Kelimeler arşivi içinde; başında "maç" olan, toplam 21 adet kelime bulunmaktadır. maç ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu maç ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde maç olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
MAÇCILDAMAK
MAÇALOK, MAÇCALI, MAÇOLUK, MAÇÇALI, MAÇİGEL
MAÇUNA, MAÇÇEZ, MAÇÇIK, MAÇMAÇ, MAÇKAL
MAÇIL, MAÇUK, MAÇKA, MAÇIR, MAÇÇA, MAÇCA
MAÇİ, MAÇO, MAÇA
MAÇ
MAÇ
Karşılaşma.
MAÇOLUK
Maço olma durumu.
MAÇİGEL
Sabanı, pulluğu yöneten kişi.
MAÇKAL
Sabanı, pulluğu yöneten kişi.
MAÇMAÇ
Bir çeşit kertenkele.
MAÇCALI
Pis, kirli. Eğitim görmemiş, eğitilmemiş.
MAÇKA
Trabzon iline bağlı ilçelerden biri.
MAÇÇIK
Hastalıklı, dertli.
MAÇUNA
İslimle çalışan ağırlık kaldırma makası.
MAÇUK
Domuz yavrusu.
MAÇIL
Mangır, yalancı altın.
MAÇÇEZ
Çok olgunlaşmış, ekşimiş üzüm.
MAÇÇALI
Pis, kirli. Uyuşuk, terbiyesiz. Haylaz. Aşağılık adam. Suratsız. Zayıf, çelimsiz, çirkin. Hastalıklı, dertli.
MAÇALOK
Güzel.
MAÇCILDAMAK
Ağız şapırdatarak yemek.
MAÇIR
Ekin tarlalarında kendiliğinden yetişen dikenli bir ot.
Bu bölümde tanımı içerisinde MAÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AMAÇLANMAK
Amaçlama işine konu olmak.
AMAÇLAMA
Amaçlamak işi, istihdaf.
BAĞDAŞTIRMACILIK
Farklı kökenlere sahip değişik kültür özelliklerini birleştirme veya kaynaştırma işi. Pek çok değişik öğretiyi birleştirmeyi amaçlayan felsefi veya dinî öğreti.
AYIRMAK
Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.
AGREGA
Katışmaç.
AHLAKÇILIK
Ahlakı bir araç değil, bir amaç sayan öğreti, törelcilik, aktörecilik, moralizm.
AMAÇLILIK
Amaçlı olma durumu.
BANKET
Şehirler arası yolların iki tarafında yayaların yürümesine ve taşıtların trafiği aksatmadan durabilmesine yarayan çakıl veya toprak yol. Yamaçtan kayan toprağı yerinde tutmak ve böylece ekilmeye elverişli yer kazanmak için türlü yollarla yapılmış olan dar basamak.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
ALICI
Satın almak isteyen kimse, müşteri. Almaç. Azrail. Kendisine bir şey gönderilen kimse. Kamera.
ATATÜRKÇÜLÜK
Atatürk'ün düşünce ve uygulamalarından kaynaklanan, Türk Devleti'nin bağımsızlık ve bütünlüğünü, millî egemenliğini, kişi özgürlüğünü, çağdaş olmayı amaçlayan, akla, bilime ve gerçeğe dayanan, evrensel ağırlıklı, geleceğe yönelik, birbiri ile uyumlu amaçlar, uygulamalar ve ilkeler bütünü, Kemalistlik, Kemalizm. Bu ilkeye bağlılık.
AKLAN
Sularını bir denize veya göle gönderen bölge, maile. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
AMAÇLANMA
Amaçlanmak işi.
ARŞINLAMAK
Arşınla ölçmek. Amaçsız, geniş adımlarla dolaşmak.
ALPYILDIZI
Dağların çok yüksek yamaçlarında yetişen bir çiçek (Paradisia liliastrum).
AMAÇSIZLIK
Amaçsız olma durumu.
ADRENALİN
Hekimlikte damarları daraltma, bronşları açma, kanamaları kesme vb. amaçlarla kullanılan, kan şekerinin yükselmesine yol açan böbrek üstü bezlerinin salgısı.
ANLAŞMAK
Düşünce, duygu, amaç bakımından birleşmek, antant kalmak. Sözleşmek, sözleşme imzalamak.
ANLAŞMAZLIK
İki veya daha çok tarafın düşünce ve amaçları arasında ayrılık, uyuşmazlık, ihtilaf, ikilik, maraza, sürtüşme.
AMAÇ
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.