Kelimeler arşivinde; içinde "lüp" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde lüp bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu lüp ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında lüp olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SÜLÜKLÜPANCAR
LÜMBÜRLÜPÇÜ
KULÜPÇÜLÜK
ÜNLÜPINAR, ÖZLÜPELİT, LÜPEDENEK, LÜMBÜRLÜP, DEVLÜPSÜZ, LÜPLETMEK
TASALLÜP, LÜPÜRDEK, LÜPPEDEK, LÜPÇÜLÜK, TAGALLÜP, LÜPLETME
LÜPEDEK, ÜLLÜPÇÜ, KULÜPÇÜ, TESALÜP
LÜPCÜK, LÜPMEK, DEVLÜP, LÜPTEN, ÖRÜLÜP
KULÜP, KÜLÜP, ÜLLÜP, TÜLÜP, TÖLÜP, LÜPÇÜ, GULÜP, LÜPEN, HÖLÜP, HÜLÜP, LÜPCÜ
LÜP
Emek vermeden ele geçirilen şey. Büyükçe bir şeyin birdenbire ve kolaylıkla yutulmasını anlatan ses. Sünnet ve evlenme törenlerinde verilen yemek. Karşılıksız ve parasız elde edilen, beleş.
TAGALLÜP
Zorbalık.
LÜPLETMEK
Hızlı bir biçimde yiyecekleri mideye indirmek.
DEVLÜPSÜZ
İri yarı kimse.
LÜPÜRDEK
Üstü başı yırtık pırtık ve dağınık kimse.
ÖZLÜPELİT
Siirt kenti, Bağgöze bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
SÜLÜKLÜPANCAR
Pazı, orum, makulatum.
KULÜPÇÜLÜK
Kulüpçünün yaptığı iş.
LÜMBÜRLÜP
Karşılıksız ve parasız elde edilen, beleş.
LÜPLETME
Lüpletmek işi.
LÜMBÜRLÜPÇÜ
Hazır yiyici, beleşçi.
LÜPEDENEK
Yumuşak, küçük bir şeyi birdenbire yutmak için.
LÜPÇÜLÜK
Bedavacılık.
LÜPPEDEK
Yumuşak, küçük bir şeyi birdenbire yutmak için. Kolayca, zorluksuz: Lüppedek çizdi resmimi.
ÜNLÜPINAR
Gümüşhane kenti, Kelkit ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
TASALLÜP
Katılaşma.
Bu bölümde tanımı içerisinde LÜP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BEDAVACILIK
Bedavacı olma durumu, beleşçilik, lüpçülük.
ÇETELE
Çizilerek ya da oyularak açılan kertik. Ekmekçi, sütçü vb. esnafın, uzunlamasına ikiye bölüp üzerine kertikler çenterek hesap tuttukları ağaç dalı.
BEDAVACI
Her şeyi bedavadan sağlamaya çalışan kimse, beleşçi, abacı, lüpçü.
KURULTAY
Ulusal ya da uluslararası bilimsel toplantı. Bir kuruluşun, gündemindeki sorunları, temel konuları konuşmak ve yeni kurullar seçmek üzere belli sürelerle veya gerektikçe yaptığı genel toplantı, kongre. Eski Türklerde devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
KULÜPÇÜ
Kulüp işleten kimse.
MİSVAK
Kuzey Afrika, İran ve Hindistan'da yetişen dikensiz küçük bir ağaç (Salvadora persica). Bu ağacın, ucu dövülüp fırça durumuna getirilen ve diş temizliğinde kullanılan çubuğu.
OYNAK
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli. Değişken, kararsız. Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem). Hareket, canlılık veren. Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız).
PORTATİF
Kolay taşınabilen, katlanarak taşınabilir duruma getirilebilen, seyyar. Sökülüp başka yerde kurulma imkânı bulunan.
KERPİÇ
Duvar örmekte kullanılmak için kalıplara dökülüp güneşte kurutulmuş saman ve balçık karışımı ilkel tuğla. Bu tuğladan yapılmış.
DİSKOTEK
Plak, ses bandı koleksiyonu. Çalınan plak, bant vb. eşliğinde dans edilen kulüp, disko.
KASILMAK
Kasma işi yapılmak. Kas, büzülüp toplanmak, büzüşmek, takallüs etmek. Büyüklenmek, kurumlanmak, gururlanmak.
EVİN
Bir şeyin içindeki öz, lüp. Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü, habbe.
DENETLEME
Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.
HESAPLI
Satın alınabilen, bütçeye uygun, ekonomik. Ayrıntılarıyla düşünülüp tasarlanmış, planlı, rasyonel. Ölçülü davranan, ölçülü. Parasını ölçülü harcayan, tutumlu.
ÇATLAMA
Çatlamak işi. Uygun olmayan kuruma sonucu ağacın boyu yönündeki lif ayrılması. Tohumların dağılması için meyve kabuğunun yarılması, açılma. Dalgaların sığ kıyıya geldikleri zaman dökülüp köpürmesi, çatlak.
KATILAŞMA
Katılaşmak işi. Bir maddenin sıvı durumundan katı duruma geçmesi, tasallüp.
EKTİ
Her yiyeceği canı çeken. Anası ve babası olmayan veya atılmış, bırakılmış çocuk. Anası ölüp başka bir koyuna alıştırılan veya elle beslenen (kuzu). Arsız, yüzsüz, görgüsüz. Cimri. Asalak.
ÇAĞLAYAN
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer, küçük şelale, çağlar.
MUŞTA
Karşısındakine vurmak için özel olarak açılmış deliklerine parmakların geçirilmesi ile kullanılan demir parçası. Parmağın biri bükülüp sivriltilerek vurulan yumruk. Kunduracıların, derileri vurarak inceltmek için kullandıkları metalden tokmak.