Kelimeler arşivinde; içinde "sah" olan, toplam 196 tane kelime bulunuyor. İçerisinde sah bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu sah ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında sah olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SAHİPLENEBİLMEK, SAHNELEYEBİLMEK
SAHİPLENDİRMEK, SAHİPLENEBİLME, SAHNELEYEBİLME, SARIMSAHGABUĞU
SAHİLEŞTİRMEK, SAHTİYANCILIK, SAHİPLENDİRME
SAHİLEŞTİRME, KAYSAHLANMAK, SAHLANPERTİK, TİMSAHGİLLER
MUSAHHİHLİK, SAHİPSİZLİK, SAHNELENMEK, GOSSAHLAMAH, SAHİLCEYLAN, SAHİPLENMEK, SAHNELETMEK, SAHRATLAMAK, SAHTEKARLIK, SAHTELETMEK, SAVSAHLAMAH, SAVSAHLAMAK, TESSAHLAMAK
MUSAHİPLİK, SAHİLEŞMEK, SAHİPKIRAN, SAHNELEMEK, SAHNELENME, SAHNELEYİŞ, SAHTECİLİK, SAHTİYANCI, BOHSAHÇASI, HEKSAHİDRO, MURASSAHAN, MUSAHACILI, SAHINDIRIH, SAHINDIRIK, SAHİPLENME, SAHNELETME, SAHNEŞİRİN, SAHRATAĞZI, SAHTELEMEK, SAHTELETME, TOPAKSAHAN
FERSAHLIK, SAHABETÇİ, SAHİLEŞME, SAHNELEME, TİMSAHLAR, AKSAHRINÇ, GARASAHIZ, GURSAHSIZ, İSAHACILI, İSAHOCALI, SAHİCİLİK, SAHİLKENT, SAHLANMAK, SAHLATMAK, SAHLEPLİK, SAHRATLIK, SAHRETLİK, SAHTELEME, SARSAHLIH
İSTİNSAH, MUSAHABE, MUSAHHİH, SAHAFLIK, SAHANLIK, SAHİHLİK, SAHİLDAR, SAHİPLİK, SAHİPSİZ, SAHTELİK, SAHTİYAN, SAHURLUK, ALASAHÇA, ASKSAHAN, BAĞARSAH, ESSAHDAN, KISSAHAN, MUSAHOCA, SAHANGUR, SAHANGÜL, SAHANİÇİ, SAHAPSİZ, SAHAYLUK, SAHINMAH, SAHINMAK, SAHİLKÖY, SAHLAMAK, SAHRAMAK, SAHRATLI, SAHSUVAN, Devamını Oku »»
FESAHAT, İNFİSAH, MUSAHİP, SAHABET, SAHAVET, SAHİDEN, SAHTECİ, TESAHUP, İSAHACI, OSSAHİT, ÖNSAHNE, PASAHLI, SAHADET, SAHALLU, SAHARCA, SAHARİÇ, SAHAVEL, SAHAVÜL, SAHIRKA, SAHİPLİ, SAHLANC, SAHORİÇ, SAHOYAL, SAHRINÇ, YASAHÇI
FERSAH, MESAHA, SAHABE, SAHACA, SAHİBE, SAHİCİ, SAHİFE, TİMSAH, BARSAH, BUASAH, FARSAH, GAYSAH, GOSSAH, GURSAH, KAĞSAH, SAHABI, SAHABİ, SAHANK, SAHAVU, SAHBİL, SAHİRE, SAHLAN, SAHLEP, SAHMAK, SAHOVU, SAHRAK, SAHRAN, SAHRAT, SAHREÇ, SAHURE, Devamını Oku »»
ESSAH, SAHAF, SAHAN, SAHİH, SAHİL, SAHİP, SAHNE, SAHRA, SAHRE, SAHTE, SAHUR, KUSAH, PASAH, SAHAB, SAHAD, SAHAL, SAHAP, SAHAR, SAHAT, SAHAV, SAHBA, SAHEL, SAHIN, SAHIZ, SAHİR, SAHSI, SAHÜR, SUSAH, YASAH
SAHA, SAHİ, SAHN, ESAH, SAHO, SAHU
SAH
SAH
Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılmış olan işaret.
SAHNELEYEBİLME
Sahneleyebilmek işi.
SARIMSAHGABUĞU
Kadınların büründüğü kalın, ak örtü.
MUSAHHİHLİK
Musahhih olma durumu. Düzelticilik.
SAHLANPERTİK
Saklambaç oyunu.
SAHİPLENEBİLME
Sahiplenebilmek işi.
SAHİLEŞTİRME
Sahileştirmek işi.
SAHİPSİZLİK
Sahipsiz olma durumu.
SAHİPLENEBİLMEK
Sahiplenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAHTİYANCILIK
Sahtiyancının işi veya mesleği.
SAHİLEŞTİRMEK
Gerçek bir durum almasını sağlamak, gerçekleştirmek.
SAHİPLENDİRME
Sahiplendirmek işi.
SAHNELEYEBİLMEK
Sahneleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SAHİPLENDİRMEK
Sahiplenme işini yaptırmak.
KAYSAHLANMAK
Kabuk veya kaymak bağlamak.
TİMSAHGİLLER
Sürüngenler (Reptilia) sınıfının, timsahlar (Crocodilia) takımından, bacakları çok kuvvetli, suda yaşayan, insanlar için çok tehlikeli türleri olan bir familya. (Crocodilidae), Misisipi alligatoru (Alligator mississippiensis) iyi bilinen türleridir.
Bu bölümde tanımı içerisinde SAH geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAMALCI
Üretim araçlarını özel mülkiyetinde bulunduran kimse, anamal sahibi, sermayedar, sermayeci, kapitalist. Anamalcılık düzenini benimsemiş kimse, kapitalist.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
ASSOLİST
Bir müzik programında genellikle en son sahneye çıkan, alanında çok ünlü olan sanatçı.
AKSAKAL
Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Ermiş, evliya. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.
ASALET
Soyluluk. Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu. Asillik. Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı.
AEROBİK
Sağlıklı bir vücuda sahip olmak için tempolu müzik eşliğinde yapılmış olan bir jimnastik türü.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
AKSESUAR
Bir aletin, bir makinenin işlevine katılmayan ancak kendine özgü ayrı bir yararı bulunan alet, araç veya nesne. Konunun gerektirdiği ölçüde kullanılan, bir sahne içinde yer alan veya oyuncunun dekor gereği kullandığı çeşitli eşya. Giysiyi bütünleyen çanta, kemer, şapka, eldiven, mücevher vb. eşya.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
ARMATÖR
Ticaret gemisi sahibi.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ASHAP
Sahipler. Sahabe.
AKLIEVVEL
Akıllı geçinen. Densiz, münasebetsiz, sağduyu sahibi olmayan.
AKSİYONER
Hisse sahibi, hissedar.
AKLISELİM
Sağduyu. Sağduyu sahibi olan.
ANANESİZ
Geleneğe sahip bulunmayan.
AÇILAMA
Güç bir sahnenin çeşitli açılardan çekiminin yapılması.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
ANSİKLOPEDİK
Ansiklopedi ile ilgili. Her konuda biraz bilgi sahibi olan (kimse).