İçinde ŞEME geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "şeme" olan, toplam 42 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şeme bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu şeme ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şeme olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

AŞAĞIDÖŞEMELER

13 harfli kelimeler

TAŞEMENGİLLER

11 harfli kelimeler

KİYİŞEMEMEK, DÖŞEMECİLİK

10 harfli kelimeler

TAŞEMENLER, KEMDİŞEMEK, GARADÖŞEME, DÖŞEMEALTI

9 harfli kelimeler

GÖYŞEMEYH, DÖŞEMELİK, DÖŞEMESİZ

8 harfli kelimeler

DÖŞŞEMEK, GÖYŞEMEK, GENŞEMEK, EŞŞEMENE, ÇİĞŞEMEK, BÖĞŞEMEK, DÖŞEMECİ, DÖŞEMELİ, GEVŞEMEK

7 harfli kelimeler

DİŞEMEK, ŞEMELEK, ÖĞŞEMEK, OĞŞEMEK, MEŞEMEŞ, DÖŞEMEK, GEVŞEME, EŞEMENE, DÖŞŞEME, TAŞEMEN, BÖŞEMEK

6 harfli kelimeler

EŞEMEK, DÖŞEME, DİŞEME, İŞEMEK, ŞEMEME, ŞEMENE, ŞEMERE

5 harfli kelimeler

İŞEME, ŞEMEL, ŞEMEN

4 harfli kelimeler

ŞEME

Bazı kelimelerin anlamları

ŞEME

Ekşimsi, küçük kavun. Kandil.

EŞŞEMENE

Kertenkele.

GENŞEMEK

Gevşemek.

DÖŞEMELİK

Yapılarda tabana döşemek için kullanılan (gereç). Kanepe, koltuk vb.nin kaplanmasına elverişli (kumaş).

DÖŞEMEALTI

Antalya ilinde, Döşemealtı nahiyesine bağlı bir yer.

DÖŞEMESİZ

Döşemesi olmayan.

AŞAĞIDÖŞEMELER

Diyarbakır kenti, Eğil belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

KEMDİŞEMEK

Ağız eğmek, söyleneni yineleyerek alay etmek.

DÖŞŞEMEK

Döşemek.

TAŞEMENGİLLER

Taşemenleri içine alan, yuvarlak ağızlı omurgalı hayvanlar familyası.

GÖYŞEMEK

Geviş getirmek.

GARADÖŞEME

Bir kilim türü. (Kızılca Bor Niğde).

GÖYŞEMEYH

Geviş getirmek.

DÖŞEMECİLİK

Döşemecinin yaptığı iş.

KİYİŞEMEMEK

Kıyamamak.

TAŞEMENLER

Yuvarlak ağızlılar (Cyclostomata) sınıfından, metamorfoz geçiren, vücutları yılan şeklinde, erginlerinde gözler gelişmiş, denizlerde, akarsu ve göllerde yaşayan, iki sırt, bir kuyruk yüzgeci bulunan, yalnız taşemengiller (Petromyzontidae) familyası olan bir takım. Yuvarlak ağızlılar (Cyclostomata) alt sınıfından, metamorfoz geçiren, vücutları yılan biçiminde, erginlerinde gözler gelişmiş, denizlerde, akarsu ve göllerde yaşayan, iki sırt, bir kuyruk yüzgeci bulunan, yalnız taşemengiller (Petromyzontidae) familyası olan bir takım.

  -   -   -  

Anlamında ŞEME bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEME geçen kelimeler listesi verilmiştir.

DONAM

Bir evin kapı, pencere, tavan, döşeme vb. bölümleri. Gemi ve sandalların donanımları.

DİYASTOL

Sistolden sonra kulakçıkların veya karıncıkların genişlemesi. Gevşeme.

DÖŞEMELİ

Döşemesi olan.

ÇÖZÜLMEK

Çözme işine konu olmak. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak. Dağılmak, çökmek. Gevşemek, güçsüz kalmak. Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak.

DİŞEME

Dişemek işi.

BORDÜR

Kaldırımların kenarlarında bulunan taşlar. Cilt kapağındaki kalın çizgiler. Genellikle giyim kuşam malzemesindeki kenar süsü. Banyo, tuvalet, mutfak vb. ıslak zeminlerde duvar döşemeleri arasına konan motifli bir fayans türü.

BOŞALMAK

Boş duruma gelmek, içinde bir şey kalmamak, inhilal etmek. Doyuma ulaşmak. Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak, deşarj olmak. Gevşemek, açılmak. Hayvan, bağından kurtulmak. Dışarıya akmak, dökülmek.

ABANDONE

Boks sporunda dövüşemeyecek duruma gelen boksörün karşılaşmayı yarıda bırakması. Herhangi bir olay karşısında çaresiz duruma düşme.

DÖŞETMEK

Döşeme işini yaptırmak.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

DÖŞENMEK

Döşeme işi yapılmak. Birine kızarak kötü ve küçük düşürücü sözler söylemek. Uzun uzadıya ve yererek yazmak.

DÖŞEMECİ

Döşeme yapan kimse. Perde, koltuk, kanepe vb. satan veya onaran kimse.

ÇALGIN

Sıcak veya soğuktan gelişemeyerek cılız kalan ekin. Uzun zaman bakır kapta kalan tadı bozulmuş yemek, çalık. Kötürüm, inmeli, sakat.

ANEVRİZMA

Bir atardamarın bir bölgesinde oluşan gevşemeye bağlı ur biçimindeki genişleme.

AVLAMA

Avlamak işi. Voleybolda karşı oyuncuların boş bıraktığı ve yetişemeyeceği yere topu yavaşça indirip sayı kazanma.

DAMASKO

Çoğunlukla döşemelik olarak kullanılan, keten ve ipek karışımı bir kumaş türü.

ÇATMA

Çatmak işi. Provada geçici olarak bir giysiye iliştirilmiş olan parça. Heykel yapımında çamuru ayakta tutan tel iskelet. Ahşap yapılarda ağaç iskeletin temel parçaları. Semerin ağaç kısmı. Duvarları ağaç gövdesinden birbirine takılarak ve çivisiz olarak yapılmış olan yayla evi, Yörük çadırı. Bir tür döşemelik kumaş.

AKTUTMA

Albümin işeme.

DÖŞEME

Döşemek işi. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri.

ÇÖĞDÜRMEK

İşemek. İleri doğru fışkırtmak.