Kelimeler arşivinde; içinde "ürek" olan, toplam 100 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ürek bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ürek ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ürek olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SÜREKLİLEŞTİRMEK
SÜREKLİLEŞTİRME
YÜREKLENDİRMEK, MÜREKKEPLENMEK, KÜREKAYAKLILAR
YÜREKLENDİRME, MÜREKKEPLEMEK, MÜREKKEPLENME, MÜREKKEPÇİLİK
MÜREKKEPLEME, CANIYÜREKTEN
YÜREKSİZLİK, YÜREKLENMEK, CÜREKSİNMEK, SÜREKSİZLİK, MÜREKKEPSİZ
KARGAYÜREK, KÜREKLEMEK, ÇELİKYÜREK, TAHTAKÜREK, YÜREKLÜREK, YÜREKSİZCE, ALTINKÜREK, YÜREKVEREN, HÖNKÜREKLİ, YÜREKLİLİK, MÜREKKEPÇİ, YÜREKLENME, MÜREKKEPLİ, KÜREKÇİLİK, SÜREKLİLİK
ÖLÜMSÜREK, DÜREKOMAK, GÖRKLÜREK, SÜREKLİCE, KÜREKDERE, ÜREKLEMEK, YÜREKKAYA, YÜREKÖREN, YÜREKTAŞI, ÇALAKÜREK
KUŞYÜREK, KÜREKSİZ, YÜREKSİZ, KORYÜREK, ÖTÜREKLİ, SÜREKELİ, SÜREKKÖY, MÜREKKEP, ŞİLBÜREK, TENDÜREK, TOKYÜREK, ÜREKBAŞI, YÜREKSÜZ, GÜLDÜREK, DÖNDÜREK, ÇOĞDÜREK, SÜREKSİZ, COVYÜREK, GÜMBÜREK, İLERÜREK, YÜREKTEN, İYİYÜREK
KÜÇÜREK, YÜREKSİ, YÜREKLÜ, AKYÜREK, DÖDÜREK, BÜYÜREK, ÜMBÜREK, TÜLÜREK, KÜREKÇİ, ÇÜRÜREK, SÜREKLİ, YÜREKLİ, KÖKÜREK, SÜREKCİ, PÜTÜREK, SÜREKÇİ, ETLÜREK, KÜREKEN, KÜREKKE, ÖRYÜREK, KÜREKLİ, GERÜREK
ÖĞÜREK, MÜREKS, EYÜREK, ÖTÜREK, ŞÜREKA, SÜREKE
DÜREK, CÜREK, TÜREK, YÜREK, KÜREK, BÜREK, SÜREK, ÇÜREK
ÜREK
ÜREK
Yürek. Çok üreyen, üremeye elverişli. Hızlı. Eli çabuk, çok iş çıkaran. At, kısrak sürüsü. Faiz. Yürek, bk. üreg. Çok üreyen, çoğalan. Eli çabuk, çok iş çıkaran, hızlı.
YÜREKLENMEK
Korkusuz duruma gelmek, yiğitlenmek, cesaretlenmek.
SÜREKSİZLİK
Süreksiz olma durumu, devamsızlık.
MÜREKKEPÇİLİK
Mürekkepçinin yaptığı iş.
SÜREKLİLEŞTİRMEK
Sürekli duruma getirmek.
MÜREKKEPLENME
Mürekkeplenmek işi.
KÜREKAYAKLILAR
Balıklarda ve omurgasız öbür su hayvanlarında asalak yaşayan, ufak boylu kabuklular takımı. (Özgür türleri bulunduğu gibi, dişi sırtından geçinen erkekleri, Medine kurduna ve akciğer kelebeğine arakonakçılık edenleri de vardır.).
SÜREKLİLEŞTİRME
Süreklileştirmek işi.
MÜREKKEPLEMEK
Mürekkep sürmek, mürekkep dökerek veya damlatarak bir yüzeyi lekelemek.
MÜREKKEPLENMEK
Mürekkep sürülmek, dökülmek veya damlatılmak.
CANIYÜREKTEN
Canıgönülden.
CÜREKSİNMEK
Öfkelendiği halde bir şey yapamamak.
YÜREKLENDİRME
Yüreklendirmek işi.
YÜREKLENDİRMEK
Birine yüreklilik, cesaret vermek.
MÜREKKEPLEME
Mürekkeplemek işi.
YÜREKSİZLİK
Yüreksiz olma durumu, yüreksizce davranış, cesaretsizlik.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AKARCA
Küçük akarsu. Sürekli işleyen çıban, fistül. Kaplıca. Kemik veremi.
AVARA
Üzerinde döndüğü ve kendisini taşıyan milden bağımsız olarak çalışan mekanizma. Bir geminin başka bir gemiden veya kıyıdan açılması. Kıyıya dayanılarak sandalın açılması için kürekçilere verilen komut.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
ADAYAVRUSU
İki veya üç çifte kürekli küçük balıkçı teknesi.
ATEŞÇİ
Fabrika, vapur, lokomotif vb. ateşle işleyen yerlerde ocaklara kömür atıp ateşin sürekli yanmasını sağlayan kimse.
ACIMASIZ
Acıma duygusu olmayan, katı yürekli, merhametsiz. Acıma duygusu olmadan, merhametsizce.
ASALAK
Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı, parazit. Başkalarının sırtından geçinen (kimse), abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli.
ALIŞMAK
Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AVARIZ
Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.
ANTRİKOT
Sığırın iki kürek kemiği arasından ve pirzolalık yerinden çıkartılan, kemiğinden sıyrılmış et dilimi.
AKARSU
Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AYAKLIK
Bir makinede, bir araçta ayak yardımıyla dönmeyi veya hareketi sağlayan düzen, pedal. Küçük teknelerde kürekçinin oturduğu yeri destekleyen, kaplamaların iç tarafına çakılan kiriş. Kaide. Ayakçak. Ayak basacak yer.
ARALIKSIZ
Birbirine bitişik olan, aralarında açıklık bulunmayan, kesintisiz. Sürekli, ara vermeden, kesintisiz.
ARASIZ
Sürekli olarak, arkası kesilmeden, ara vermeden, müstemirren, vira.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).