan nezlesi. Çoğunlukla atlarda görülen bir çeşit hayvan hastalığı.

KONKAV

İçbükey.

  -   -   -  

Anlamında KAV bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KAV geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALKIŞÇI

Alkışlayan kimse. Şakşakçı, dalkavuk, yüze gülücü, yağcı kimse.

AÇIKLANAN

Açıklamalar sonunda ortaya çıkması beklenen kavram, açıklayan.

ADCILIK

Kavramların gerçek varlıklar olduğunu kabul eden, kavram gerçekliğine karşıt olarak tümel kavramların yalnızca nesnelerin adları olduğunu ileri süren görüş, isimcilik, nominalizm.

AKÇAKAVAK

Akkavak.

AKIL

Düşünme, anlama ve kavrama gücü, us. Öğüt, salık verilen yol. Düşünce, kanı. Bellek.

ALTINBAŞ

Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun.

AKKAVAK

Söğütgillerden, yapraklarının altı beyaz olan bir tür kavak, akçakavak, Hollanda kavağı (Populus alba).

ALTLAMAK

Özel diye alınan bir şeye, genel bir kavramın altında yer vermek.

AVUÇLAMAK

Avuçla kavramak, avuçla almak, apazlamak, hapazlamak.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ANLAYIŞSIZ

Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

AYRIÇ

Yol kavşağı, iki yolun ayrıldığı yer.

AMBALAJ

Eşyayı sarmaya yarayan mukavva, kâğıt, tahta, plastik vb. malzeme.

ANLAMAK

Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ANLAMAZLIK

Bir şeyi anlamamış, kavrayamamış gibi davranma.

ALGILAMAK

Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.

AÇIKLAYICI

Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.

ALEGORİ

Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.

AKVAM

Kavimler.