ŞEMİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "şemi" olan, toplam 8 adet kelime bulunmaktadır. şemi ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu şemi ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde şemi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

11 harfli kelimeler

ŞEMİKLENMEK

7 harfli kelimeler

ŞEMİKLİ, ŞEMİNUR

6 harfli kelimeler

ŞEMİLE, ŞEMİME

5 harfli kelimeler

ŞEMİK, ŞEMİM

4 harfli kelimeler

ŞEMİ

Bazı kelimelerin anlamları

ŞEMİ

Kadınların başlarına bağladıkları yazma. Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı. Mum yapan veya satan kimse.

ŞEMİLE

Ekşimsi, küçük kavun.

ŞEMİKLENMEK

Katılaşmak, sertleşip kıkırdak durumunu almak, kabuklanmak, damarlı, sinirli olmak : Çağlalar şemiklendi.

ŞEMİME

Güzel kokan, güzel kokulu.

ŞEMİKLİ

1.Kuru, dayanıklı odun. 2.Sertleşmiş, kabuklanmış.

ŞEMİK

1.Ayak bileği kemiği. 2.Topuk kemiği. 3.Eklem. 4.Sinir, damar. 1.Kuru asma dalları. 2.Asma fidanı. Topuk kemiği. Ayakların iki yanındaki kemik çıkıntısı (Çayağzı). Pencere çerçevesini oluşturan kısımlardan herbiri. (Yalvaç Isparta).

ŞEMİM

Güzel kokan, güzel kokulu.

ŞEMİNUR

Mum ışığı, mum aydınlığı.

  -   -   -  

Anlamında ŞEMİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEMİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

KAĞŞAK

Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı).

FASFAS

Kaba yumuşak bir cisme basıldığında çıkan ses: Odayı Isparta halıları ile döşemiş, basdıkça ayaklar fasfas gömülüyor. Birdenbire kabarmayı anlatır.

VICIK

Sulanarak kıvamı gevşemiş, yumuşamış.

İSKEMİ

Sandalye. İskemle, sandalye. Belli bir bölgede kan akımının azalması, ilgili bölgeyi besleyen damarların tıkanması veya daralması nedeniyle gelişen yerel anemi, bölgesel doku anemisi, işemi. Kan damarlarının daralmasına veya tıkanmasına bağlı olarak bir organ veya dokuya yetersiz kan gelmesi veya yerel kansızlık, kansızlanma.

LAÇKA

Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması. Gevşemiş, verimsiz duruma gelmiş, düzeni bozulmuş.

GIYNEŞMAK

Hareket etmek, kımıldamak. Yapmak: Ben o işi gıyneşemiyorum.

DÖŞEMLİ

Döşemi olan.

KAGRUK

Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.

ÇILKIDIR

Vücudunun etleri gevşemiş kimse: Hastalıktan kalkmış vücudu cıvımış, çılkıdır bir şey olmuş. Amasya ilinde, Taşova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

DÖŞEMSİZ

Döşemi olmayan.

GAHŞAK

Gevşemiş, yıpranmış, şekli bozulmuş şey.

ÇENDÜRÜK

Gevşemiş et parçası.

GEVŞEK

Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan. Cansız, hareketsiz, iradesiz. İlgisiz, kayıtsız bir biçimde.

HAVAİIK

Döşemin açık hava ile ilgisini sağlayan boru.

ANIL

Amaç, erek. Bellek, hafıza. Usul, kaide: Anılı bilinmiyen iş yapılmaz. Ondan, onun için: Annem yolladı da anıl geldim. Yavaş, ağır: Anıl git, yetişemiyorum. Anılmak. Yavaş, ağır. "Adın her zaman anılsın" anlamında kullanılan bir isim. Diyarbakır ilinde, Hani ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ili, Çemişgezek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

KAGŞAK

Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.

GANGULDAK

İhtiyarlıktan titreyerek yürüyen insan ya da hayvan. Ek yerleri gevşemiş, bozulmuş, eşya.

KANALİZASYON

Pis ve atık suların özel kanallar aracılığıyla belli merkezlerde toplanıp atılmasını sağlayan sistem, lağım döşemi, şebeke.

KAĞAŞAK

Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.

KAVLAK

Kabuğu dökülmüş. Güneşten derisi soyulan (kimse). Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş veya düşebilir kaya parçası.