Kelimeler arşivinde; içinde "şemi" olan, toplam 11 tane kelime bulunuyor. İçerisinde şemi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu şemi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında şemi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞEMİKLENMEK
İŞŞEMİK, ŞEMİKLİ, ŞEMİNUR
İŞEMİK, ŞEMİLE, ŞEMİME
İŞEMİ, ŞEMİK, ŞEMİM
ŞEMİ
ŞEMİ
Kadınların başlarına bağladıkları yazma. Mumla, ışıkla ilgili, ışıklı. Mum yapan veya satan kimse.
İŞEMİ
İskemi.
İŞŞEMİK
Sidik.
ŞEMİME
Güzel kokan, güzel kokulu.
ŞEMİNUR
Mum ışığı, mum aydınlığı.
ŞEMİLE
Ekşimsi, küçük kavun.
ŞEMİKLİ
1.Kuru, dayanıklı odun. 2.Sertleşmiş, kabuklanmış.
İŞEMİK
Sidik.
ŞEMİK
1.Ayak bileği kemiği. 2.Topuk kemiği. 3.Eklem. 4.Sinir, damar. 1.Kuru asma dalları. 2.Asma fidanı. Topuk kemiği. Ayakların iki yanındaki kemik çıkıntısı (Çayağzı). Pencere çerçevesini oluşturan kısımlardan herbiri. (Yalvaç Isparta).
ŞEMİM
Güzel kokan, güzel kokulu.
ŞEMİKLENMEK
Katılaşmak, sertleşip kıkırdak durumunu almak, kabuklanmak, damarlı, sinirli olmak : Çağlalar şemiklendi.
Bu bölümde tanımı içerisinde ŞEMİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAĞAŞAK
Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.
DÖŞEMSİZ
Döşemi olmayan.
FASFAS
Kaba yumuşak bir cisme basıldığında çıkan ses: Odayı Isparta halıları ile döşemiş, basdıkça ayaklar fasfas gömülüyor. Birdenbire kabarmayı anlatır.
İSKEMİ
Sandalye. İskemle, sandalye. Belli bir bölgede kan akımının azalması, ilgili bölgeyi besleyen damarların tıkanması veya daralması nedeniyle gelişen yerel anemi, bölgesel doku anemisi, işemi. Kan damarlarının daralmasına veya tıkanmasına bağlı olarak bir organ veya dokuya yetersiz kan gelmesi veya yerel kansızlık, kansızlanma.
KAGRUK
Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.
GANGULDAK
İhtiyarlıktan titreyerek yürüyen insan ya da hayvan. Ek yerleri gevşemiş, bozulmuş, eşya.
VICIK
Sulanarak kıvamı gevşemiş, yumuşamış.
KAĞŞAK
Eskimiş, gevşemiş, dağılmaya yüz tutmuş (eşya, yapı).
GEVŞEK
Sıkı veya gergin olmayan, gevşemiş olan. Cansız, hareketsiz, iradesiz. İlgisiz, kayıtsız bir biçimde.
KAGŞAK
Eskimiş, gevşemiş, yıkılmağa yüz tutmuş eşya, yapı.
DÖŞEMLİ
Döşemi olan.
GAHŞAK
Gevşemiş, yıpranmış, şekli bozulmuş şey.
ÇENDÜRÜK
Gevşemiş et parçası.
GIYNEŞMAK
Hareket etmek, kımıldamak. Yapmak: Ben o işi gıyneşemiyorum.
LAÇKA
Gemi halatının gevşetilip boşa bırakılması. Gevşemiş, verimsiz duruma gelmiş, düzeni bozulmuş.
HAVAİIK
Döşemin açık hava ile ilgisini sağlayan boru.
ANIL
Amaç, erek. Bellek, hafıza. Usul, kaide: Anılı bilinmiyen iş yapılmaz. Ondan, onun için: Annem yolladı da anıl geldim. Yavaş, ağır: Anıl git, yetişemiyorum. Anılmak. Yavaş, ağır. "Adın her zaman anılsın" anlamında kullanılan bir isim. Diyarbakır ilinde, Hani ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli ili, Çemişgezek ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ÇILKIDIR
Vücudunun etleri gevşemiş kimse: Hastalıktan kalkmış vücudu cıvımış, çılkıdır bir şey olmuş. Amasya ilinde, Taşova ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
KAVLAK
Kabuğu dökülmüş. Güneşten derisi soyulan (kimse). Yer altı boşluklarının tavan ve yan duvarlarında bulunan gevşemiş veya düşebilir kaya parçası.
KANALİZASYON
Pis ve atık suların özel kanallar aracılığıyla belli merkezlerde toplanıp atılmasını sağlayan sistem, lağım döşemi, şebeke.