Kelimeler arşivi içinde; sonunda "ürem" olan, toplam 7 adet kelime bulunmaktadır. Sonu ürem ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında ürem olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde ürem olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BİTÜREM, BÜTÜREM
GÜREM, KÜREM, PÜREM, SÜREM
ÜREM
ÜREM
Faiz, getiri.
KÜREM
Küme, bölük, sürü. Çok, hep: Bulursa kürem yer. Kızılcık. Koyunların sıcakta serinlemek için birbirinin gölgesine sığınarak oluşturdukları küme, topluluk.
SÜREM
Özellikleri, kesiksiz olarak bir yerden bir yere değişen ya da aynı kalan ortam. Doğadaki bütün nesnelerin içinde yer aldığı sürekli uzay-zaman ortamı. Telli çalgılarda çalgının yapımında kullanılan ağaç, köprü, tel gibi birçok bileşene bağlı olarak farklılık gösterebilen, tele vurulması ile başlayan tınının tamamen susmasına kadar geçen süre.
GÜREM
Küme, sürü, kafile.
BÜTÜREM
Tamamen, hepsi, tümden.
BİTÜREM
Tamamen, hepsi, tümden.
PÜREM
Çam dalı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ÜREM geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DİKİLMEK
Dikme işi yapılmak. Dikme işi yapılmak. Ayakta durmak. Karşı koymak, engellemek. Dik duruma gelmek. Bazı üreme organları dokularına kan dolmasıyla sert ve dik bir duruma gelmek. Göz belli bir noktaya uzun süre bakmak.
İŞÇİ
Başkasının yararına bedenini, kafa gücünü veya el becerisini kullanarak ücretle çalışan kimse. Toplu olarak yaşayan böceklerde üreme yeteneği olmayan, topluluğun işlerini gören dişi veya erkek.
BAZİT
Bazit mantarların üreme organı.
HAPLOİT
Olgun bir üreme hücresinde bulunan kromozom takımı.
İŞTİKAK
Yarılmış bir şeyin bir bölümünü alma. Türeme. Aynı kökten gelen kelimeleri bir arada kullanma sanatı.
FAİZ
İşletmek için bir yere ödünç verilen paraya karşılık alınan kâr, getiri, ürem, nema. Kapitalist ekonomide, artık değerin değişikliğe uğramış biçimi olarak paranın fiyatı, kiralanan paranın kira bedeli.
BÖCEKLENMEK
İçinde veya üstünde böcek üremek.
ÇİÇEK
Bir bitkinin, üreme organlarını taşıyan çoğu güzel kokulu, renkli bölümü. Çiçek açan kır veya bahçe bitkisi. İrinli kabarcıklar dökerek yüzde izler bırakan ateşli, ağır ve bulaşıcı bir hastalık. Davranışları hafif, toplum kurallarına uymayan kimse. Süblimleşme veya çiçeksime yoluyla elde edilen toz.
GAMET
Erkek ya da dişi üreme hücresi.
GELMEK
Ulaşmak, varmak. Kazanılmak, sağlanılmak. Akmak. Herhangi bir sırada bulunmak. Bir şeye sonradan inanmak, doğruluğuna hak vermek, eğilim göstermek, kabul etmek. Dayanmak, tahammül etmek. İsabet etmek. Ortaya çıkmak, doğmak. -dikçe, -esi biçiminde kullanılan sıfat-fiil eklerinden sonra geldiğinde önceki fiille ilgili olarak pekiştirilmiş bir istek ve sürerlik bildiren bir fiil. Kadar olmak. İzlemek, takip etmek. Katılmak, eklenmek. Oturmaya, ziyarete gitmek. Yönelme durumundaki bazı kelimelere getirilerek birleşik fiil yapar. İhtiyaç anlatan deyimler kurmaya yarayan bir fiil. Etkisini herhangi bir biçimde göstermek. Mal olmak. Belli bir süre dolmak. Biriyle birlikte gitmek. Uymak. Getirmek. Bir yerden alınıp bir yere ulaştırılmak. Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek. Başlamak, ortaya çıkmak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) eki almış fiillere gelerek süreklilik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Türemek. Belli bir zamana ulaşmak. Görünmek, sanılmak. Düşmek, rast gelmek. Çıkmak, yönelmek. -mez, -mezlik ile birlikte yapmacık anlatan deyimler yapar. Daha önce üzerinde durulmuş olan bir konuya yeniden dönmek. Uygun düşmek. Kendine yapılmış olan herhangi bir davranış veya durumu iyi karşılamak. Olmak, -e uğramak. Sonuç çıkmak.
KAPANMAK
Kapalı duruma gelmek. Yara iyileşmek. Son verilmek, kesilmek. Hava bulutlanmak. Çalışamaz, etkinliğini sürdüremez duruma getirilmek. Göz kör olmak. Tatile girmek. Dışarı ile ilişiğini kesmek. Yüzü, gövdesi bir yere gelecek biçimde eğilmek.
CİNSİYET
Bireye, üreme işinde ayrı bir rol veren ve erkekle dişiyi ayırt ettiren yaradılış özelliği, eşey, cinslik, seks.
BİTLENMEK
Üzerinde bit üremek.
ESKİTMEK
Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek, yıpratmak. Yaşlandırmak. Etkisini sürdürememek, yıpratmak.
KARDEŞLENMEK
Ekin bir kökten birkaç sap birden üremek. Kardeş sahibi olmak.
DÖL
Canlıların üremesi sonucu ortaya çıkan yeni birey veya bireylerin bütünü, zürriyet, nesil. Yavru, çocuk.
FERÇ
Dişi canlılarda üreme organının dış bölümü, vulva.
DIŞKILIK
Bazı omurgalılarda, özellikle keseliler, sürüngenler ve kuşlarda, bağırsak ile sidik ve üreme kanallarının açıldığı yer.
BİYOLOJİ
Bitki ve hayvanların köken, dağılım, yapı, gelişim, büyüme ve üremelerini inceleyen bilim dalı, dirim bilimi.
GERMEN
Canlı yaratıklarda gametlere dayanan ve gametlerle taşınan üreme ögelerinin tümü.