KALI ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "kalı" olan, toplam 76 adet kelime bulunmaktadır. kalı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu kalı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde kalı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

KALINLAŞTIRTMAK

14 harfli kelimeler

KALINLAŞTIRMAK, KALIPLAŞMIŞLIK, KALIPLAŞTIRMAK, KALIMLAŞTIRICI, KALINLAŞTIRTMA

13 harfli kelimeler

KALINLIKÖLÇER, KALINLAŞTIRMA, KALIPLAŞTIRMA

12 harfli kelimeler

KALITIMCILIK, KALIKDEMİRCİ, KALITBIRAKAN

11 harfli kelimeler

KALIPLATMAK, KALINHARMAN, KALINLAŞMAK, KALINLATMAK, KALIMSIZLIK, KALIPLAŞMIŞ, KALIPLAŞMAK, KALIPSIZLIK, KALITSALLIK, KALIPLANMAK

10 harfli kelimeler

KALINPELİT, KALINIRMAK, KALINTILAR, KALIPLATMA, KALINLATMA, KALIPÇILIK, KALIPLAMAK, KALIPLANMA, KALIPLAŞMA, KALIVERMEK, KALIPLILIK, KALINBAYAT, KALITIMSAL, KALIPSIZCA, KALINLAŞMA, KALIMLILIK

9 harfli kelimeler

KALIPSAMA, KALIVERME, KALICILIK, KALIPLAMA, KALINAĞAÇ, KALINAĞIL, KALIPLICA, KALINIRAK

8 harfli kelimeler

KALIPSIZ, KALIPLIK, KALITSAL, KALINMAK, KALIKLIK, KALINLIK, KALINKOZ, KALIMSIZ, KALINÇAM

7 harfli kelimeler

KALINCA, KALITIM, KALITÇI, KALIMLI, KALICAK, KALIPLI, KALINMA, KALINTI, KALIPÇI

6 harfli kelimeler

KALING, KALICI

5 harfli kelimeler

KALIB, KALIÇ, KALIK, KALIC, KALIT, KALIŞ, KALIM, KALIN, KALIP

4 harfli kelimeler

KALI

Bazı kelimelerin anlamları

KALI

Halı.

KALINLAŞTIRMAK

Kalın duruma getirmek.

KALIMLAŞTIRICI

E kümesi üzerinde etkiyen bir M tekçesi ve bir altkümesi için kümesi.

KALINLAŞTIRTMAK

Kalınlaştırma işini yaptırmak.

KALINLAŞTIRTMA

Kalınlaştırtmak işi.

KALITIMCILIK

Davranışın yorumlanmasında kalıtım ve kalıtımsal etkilere her şeyden çok önem veren görüş.

KALIPLAŞTIRMA

Kalıplaştırmak işi.

KALIPLATMAK

Kalıba vurdurmak.

KALIPLAŞTIRMAK

Kalıplaşma işini yaptırmak.

KALINLIKÖLÇER

İçerdiği iyonlaştırıcı ışınım kaynağı yardımıyla, bir malzemenin kalınlığını yıkımlamadan ölçmeye yarayan aygıt.

KALIKDEMİRCİ

Samsun kenti, Alaçam ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KALINLAŞTIRMA

Kalınlaştırmak işi.

KALIPLAŞMIŞLIK

Kalıplaşmış olma durumu.

KALINLAŞMAK

Kalın duruma gelmek.

KALINHARMAN

Manisa şehri, Kula ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KALITBIRAKAN

mûris, müverris, mirâsbırakan.

  -   -   -  

Anlamında KALI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KALI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

AHIRLAMAK

Hayvan ahırda uzun süre kalıp hamlaşmak.

AKROMEGALİ

Genel gelişme bittikten sonra el, çene, burun vb. vücudun sivri kısımlarındaki kemiklerin kalınlaşması, büyümesi veya uzaması.

ARIKLIK

Zayıflık, sıskalık.

AMERİKALILAŞMA

Amerikalılaşmak durumu.

ANLAYIŞSIZLIK

Anlayış kıtlığı, kafasızlık, kalın kafalılık, vurdumduymazlık, izansızlık, gabilik. Hoşgörüsüzlük.

AMERİKAN

Amerikalılara özgü olan.

AGEL

Arap erkeklerinin kefiyelerinin üzerine bağladıkları, yünden örülmüş kalın çember bağ.

ARALIK

Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.

ALTINBAŞ

Genellikle Ege bölgesinde yetişen, yuvarlak, kalınca kabuklu güzel bir tür kavun.

ABADİ

Açık saman renginde, ipekten yapılan, yarı mat, kalınca bir yazı kâğıdı türü.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

ALGARİNA

Ağır bir şeyi denizden çıkarma veya denize indirme işinde kullanılan büyük vinçli deniz teknesi. Bazı gemilerin baş veya kıç tarafından eğik olarak uzatılmış bulunan makaralı, kısa ve kalın dikme.

AÇMA

Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.

AKKELEBEK

Hemen bütün meyve ağaçları için tomurcuk düşmanı sayılan, iri ak kanatları kalın, kara damarlı bir kelebek (Aporia crataegi).

AMERİKANVARİ

Amerikalıya yakışan bir biçimde, Amerikalı gibi.

ABA

Abla. Bu kumaştan yapılmış yakasız ve uzun üstlük. Bu kumaştan yapılan. Kepenek. Yünün dövülmesiyle yapılmış olan kalın ve kaba kumaş. Bu kumaştan yapılmış olan ve dervişlerce giyilen hırka. Anne.

AMERİKALILAŞMAK

Amerikalıların yaşayış tarzını benimsemek.

AFRİKALILIK

Afrikalı olma durumu.

ANLAYIŞSIZ

Anlayışı kıt olan, kafasız, kavrayışsız, vurdumduymaz, kalın kafalı, izansız, ferasetsiz, gabi. Hoşgörüsüz.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.