Kelimeler arşivinde; içinde "yığa" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yığa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yığa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yığa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YIĞABİLMEK, YIĞADURMAK
YIĞABİLME
KAYIĞAN, YIĞAMAT, YIĞANAK
YIĞAÇ, YIĞAK, YIĞAL, YIĞAN, YIĞAR
YIĞA
YIĞA
Yığılı, içi tepeleme dolu: Yığa bir galbur buğday. Eşbasınçlı bir işlemde, dizgenin aldığı ısı: (H = E + PV).
YIĞABİLMEK
Yığma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAYIĞAN
Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar.
YIĞAN
Kağnı fireni.
YIĞAR
İniş yolda, arabanın yavaşlaması için arka tekere takılan zincir. Araba okunun yere değmemesi için ucuna geçirilen düşey kazık. İnişlerde, araba okunun yere değmesini önlemek amacıyla kullanılan ağaç kazık (Alayunt Kütahya) (yığar) : (Yeniköy, İnönü Eskişehir) (yığda): bk. yığın : (Ilıca Ayaş Ankara). Konya kenti, Turgut nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YIĞAL
Tava gelmiş, nemli (toprak için).
YIĞAK
Nehiy, memnuiyyet, yasak.
YIĞAÇ
Tombul.
YIĞABİLME
Yığabilmek işi.
YIĞANAK
Toplantı, topluluk. Toplantı yeri. Toplantı, küme, yığın, yığılmış, insan kalabalığı.
YIĞAMAT
Köy derneğince toplanan para, salma.
YIĞADURMAK
Geri çeker durumda olmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YIĞA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İSTİFÇİLİK
İstifçinin yaptığı iş. İleride bulunmayacağı veya pahalılaşacağı düşüncesiyle çok mal yığarak piyasada sıkıntıya yol açma, stokçuluk.
KOCGAL
Yontulmamış ağaçları üst üste yığarak yapılan kulübe. Sazdan yapılan kulübe.
KAŞ
Gözlerin üzerinde kemerli birer çizgi oluşturan kısa kıllar. Kemerli ve çıkıntılı şey veya yer. Sarp kayalık, uçurum. Eyerin ön ve arkasındaki çıkıntılı bölüm. Duvar, bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Antalya iline bağlı ilçelerden biri. Sarp kayalıklar, uçurum. Tepe, dağ. Bağ ve bahçelerde toprak yığarak yapılan sınır, set. Yokuşun düzlüğe çıkılacak yeri, yokuşun başı. Patika, ince yol. Suyun, toprağın bir yanını oyup diğer yanını yükselttiği kısmı. Duvar, duvarın üstü. Çatı saçağı. Dam. Balkon. Semerin iki yanındaki ağaçlar. Ufuk. Mısır kırması. Mısır kırması ile yapılan çorba. Ocağın kemeri : Ocağa kaş çevirmek her ustanın işi değildir. Köprünün kemeri. Kemençede telleri yüksekçe tutmaya yarayan, eşiğin yanında bulunan, kaş biçimindeki delikler. Su kaynağı. Ev, oda, ahır ve benzerleri yapılarda dama uzunlamasına atılan atmaların altına, iki yana, yapı uzunsa ortaya gelecek biçimde enlemesine yerleştirilen ağaçlar. Dağlık, kayalık yolun dönemeci. Sergen, raf. Semerin üst, ön tarafında binenlerin tutunması veya yüke ait ipin bağlanmasına yarayan iki, ağaç çıkıntı. Yokuş, uçurum. Boylu boyunca uzanmış büyük kısmı toprağa gömülü kaya. Taraf, geçe. Uçurum, set, duvar. Kaç?. Kaş// kaş goz: kaş ve göz gibi çehreye ait uzuvlar// kaş kiprik: bk. kaş kirpik// kaş kirpik: kaş ve kirpik, bk. kaş kiprik// kaş yihmak: melul olmak, mahzun olmak Artvin Yusufeli Uşhum köyü. Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler. Toprak damlarda duvarı taşan kısım. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar; Alçılı Delice Ankara). Alçak duvar. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar). Semerin ön ve arkasında ip geçirmeye yarayan çatal ağaçlar. Eğer ve semerin önündeki sivri kısım. Tepelerde su ayırımı çizgisi. (Kadıköy Buldan Denizli). Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa, yumuşak tüyler. Eyerin ve semerin önünde ve ardında olan yükseklikler. Kavun ve karpuz dilimi. Damın saçağı. 4.Ufuk. Gümüşhane kenti, Kelkit ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
YIAR
Yığar.
KELİ
Taş ve toprak yığarak yapılan bağ, bahçe ve tarlaların sınırı. Dağ ve tepelerin eteği. Dağ ve tepenin en yüksek noktası. Taşlı, verimsiz tarla. Aşı yapmak için alınan filiz. Yurt. Tarla sınırı. Sebze karığının kenarı (Çayağzı). Çok yüksek olmayan tepe.
ÇILKALAMAK
Yayığı hafifçe yaymak: Bir parça yoğununuz vardı, yayığa atıp çılkaladım.
SİNTEPE
İlkçağda sin üzerine toprak yığarak yapılan tepecik.
BOŞCU
Kömür yüklenirken boş küfeleri kayığa atan.
YULTAR
Tasma. Yular. Kılıçbalığı ağını kayığa bağlayan kalın, kopmaz sicim. Çocuk başlığının bağı. Kadınların, feslerini bağlamak için kullandıkları, üstü altınlı, süslü kaytan ya da ip. Boyunbağı, atkı.