Kelimeler arşivi içinde; sonunda "tez" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. Sonu tez ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında tez olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde tez olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
PERİKARDİYOSENTEZ
ANTRPARANTEZ, TORAKOSENTEZ, AMNİYOSENTEZ
PLÖROSENTEZ, OSTEOSENTEZ
FOTOSENTEZ, PARASENTEZ, KEMOSENTEZ
İZOSENTEZ
PARANTEZ, TİRANTEZ
ANTİTEZ, METATEZ, TOMATEZ, TAMATEZ, HİPOTEZ
ELİTEZ, ÇENTEZ, CANTEZ, SENTEZ, PROTEZ
KÖTEZ, ORTEZ, KETEZ, PETEZ
TEZ
TEZ
Çabuk olan, süratli. Sav. Üniversitelerde öğrencilerin veya öğretim üyelerinin hazırlayıp bazen bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel eser. Süratli bir biçimde.
METATEZ
Göçüşme.
PERİKARDİYOSENTEZ
Genellikle kalp kesesinde sıvı toplanıp toplanmadığını anlamak için kalp kesesine yapılan punksiyon, perikardiyal punksiyon.
TOMATEZ
Domates.
FOTOSENTEZ
Yeşil bitkilerin ışıkta basit birleşiklerinden karmaşık yapılı organik moleküller üretmesi.
AMNİYOSENTEZ
Hamileliğin ilk aylarında fetüsün bulunduğu amniyon sıvısından alınan örneklerde, kromozom ve biyokimyasal analizler yapılarak, doğacak çocuğun hem cinsiyetinin hem de genlere bağlı kusurların belirlenmesi metodu. Transabdominal yolla uzun bir kanül kullanarak amniyon kesesinden amniyon sıvısı örneği alma işlemi.
ANTİTEZ
Karşı sav.
TİRANTEZ
Titiz, temiz, süslü giyinen.
PARASENTEZ
Parasentezis.
İZOSENTEZ
Dallanmış hidrokarbon elde etmek için, toryum oksit katalizörü üzerinden, hidrojen ve karbon monoksit karışımının reksiyona girdiği işlem.
ANTRPARANTEZ
Söz arasında, sırası gelmişken. Ayrıca.
TORAKOSENTEZ
Göğüs duvarını delerek sıvı boşaltma.
KEMOSENTEZ
Organik bileşiklerin biyosentezi; bazı bakterilerde, biyosentez için enerji kaynağı olarak inorganik bileşiklerin oksidasyonunun kullanılması. Bakterilerin yükseltgenmesi ile oluşan kimyasal tepkime. Bazı bakterilerin, güneş ışınları olmadan, inorganik maddeleri oksitlemek suretiyle, kendileri için gerekli organik maddeleri elde etmeleri.
OSTEOSENTEZ
Kırık kemik uçlarının metalik, sentetik veya organik araçlarla, değişik yöntemlere göre birleştirilip tespit edilerek kemik bütünlüğünün sağlanmasına yönelik yapılan ameliyat.
PLÖROSENTEZ
İğneyle göğüs boşluğuna girilerek sıvı çekme, plöra punksiyonu, plörasentezis.
PARANTEZ
Ayraç. Konunun dışında kalan söz ve yazı.
Bu bölümde tanımı içerisinde TEZ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARTIRILMAK
Artırma işine konu olmak, çoğaltılmak, tezyit edilmek.
BELİRMEK
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek.
ACELECİ
Tez iş gören, çabuk davranan, canı tez, farfara, fırtına gibi, içi tez, ivecen, iveğen, kıvrak, sabırsız, tez canlı, telaşlı, acul.
ATKILAMAK
Dokuma tezgâhlarında mekikle atkı atmak, argaçlamak.
AYAKÇAK
Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.
ATKI
Soğuğa karşı omuzlara, başa, sırta veya boyna alınan örtü, bürgü. Büyük yaba. Dokuma tezgâhlarında mekikle enine atılan iplik, argaç. Bazı kadın ayakkabılarında ve çocuk patiklerinde ayağın üstünden geçen, yandan iliklenen ince uzun parça. Kapı ve pencerelerin yapımında üst tarafa konan ağaç, taş veya beton destek, üst eşik.
ARGÜMAN
Kanıt. Tez, iddia, sav. Bir çıkış kümesinin değişkeni. Bir denklem, bir eşitsizlik veya bir gök cisminin hareketine ait herhangi bir elemanın bağlı bulunduğu belli bir değer. Bir cetvelde diğer bir sayıyı bulmak için yararlanılan sayı.
ANESTEZİYOLOJİK
Anestezi bilimsel.
AYAKÇIN
Dokuma tezgâhlarında atkı ipliklerini hareket ettirmek için ayakla basılan tahta ayaklık.
AYRICA
Ayrı olarak, başkaca, antrparantez. Bundan başka. Ayrı bir önem verilerek.
AŞAĞILANMA
Aşağılanmak durumu, tezellül.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
BASMA
Basmak işi. Gazete, dergi, kitap vb. bası ile hazırlanmış yazılı şeyler, matbua. İskambil kâğıdı ile oynanan bir oyun. Gübre, tezek. Basılmış, matbu. Üzerinde bası ile yapılmış renkli biçimler bulunan pamuklu kumaş. Yerin alçalmasıyla bu yeri örten deniz sularının yükselmesi, çekilme karşıtı. Bu kumaştan yapılan.
AŞAĞISAMAK
Bir kimseyi veya bir şeyi aşağılık ve değersiz göstermek, hafife almak, hafifsemek, tezyif etmek.
BANKO
İş yerlerinde üzerine eşya koymaya elverişli, iş takibi için gelen kişiyle görevli arasına konulmuş tezgâh. Talih oyunlarında ortada toplanan paranın hepsine oynandığını anlatan bir söz. Talih oyunlarında, oyunu yönetenin ortaya koyduğu para. Talih oyunlarında oyunu yöneten kimse. Su altı tepeliği. Kesinlikle.
ANESTEZİST
Anestezi uzmanı.
ANTİBİYOTİK
Bitkilerde, özellikle küf mantarlarında bulunan veya sentezle elde edilen, birçok mikroba karşı kullanılan, penisilin, streptomisin vb. maddelerin ortak adı.
ANTAGONİZMA
Tezat.
ANESTEZİYOLOJİ
Anestezi bilimi.
AYRAÇ
Cümle içinde geçen bir sözü, metin dışı tutmak için o sözün başına ve sonuna getirilen yay veya köşeli biçimde işaret, parantez. Kalınan sayfayı belirlemek amacıyla kitapların arasına konulan ince, uzun karton parçası, bellik.