Kelimeler arşivinde; içinde "tuluk" olan, toplam 14 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tuluk bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tuluk ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tuluk olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TULUKARMUDU
ÇOKUNTULUK, GIRINTULUK, KURUNTULUK
KUYTULUK, MUŞTULUK, TULUKMAK, TULUKTAŞ, YAHTULUK, YUNTULUK
BATULUK, DUTULUK, USTULUK
TULUK
TULUK
Tulum.
BATULUK
Bataklık.
MUŞTULUK
Muştucuya verilen armağan, müjdelik.
KURUNTULUK
Kulübe.
GIRINTULUK
Çalılık.
DUTULUK
Kullanılmış elbise ve eşya.
YAHTULUK
Ziya, aydınlık.
KUYTULUK
Kuytu olma durumu. Kuytu, sessiz yer.
YUNTULUK
El yıkama yeri.
TULUKMAK
Durmak, olduğu yerde kalmak: Top işte burada, taşın dibinde tulukmuş. Asılıp kalmak, takılmak, durmak.
ÇOKUNTULUK
Toplantı.
TULUKTAŞ
Gaziantep kenti, Nizip ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
USTULUK
Kağnı arabasında, tekerin üstündeki bölüm.
TULUKARMUDU
Yazın yetişen, sarı renkli bir armut.
Bu bölümde tanımı içerisinde TULUK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ORBUK
Doymak bilmeyen. Yazın bile karı erimeyen yüksek dağlardaki mağaralar (peynir, yağ tulukları konulur). Su biriken oyuk yer, doğal kuyu. Çam ormanı. Ormanın kuytu yeri. Toprağın çökmesi nedeniyle oluşan delik. Çayın oyduğu yer. Hendek. Yerüstü sularının içinde kaybolduğu doğal oyuklar. Ovalardaki doğal çukurlara yağmur sularının dolmasıyla oluşan göl. Taştan oyulmuş ağzı dar, dibi geniş su oluğu. Huni biçiminde çukur yer.
OPRUK
Dağlar ve tepeler arasındaki derin ve büyük çukurlar. Yazın bile karı erimeyen yüksek dağlardaki mağaralar (peynir, yağ tulukları konulur). Su biriken oyuk yer, doğal kuyu. Zindan. Yokuş. Taşlık, kayalık yer. Engebeli yer. Ovalarda akarsuların içine akıp kayboldukları delikler. Volkanik kuyu. Dağlarda, kayalıklarda bulunan derin, doğal çukurlar, delikler.
MÜJDELİK
Muştuluk.
CAĞA
Gösteriş, caka. Büyük bez veya deri torba, tuluk. Kağnının yan taraflarına, yükün düşmemesi için konulan ağaçlar. Bebek, çocuk.
KÖBELEK
Bir çeşit mantar. Mısır koçanı. Tahıllara dadanan bir çeşit küçük kelebek. Muştuluk parası.
MÜJDE
Muştu. Sevindirici haber verileceği zaman söylenen bir söz. Muştuluk.
KÜMET
Çocuğun doğum haberini veren kimseye babanın verdiği bahşiş, muştuluk parası. Kiremit.
TULUH
Pekmez, peynir, yağ ve benzerleri şeyler koymaya yarayan ya da yayık olarak kullanılan deri, tulum. Şişirilmiş hayvan derisi, tulum. İçerisine peynir konan koyun postu, tuluk. Eski türkçe tulkuk: Yüzülerek çıkarılmış deri (Erzincan Merkez). Tuluk; hayvanların sidik torbası; tulum.
DÖĞMEYAĞ
Ayrandan yapılan tuluk yağı. (Gençali Senirkent Isparta).
CAĞTORBA
Büyük bez veya deri torba, tuluk.
CA
Suyun aktığı delik: Bizim banyonun ca yolu tıkanmış. Büyük bez veya deri torba, tuluk. Parmaklık, korkuluk. Lavabo, banyo. Çorap şişi. Kağnının yan taraflarına, yükün düşmemesi için konulan ağaçlar. Ekin taşımaya yarayan kızakların altına konulan çatal ağaçlar. Korkutma ve sürpriz ünlemi. Öküz, manda, keçi ve benzerleri hayvanları kovalama ve yürütme ünlemi. Un, tahıl ve benzerleri konulan büyük çuval (Çayağzı). Kolun döner kemiği. Cağ, üzerinde pekmez yapılacak armutların ezildiği tekne. Kalsiyum elementinin simgesi. Kalsiyum. Canlı ağırlık.
CAG
Büyük bez veya deri torba, tuluk. Parmaklık, korkuluk.
CECİK
Büyük bez veya deri torba, tuluk. İp eğirmekte kullanılan aracın teli. Kulp, sap. Ağaç veya madeni çivi. Cacık. Renkli yün kilim. (Güllüce Gümüşhanacıköy Amasya). İnce dokunmuş kilim. (Güllüce Gümüşhacıköy Amasya). Tava kulpunu tava sahanına tutturan çivi. (Aksaray Niğde). Kulpu bakır helkeye bağlayan düzen. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
CİCER
Küçük tuluk, tulum.
CAK
Büyük bez veya deri torba, tuluk. Lavabo, banyo. Aşık kemiğinin çukur tarafı.
MAHARİÇ
Muştuluk parası, armağan.
OLUNTU
Göstermeci nitelikteki oyunlarda olay bölümleri. Ana olaya bağlı, destekleyici ikincil olay. Bir koşukta, bir hikâyede asıl olaya karışan ikinci derecede olgu. Eski Yunan trajedisinde kısım, ki az çok şimdi perde dediğimiz bölümü karşılar (OLUNTULUK, Episodique). Bir koşukta, bir öyküde asıl olaya karışan ikinci derecede olgu.