Kelimeler arşivi içinde; başında "yığı" olan, toplam 42 adet kelime bulunmaktadır. yığı ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu yığı ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde yığı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
YIĞILIVERMEK
YIĞIŞTIRMAK, YIĞIŞDIRMAH, YIĞILIVERME
YIĞIVERMEK, YIĞIŞTIRMA, YIĞILIŞMAK, YIĞINTILIK, YIĞINAĞACI
YIĞINKAYA, YIĞIYANIT, YIĞIVERME, YIĞINTEPE, YIĞILIŞMA
YIĞIŞMAK, YIĞIMLIK, YIĞINCAH, YIĞINÇAL, YIĞINTAŞ, YIĞILMAK
YIĞINOT, YIĞIŞMA, YIĞIŞIM, YIĞIŞIK, YIĞILIM, YIĞIRIK, YIĞILMA, YIĞINTI, YIĞINLI, YIĞINLA, YIĞILCA, YIĞINAK, YIĞINAH, YIĞIMSA
YIĞICI, YIĞILI, YIĞINÇ
YIĞIŞ, YIĞIT, YIĞIL, YIĞIN
YIĞI
YIĞI
Başağın taneli kısmı, taneleri. "Yığı etdik, yedik. İstenildiğinde kullanılmak üzere yığınlanmış bilgi.
YIĞIŞTIRMAK
Çekindirmek, sakındırmak, men etmek.
YIĞINTILIK
Yak yüklüğü. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
YIĞINTEPE
Ağrı şehri, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
YIĞILIŞMA
Yığılışmak işi, izdiham.
YIĞINKAYA
Bitlis şehri, Hizan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
YIĞILIVERMEK
Ansızın yığılmak.
YIĞINAĞACI
Buğday demetlerini bir araya getirmek için kullanılan bir ucu daha uzunca olan çatal ağaç. (Arok Şarkikaraağaç Isparta).
YIĞIŞTIRMA
Bir gözlem değeri ya da bir kümenin sıklığını kendisini önceleyen tüm öteki sıklıkların toplamı olarak gösterme.
YIĞIYANIT
Bir görüşmede görüşmecinin karşılaştığı güç soru ve tutumlara karşı hazır kalıplı yanıtları.
YIĞIVERME
Yığıvermek işi.
YIĞILIVERME
Yığılıvermek işi.
YIĞILIŞMAK
Bir yerde birikmek, toplanmak.
YIĞIŞDIRMAH
Toplamak.
YIĞIŞMAK
Bir araya gelip toplanmak, birikmek.
YIĞIVERMEK
Çabucak veya ansızın yığmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YIĞI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALÜVYON
Akarsuların taşıyıp yığdıkları balçık, kil vb. çok ince taneli şeylerin kum ve çakılla karışmasıyla oluşan yığın, lığ.
ETEK
Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Giysinin alt kenarı. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü. Edep yeri.
BİRİKMEK
Toplanıp yığılmak. Birbirine eklenip çoğalmak. Bir araya gelmek, toplanmak.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
FUTA
Dar, uzun ve hafif bir yarış kayığı, kik.
BAYGIN
Bayılmış, kendinden geçmiş. Gönül vermiş. Yığılmış, dökülmüş. Süzgün. Bayılmış, kendinden geçmiş bir biçimde. İnsanı kendinden geçirir gibi olan.
BORDA
Geminin veya kayığın yanı, alabanda karşıtı.
GUANO
Özellikle deniz kuşlarının pisliklerinin bir yerde uzun süreden beri birikip yığılmasıyla oluşan, azot ve fosfat bakımından zengin, gübre olarak kullanılan madde.
BIYIKLI
Bıyığı olan.
BIYIKSIZ
Bıyığı olmayan, bıyığını tıraş etmiş olan.
GÜMÜL
Susam ve ekin demeti veya yığını.
ÇAPAR
Postacı, ulak. Takadan büyük, baş ve kıç tarafı yukarı kalkık bir tür Karadeniz kayığı. Benekli, alacalı (hayvan ve bitki). Akşın. Çiçek bozuğu yüz.
BIYIKLANMAK
Bıyığı çıkmak, bıyıklı duruma gelmek.
DOKURCUN
Ot ya da ekin yığını. Dokuztaş oyunu. Çizgili şayak kumaş, tokurcun.
ÇEKBERİ
Harman yerinde yığınları çekmeye yarayan alet, gelberi.
DENİZŞAKAYIKLARI
Denizşakayığını içine alan sölenterler alt sınıfı.
BULUT
Atmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığın. Keder, endişe. Herhangi bir şeyden oluşan yoğun yığın.
DÖKME
Dökmek işi. Dökme yük. Kalıba dökülmek yoluyla yapılmış. Bir yerden bir yere dökülen, aktarılan. Kapların içinde olmayan, yığın biçiminde ortaya dökülmüş olan.
ÇEÇ
Tahıl yığını. Tahıl elenen kalbur.
CEPHE
Bir şeyin veya yapının ön tarafta bulunan bölümü. Üzerinde savaşın sürdüğü bölge. Yan, yön, taraf. Farklı ısıdaki iki su kütlesi arasındaki sınır. Belli bir düşünce, istek çevresinde sağlanan beraberlik. Yerde veya daha yükseklerde sıklık, sıcaklık bakımından iki ayrı hava yığınının karşılaştıkları yer.