Kelimeler arşivinde; içinde "taba" olan, toplam 125 tane kelime bulunuyor. İçerisinde taba bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu taba ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında taba olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KUTLUBEYTABAKLAR, TABAKHANETAHTASI
GAZİDERETABAKLI, ŞİREMİRTABAKLAR, TOPUKTABANLILAR
GÖKÇETABAKLAR, TABANCALAŞMAK
TABAKALANMAK, ORTABAYINDIR, TABAKAYANIŞI, TABANCALAMAK
DÜZTABANLIK, KALTABANLIK, TABAKALAMAK, TABAKALANMA, TABAKLANMAK, TABANSIZLIK, CUMATABAKLI, DALTABANLIK, MUŞTABALIĞI, TABAHPAZARI, TABAKPAZARI, TABANASTARI, TABANİDOZİS, TABANİNCİRİ, TABANLANMAK, TAHTABABUCU, TAHTABALIĞI
TABAKALAMA, TABAKÇILIK, TABAKLAMAK, TABAKLANMA, DEVETABANI, CENNETABAT, ÇITABAŞLIK, KUZUTABAĞI, MAHMUTABAT, ORAKTABAĞI, TABAKAYAĞI, TABALLAMAK, TABANAĞACI, TABANLAMAK, TATABAZLIK, TEKTABANLI
KARATABAN, MUTABAKAT, TABAKASIZ, TABAKHANE, TABAKLAMA, AHMETABAT, HAMİTABAT, KATABASİS, METABATİK, METABAZİS, ORTABAĞIŞ, ORTABAHÇE, TABANBÜKÜ, TABANİDAE, TABANSIRA, TABANSUYU, TABANYOLU, TABASTIRA, TAHTABAŞI
BALTABAŞ, BAŞTABAN, DALTABAN, DÜZTABAN, KALTABAN, KAYTABAN, TABAKALI, TABAKLIK, TABANLIK, TABANSIZ, TABANVAY, TABASBUS, USTABAŞI, ALTTABAN, ATABAKAN, BALTABAK, BASTABAN, GÜNTABAK, KIRTABAN, MARTABAN, NOKTABAĞ, PALTABAŞ, PATTABAN, SAİTABAT, SALTABAŞ, TABAKLAR, TABAKSIZ, TABANKÖY, TABANLAR, TABANÖZÜ, Devamını Oku »»
TABABET, TABAKÇI, TABANCA, TABANLI, ATABAĞI, MASTABA, ORTABAĞ, ORTABAZ, TABAKLI, TABANİD, TABANUS, TOTABAZ
TABAAT, TABAKA, AFTABA, ATABAY, HATABA, TABAĞA, TATABA, TOTABA
TABAK, TABAN, TABAÇ, TABAH, TABAR, TABAŞ
TABA
TABA
Kuru tütün yaprağını andıran kızılımsı kahverengi, tütün rengi. Bu renkte olan.
TABAKAYANIŞI
Bir namazlık deseni. (Saçıkara İslahiye Gaziantep).
TABAKALAMAK
Tabaka durumuna getirmek.
GAZİDERETABAKLI
Sinop şehrinde, Boyabat ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
DÜZTABANLIK
Düztaban olma durumu.
KALTABANLIK
Kaltaban olma durumu. Kaltabanca davranış.
TABAKALANMAK
Tabakalar durumuna gelmek.
TABANCALAMAK
Tokatlamak.
TABAKHANETAHTASI
Dabakların üzerinde deri kazıdıkları tahta. (Yalvaç Isparta).
GÖKÇETABAKLAR
Zonguldak şehri, Saltukova bucağına bağlı bir yer.
ORTABAYINDIR
Çankırı ili, Orta ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KUTLUBEYTABAKLAR
Bartın şehrinde, merkez ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ŞİREMİRTABAKLAR
Bartın şehrinde, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
TOPUKTABANLILAR
(Tylopoda), olmak üzere tek familyası vardır.
TABAKALANMA
Tabakaların birbiri üstüne veya birbiri ardınca sıralanışı.
TABANCALAŞMAK
Birbirine tokat atmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde TABA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ATMOSFER
Yeri veya herhangi bir gök cismini saran gaz tabakası, gaz yuvarı. Hava yuvarı. Basınç birimi olarak kullanılan, 15 °C'de deniz yüzeyinde, 76 santimetre uzunluğunda ve tabanı 1 santimetrekare olan cıva sütununun ağırlığı (1 kilogram 33 gram). İçinde yaşanılan ve etkisinde kalınan ortam, hava.
BACAK
Vücudun kasıktan tabana kadar olan bölümü. Bazı şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri, ayak. Hayvanlarda yürümeye veya atlamaya yarayan organ. İskambil kâğıtlarında genç erkek resimli kâğıt, oğlan, vale.
AVAM
Alt tabaka, havas karşıtı.
ARPACIK
Göz kapağının kenarında çıkan küçük çıban, it dirseği. Tüfek, tabanca vb. ateşli silahlarda namlunun en ileri bölümünde bulunan ve nişan alırken gezle birlikte göz ile hedef arasında aynı çizgi üzerine getirilen küçük çıkıntı.
ALTLIK
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey. Hayvanların altına yayılan ot veya saman. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba.
ALTIPATLAR
Fişek koymaya yarayan bölümü silindir biçiminde ve namlu gerisinde olan, tek parçadan oluşmuş, altı tane fişek alan tabanca, revolver.
BASIMCILIK
Basımcının yaptığı iş, basım, basmacılık, matbaacılık, tabaat.
BUĞU
Su buharı. Soğuk bir cisim üzerinde ince bir tabaka durumunda yoğunlaşmış sıvı.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ASTİGMATİZM
Gözün saydam tabakasında meridyenlerin eşitsizliği yüzünden net görememe durumu.
BROVNİNG
Namlusu 7,65 milimetre çapında olan otomatik tabanca.
BERİLYUM
Atom numarası 4, atom ağırlığı 9,013, yoğunluğu 1,84 olan, 2970 °C'de eriyen, zümrüt vb. taşların birleşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı element (simgesi Be).
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
AYA
Elin parmak dipleriyle bilek arasındaki iç bölümü, avuç içi. Yaprakların düz ve parlak bölümü. Ayak tabanı.
ANTANT
Anlaşma, uyuşma, uzlaşma, mutabakat.
BEŞME
Her çubuğu ayrı ayrı beş renkte olan, yollu bir kumaş türü. Tabaklanmamış ham deri. Çıkrıkçı tezgâhının kütüğü.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
AYI
Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos). Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü.
CINCIK
Bardak, kadeh, tabak vb. sırçadan veya porselenden yapılmış olan şeyler, züccaciye. Bilye.