Kelimeler arşivinde; içinde "şına" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şına bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şına ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şına olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TAŞINABİLMEK, HIRPALAŞINAK
TAŞINABİLİR, AŞINABİLMEK, TAŞINABİLME
AŞINABİLME, ŞINAÇEKMEK
DALBAŞINA
ŞINAETLİ
ŞINABAT, ŞINANAY, ŞINAVAR, ŞINAVAT, ŞINAVIT, ŞINAVUT
IŞINAY, ŞINANA, BAŞINA
ŞINAV
ŞINA
ŞINA
1.Tekerleğin demir çemberi. 2.Tekerleğin demir çemberi ile tekerlek arasına çakılan taban demiri. Kelep. Odun yarmayı kolaylaştıran çivi. Tekerlek çemberi. Araba tekerlerindeki demir çember.
ŞINAETLİ
Nazlı.
DALBAŞINA
Yalnız, tek olarak: Dal başına geldi.
ŞINANAY
İdare lambası. Hoppa kadın.
AŞINABİLMEK
Aşınma olasılığı bulunmak.
ŞINAÇEKMEK
Araba tekerine şına takmak. (Aksaray Niğde.).
AŞINABİLME
Aşınabilmek işi.
HIRPALAŞINAK
El şakası yapmak, itişip kakışmak.
ŞINAVIT
Büyük tekne.
ŞINAVUT
Açgözlü, her gördüğünü isteyen. Açgözlü.
TAŞINABİLMEK
Taşınma imkânı veya olasılığı bulunmak. Taşımaya uygun olmak. Taşınmak için herhangi bir engeli bulunmamak.
ŞINAVAR
Büyük tekne.
ŞINABAT
İçinde üzüm ezilen büyük tekne.
TAŞINABİLİR
Taşınır.
ŞINAVAT
Araba tekerleğine taban demirini geçirme işi. Altı dar, üstü geniş, dışında demir çember bulunan, tahtadan yapılmış büyük küfe: Üzüm taşımıya şınavat al, üzümün suyu akıp gitmez. Üzüm çiğneme teknesi.
TAŞINABİLME
Taşınabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞINA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARKEBÜZ
XV. yüzyılda Fransa'da kullanılmaya başlanan, taşınabilir ateşli silah.
AYMAK
Kendine gelmek, aklı başına gelmek, ayılmak. Gerçeği anlamak.
AZAP
Büyük sıkıntı, eziyet, ezinç. Yeniçeriler zamanında gerektikçe sancaklardaki gençlerden toplanıp ordu ve donanmaya katılan asker. İslam inanışına göre dünyada günah işlemiş olanlara ahirette verilecek ceza. Anadolu'nun birçok bölgesinde çiftlik uşağı.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.
BAKAN
Hükûmet işlerinden birini yönetmek için, genellikle milletvekilleri arasından, başbakan tarafından seçilerek cumhurbaşkanınca onaylandıktan sonra işbaşına getirilen yetkili, vekil, icra vekili, nazır.
ARASAT
Müslüman inanışına göre, kıyamet günü bütün ölülerin dirilip toplanacakları yer.
AYILMAK
Sarhoşluk, baygınlık vb. bir durumdan kurtulmak, kendine gelmek. Aklı başına gelip gerçeği görmek.
AHLAKÇA
Ahlak anlayışına göre, ahlak değerleri bakımından, ahlaken.
AYIKMAK
Ayılmak, kendine gelmek, uyanmak, aklı başına gelmek.
BADERNA
Halatın aşınabilecek yerine sarılan bez, halat sargısı.
ANDROSEFAL
Sadece başı insan başına benzeyen (hayvan).
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
BAĞLI
Bir bağ ile tutturulmuş olan. Gerçekleşmesi bir şartı gerektiren, vabeste. Kapatılmış olan, kapalı. Halk inanışına göre, büyü etkisiyle cinsel güçten yoksun edilmiş (erkek). Bir kimseye, bir düşünceye, bir hatıraya saygı, aşk vb. duygularla bağlanan, sadık, tutkun. Bir kuruluşun yetkisi altında bulunan. Sınırlanmış, sınırlı.
ARŞ
İslam inanışına göre göğün en yüksek katı. "Yürü" komutu.
AYRI
Başka, başka türlü. Aynı yerde kalan. Yalnız, tek başına.
ANAÇ
Şefkatli, anne gibi davranan. Yemiş verecek durumdaki ağaç. Yavru yetiştirecek duruma gelmiş olan hayvan. Kurnaz. Başına buyruk. İri, kart. Deneyimli, bilgili.
ATLETİZM
Beden gücünü, çevikliği, yetenekleri geliştirmeye yarayan koşu, atlama, ağırlık kaldırma, atma vb. tek başına yapılmış olan bireysel sporların genel adı.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.
BAL
Bal arılarının bitki ve çiçeklerden topladıkları bal özünden yapıp kovanlarındaki petek gözlerine doldurdukları, rengi beyazdan esmere kadar değişen tatlı, koyu, sıvı madde. Ağaçların kabuğundan sızarak pıhtılaşan besi suyu. Olgunlaşmış incirin, dışına sızan tatlısı.
AKILLANDIRMAK
Aklını kullanmasını sağlamak, aklını başına getirmek.