Kelimeler arşivi içinde; sonunda "şemi" olan, toplam 2 adet kelime bulunmaktadır. Sonu şemi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında şemi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde şemi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ŞEMİ
Kadınların başlarına bağladıkları yazma. Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı. Mum yapan veya satan kimse.
İŞEMİ
İskemi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEMİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
VICIK
Sulanarak kıvamı gevşemiş, yumuşamış.
İSKEMİ
Sandalye. İskemle, sandalye. Belli bir bölgede kan akımının azalması, ilgili bölgeyi besleyen damarların tıkanması veya daralması nedeniyle gelişen yerel anemi, bölgesel doku anemisi, işemi. Kan damarlarının daralmasına veya tıkanmasına bağlı olarak bir organ veya dokuya yetersiz kan gelmesi veya yerel kansızlık, kansızlanma.
ANIL
Amaç, erek. Bellek, hafıza. Usul, kaide: Anılı bilinmiyen iş yapılmaz. Ondan, onun için: Annem yolladı da anıl geldim. Yavaş, ağır: Anıl git, yetişemiyorum. Anılmak. Yavaş, ağır. "Adın her zaman anılsın" anlamında kullanılan bir isim. Diyarbakır ilinde, Hani ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ili, Çemişgezek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
FASFAS
Kaba yumuşak bir cisme basıldığında çıkan ses: Odayı Isparta halıları ile döşemiş, basdıkça ayaklar fasfas gömülüyor. Birdenbire kabarmayı anlatır.
GAHŞAK
Gevşemiş, yıpranmış, şekli bozulmuş şey.
HAVAİIK
Döşemin açık hava ile ilgisini sağlayan boru.
KAGRUK
Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.
ÇILKIDIR
Vücudunun etleri gevşemiş kimse: Hastalıktan kalkmış vücudu cıvımış, çılkıdır bir şey olmuş. Amasya ilinde, Taşova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAGŞAK
Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.
KAVLAK
Kabuğu dökülmüş. Güneşten derisi soyulan (kimse). Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş veya düşebilir kaya parçası.
DÖŞEMLİ
Döşemi olan.
KANALİZASYON
Pis ve atık suların özel kanallar aracılığıyla belli merkezlerde toplanıp atılmasını sağlayan sistem, lağım döşemi, şebeke.
KAĞAŞAK
Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.
LAÇKA
Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması. Gevşemiş, verimsiz duruma gelmiş, düzeni bozulmuş.
GIYNEŞMAK
Hareket etmek, kımıldamak. Yapmak: Ben o işi gıyneşemiyorum.
DÖŞEMSİZ
Döşemi olmayan.
GEVŞEK
Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan. Cansız, hareketsiz, iradesiz. İlgisiz, kayıtsız bir biçimde.
GANGULDAK
İhtiyarlıktan titreyerek yürüyen insan ya da hayvan. Ek yerleri gevşemiş, bozulmuş, eşya.
ÇENDÜRÜK
Gevşemiş et parçası.
KAĞŞAK
Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı).