Kelimeler arşivinde; içinde "tet" olan, toplam 187 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tet bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tet ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tet olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
PENTİLENTETRAZOL
AMİNOGLUTETİMİT, ROLİTETRASİKLİN, TETİKLEYEBİLMEK, TETRAETİLKURŞUN, TETRAHİDRAZOLİN, TETRAHİDROFOLAT
ANESTETİZASYON, KATETERİZASYON, TETİKLEYEBİLME, TETRAODONTİDAE, TETRASİKLİNLER
TETANOSPAZMİN, TETRADONTİDAE, TETRAHYMENİNA, TETRAKOZAKTİD, TETRAMASTİGOT, TETRATİRİDYUM, TETRODOTOKSİN, TETTİRİVERMEK, TETTİRİVİRMEK
ESTETİKÇİLİK, PERİPATETİZM, HİPERESTETİK, KELPİRTETMEK, PERİPATETİST, TETANİZASYON, TETEVÜLETMEK
TETİKLEŞMEK, İSTETTİRMEK, KATETOMETRE, TETANOFİLİK, TETANOLİZİN, TETEVÜLEMEK, TETRADAKTİL, TETRAHEDRAL, TETRAHYMENA, TETRANYCHUS, TETRAPLOİDİ, TETRAPLOYİD, TETRASİKLİN
TETİKÇİLİK, TETİKLEMEK, TETİKLEŞME, ÇİFTETELLİ, ANESTETİZE, ESTETÇİLİK, İSTETTİRME, STETOSPAZM, TETEKLEMEK, TETEMEÇELE, TETRABRANŞ, TETRAEDRİT, TETRAKOTİL, TETRAMERES, TETRAPLOİT
DİYETETİK, ESTETİKÇİ, HAPTETMEK, HİPOTETİK, HOMOTETİK, KASTETMEK, MÜTETEBBİ, RAPTETMEK, STETOSKOP, ANESTETİK, DAHTETMEK, DEŞTETMEK, KISTETMEK, KOSTETMEK, OBSTETRİK, SEFOTETAN, TETDİRMEK, TETERHAMİ, TETEVÜMEK, TETİKLEME, TETRABLEK, TETRAKAİN, TETRALOJİ, TETRASPOR, TETRAZOMİ, TETTİRMEK, TETÜLEMEK, ÜTETLEMEK
ANTETSİZ, ESTETİZM, HAPTETME, HOMOTETİ, İSTETMEK, KASTETME, KATETMEK, RAPTETME, SENTETİK, TETİKLİK, TETKİKAT, AHTETMEK, APATETİK, ÇİFTETAŞ, FETETMEK, FİTETMEK, MATETMEK, METETMEK, ÖSTETROL, PORTETİK, SENTETAZ, STETALJİ, TETANİZM, TETANOİT, TETİRGEN, TETİRGİN, TETİRLİK, TETRAKOK, TETRAMER, TETRAPOD, Devamını Oku »»
ANTETLİ, ESTETİK, İSTETME, KATETME, KUARTET, KUİNTET, LİMİTET, PATETİK, TETABUK, TETANOS, TETEBBU, TETİKÇİ, İSTETİŞ, KATETER, PATETİS, PETETUL, PORTETİ, TETANİK, TETANİN, TETANOT, TETANOZ, TETEKÖY, TETELEK, TETİKER, TETİKTE, TETİRBE, TETİRİS, TETURBE
KENTET, MÜRTET, TETKİK, EPİTET, TETANİ, TETARİ, TETAVI, TETEME, TETERE, TETEVÜ, TETİLE, TETİNİ, TETİRE, TETİRİ, TETİYH, TETMEK, TETRAD, TETRAT, TETRİK, TETROZ
ANTET, ESTET, TETİK, TETİR, İSTET, KATET, TETÇE, TETEK, TETEN, TETER, TETİL, TETİŞ, TETRE, TETRİ, TETÜK
TETA, TETE, TETİ
TET
TET
Kovalama ünlemi (köpek ya da kedi için). Yallah, hadi bakalım! anlamına ünlem.
TETRASİKLİNLER
Yapıca birbirlerine çok benzeyen ve tetrasiklik bir bileşik olan naftasenkarboksamidden türeyen geniş spektrumlu bir antibiyotik.
TETRAHİDROFOLAT
Folik asidin vitamininin indirgenmiş koenzim biçimi. Bazı amino asitlerin, pürinlerin ve timidinin üretiminde metil, metilen, formil gibi bir karbonlu birimlerin transferini sağlar, koenzim F.
KATETERİZASYON
Bir kateterin uygulanması. Doğal vücut deliklerinden uygun bir kateterle sıvı alınması veya verilmesi.
TETANOSPAZMİN
Gangliositlere bağlanan ve nörotransmitterlerin salınımını inhibe eden, merkezi sinir sisteminin sinaptik terminallerini bloke ederek tetanozdaki tipik kas spazmlarına neden olan, en güçlü zehirlerden biri olarak bilinen, Clostridium tetani tarafından salgılanan nörotoksin özelliğinde ekzotoksin. Clostridium tetani'nin salgıladığı, gangliyositlere bağlanarak ve nörotransmitterlerin salınımını önleyerek ederek merkezi sinir sisteminin sinaptik terminallerini bloke eden ve böylece tetanosdaki tipik kas kasılmalarına neden olan nörotoksin özelliğinde ekzotoksin.
TETRAETİLKURŞUN
Vuruntuyu engellemek için benzinin içine katılan, sağlığa zararlı, organometalik bir sıvı.
TETİKLEYEBİLME
Tetikleyebilmek işi.
TETRAHYMENİNA
Hymenostomatia alt sınıfında, Hymenostomatida takımında bulunan, birçoğu tatlı sularda serbest yaşayan, birkaç türü genellikle omurgasızlarda simbiyotik yaşam süren, Tetrahymena cinsini içeren silyumlu protozoon alt takımı.
AMİNOGLUTETİMİT
Kolesterolün 20-hidroksikolesterole çevrilmesini önleyerek tüm steroit hormonların sentezlenmesini durduran ilaç.
TETRAHİDRAZOLİN
Yerel dekonjestan olarak kullanılan imidazolin türevi bir ilaç.
ANESTETİZASYON
Uyuşturma. Anestezi uygulaması.
TETRADONTİDAE
Dört dişligiller.
PENTİLENTETRAZOL
GABA almacı-klor kanalı sistemini etkileyerek merkezi sinir sistemiyle solunum ve dolaşım sistemini güçlü bir biçimde uyaran, barbitüratlar, kloralhidrat ve benzerleri maddelerin solunum üzerindeki istenmeyen etkilerini ortadan kaldırmak için kullanılan bir ilaç.
TETRAODONTİDAE
Dört dişligiller.
ROLİTETRASİKLİN
Yarı sentetik bir tetrasiklin türevi.
TETİKLEYEBİLMEK
Tetikleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TET geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇUVAL
Pamuk, kenevir veya sentetik iplikten dokunmuş büyük torba. Bu torbanın alabileceği miktarda olan.
BEDİİYAT
Estetik bilimi, güzel sanatlar.
BAŞLIKLI
Başlığı olan. Başlığı olan, antetli (zarf, kâğıt vb.).
APİKO
Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.
ÇEVİK
Kolaylık ve çabuklukla davranan, tetik, atik, atik tetik.
ARBALET
Kundaklı, tetikli yay.
ARİSTOTELESÇİ
Aristotelesçilik yanlısı olan, Aristocu, gezimci, peripatetist.
BİREŞİMLİ
Bireşim yolu ile elde edilen, sentetik.
ÇİL
Orman tavuğugillerden, eti için avlanan, ormanlarda yaşayan bir kuş, dağ tavuğu (Tetrastes bonasia). Aynada oluşan leke. Çoğunlukla yüzde oluşan kahverengi küçük benekler. Tüyünde küçük benekler bulunan (hayvan). Bitki köklerindeki kıla benzer ince uzantılar. Yeni ve parlak (para veya altın).
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ARAŞTIRMACI
Araştırma yapan, inceleyen kimse, araştırıcı, araştırman, mütetebbi.
BEŞLİ
Beş parçadan oluşan, kendinde herhangi bir şeyden beş tane bulunan. İskambil, domino vb. oyunlarda üzerinde beş işareti bulunan kâğıt veya taş. Beş müzisyenin çaldığı caz orkestrası. Divan edebiyatında beş dizeli bölümlerden oluşmuş manzume, muhammes. Beş ses veya beş müzik aracı için yazılan müzik eseri, kentet, kuintet. Halk edebiyatında üçlemeli bir bende, konu ile ilgili aynı ölçüde bir çift dizenin bağlanmasıyla oluşan manzume.
BAŞLIKSIZ
Başlığı olmayan. Başlığı olmayan, antetsiz (yazı, kâğıt vb.).
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
BEDİİ
Güzellik ölçülerine uyan, gözü gönlü okşayan, beğenilen. Estetik.
ARİSTOTELESÇİLİK
Yunan filozoflarından derslerini öğrencileriyle birlikte gezinerek veren Aristoteles'in felsefesi, gezimcilik, Aristoculuk, peripatetizm. Bu felsefeyi benimsemiş olma durumu.
BEDAYİ
Estetik yönü ağır basan güzellikler.
ALESTA
Harekete hazır, tetikte.
ARAŞTIRMA
Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.
ÇAKMAK
Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.