Kelimeler arşivinde; içinde "fıt" olan, toplam 35 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fıt bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fıt ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fıt olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ŞARFITLANMAK, FITTISLANMAK
ŞALFITLAMAK
FITTIRMAK, FITILAMAK
ÇIFITLIK, YIFITMAK, KIFITMAK, FITTIRMA, FITNAMAK, FITLAMAK, FITRATEN, CIFITMAK
ILIFITI, FITFITA, FITIMAK, FITIZIN, FITIKLI, FITRİYE, FITRUKA
FITMAK, ILIFIT, FITNAT, FITRAT, FITFIT
ÇIFIT, KAFIT, FITIK, ŞIFIT, FITRİ, CAFIT, CIFIT
FIT
Üzüm çiğnemek için tahtadan yapılmış oluklu sandık: Üzümleri fıta doldurun.
FITTIRMA
Fıttırmak işi veya durumu.
YIFITMAK
Usanç vermek, bezdirmek.
ŞALFITLAMAK
Biber ve benzerleri yakmak, acıtmak.
FITTIRMAK
Aklını kaçırmak, delirmek, aklını yitirmek, çıldırmak. Delirmek.
CIFITMAK
Yalan söylemek.
FITILAMAK
Herhangi bir yiyecek maddesi ekşimek. Sel çok şiddetli akmak. Homurdanmak.
ILIFITI
Rafadan, az pişmiş yumurta.
ŞARFITLANMAK
Ağzı yanmak.
KIFITMAK
Kalçasını oynatarak, salına salına yürümek : Gelin hanım kıfıtarak gitti.
FITTISLANMAK
Ateş havasız kalarak sönmek.
FITLAMAK
Herhangi bir yiyecek maddesi ekşimek.
FITRATEN
Yaradılıştan.
FITNAMAK
İçinden, gizli gizli hiddetlenmek.
FITFITA
Civelek, bir dalda durmayan.
ÇIFITLIK
Yahudilik. Hilekârlık, düzenbazlık.
Bu bölümde tanımı içerisinde FIT geçen kelimeler listesi verilmiştir.
YARADILIŞ
Bir kimsede doğuştan bulunan vücut ve ruh özelliklerinin tümü, mizaç, huy, tıynet, cibilliyet. Bir şeyin yaratılırken kazanmış olduğu özellikler bakımından durumu, fıtrat, hilkat.
KORSE
İnce görünmek için kullanılan esnek iç giysisi. Herhangi bir darbeden zarar görmemesi için boyna takılan, bel fıtığı gibi durumlarda bedeni düzgün tutmaya yarayan nesne, sargaç.
CARUK
Fıtıklı kişi.
KIZILYAPRAK
Gülgillerden, 20-120 santimetre yüksekliğinde, yol kenarlarında biten, sarı çiçek açan, çok yıllık, otsu bir bitki, koyun otu, fıtık otu, kuzu pıtrağı (Agrimonia eupatorium).
FITIKLI
Fıtığı olan.
YARIMLIK
Sakat ve sağlıksız olma durumu. Fıtık. Yarım altın. Kasık fıtığı. Şiniğin yarısı.
CURGUT
Fıtık hastalığı olan kişi.
KAVLIÇ
Fıtık.
CULDUR
Fıtık hastalığı olan kişi.
BADAK
Kısa boylu, ufak yapılı, cüce, bodur, tıknaz. Paytak yürüyen, bacakları çarpık olan: Badağın biri hendeği atlayamadı. Tek husyeli hayvan, iyi burulmamış, dişisine yanaşamayan hayvan. Husye, erkeklik bezi. Orta büyüklükte manda yavrusu, yeni doğmuş manda yavrusu. Fıtık. Dermansız, takatsız, çevik olmayan. Duygusuz, vurdumduymaz. İki çocuk kardeşlik olmak için serçe parmaklarıyla tutuşma. Bir şeyi uzatmak için yapılan ek, ilâve. Yeni kurutulan üzüm arasında kalan yaş taneler. Bardak. Merdiven, merdiven basamağı. Akran, eş, denk. Çelme, güreşte bacak atma. Toprak testi, küçük testi. İyi enenmemiş, erkeklik bezi tek olan hayvan. Erkeklik bezi. Kısa boylu. Niğde ilinde, Kemerhisar bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
ZORLAMA
Zorlamak işi, zecir. Özellikle oynaklarda ara keseciklerinin fıtığı olarak beliren, bir organın zorlanmış olmasıyla ortaya çıkan aksaklık veya bozukluk. İçten gelmeyen. Zorlanarak sağlanan, cebrî.
COR
Bataklık. Söz. Toplanıp konuşma, danışma (hk.). Fıtık hastalığı. Husye, erkeklik bezi. Çocuk oyunu. Sus anlamında kullanılır. Keçi, koyun sürüsü. Aksırık. Çok tuzlu su.
BULDUR
Bıldır, geçen (yıl). Fıtık.
DOĞUŞTAN
Yaradılıştan. Kişinin doğduğu andan beri var olan, doğuşla birlikte gelen, fıtri.
ANTEROSEL
İnce bağırsak fıtığı.
FİTRE
Ramazan ayı içinde verilen, miktarı belirli sadaka, fıtır sadakası.
DOĞUŞTANCILIK
Herhangi bir canlı türünün yapısal ve görevsel gelişiminde yaşantı, öğrenme vb. edinilmiş faktörlere değil, kalıtımla ilgili olanlara ağırlık ve öncelik veren görüş, fıtriye, nativizm.
CORUK
Manda yavrusu. Kuluçkaya gelmiş tavuk. Gelişmemiş, büyümemiş. Fidan. İnatçı. Oburluğu ile tanınan bir çeşit kuş: Coruk kuşu gibi lâk deyince et, lök deyince su istiyorsun. Bahane, özür. Fıtıklı kişi. Züğürt, para tutmayan. Cahil ve görgüsüz. Yıkılmış, yıkılmaya yüz tutmuş yapı. Hindi. Zayıf, hastalıklı.
HİLKAT
Yaradılış, fıtrat.
YARADILIŞTAN
Doğumla beraber, yaradılıştan beri, doğuştan, kudretten, fıtraten, hilkaten.