Kelimeler arşivinde; içinde "fu" olan, toplam 334 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FULYABALIĞİGİLLER
UFUNETLENDİRMEK, AŞIRINÜFUSLANMA, LATİFUNDİACILIK, MALUMATFURUŞLUK, SOFULARÇİFTLİĞİ
FUNDAMENTALİST, FUNDAMENTALİZM, UFUNETLENDİRME, ÇAYBAŞIFUADİYE, LİPOFUSKİNOZİS, MENEKŞESOFULAR
ESTAĞFURULLAH, KEŞKÜLÜFUKARA, ALAPLISOFULAR, ANTİFUNGALLER, DURMUŞSOFULAR, FRUKTOFURANOZ, FUSOBACTERİUM, MENGENSOFULAR, SANTRİFUJLEME
MALUMATFURUŞ, TAHAFFUZHANE, UFUNETLENMEK, EPİFUNİKULUM, ESTEFURULLAH, FURUNKULOZİS, GRİSEOFULVİN, İNFUNDİBULUM, KARBOLFUKSİN, NÜFUSBİLGİSİ, TAYFURSÖKMEN
FUNDAGİLLER, FUTBOLCULUK, POFURDATMAK, UFUNETLENME, KASEİFAĞFUR, AFURUZLAMAK, ALİFUATPAŞA, BENZULFURON, FUNDAMENTAL, FUNİKULİTİS, FURKOSERKER, GAFUREFENDİ, KOFURLANMAK, KUŞCUSOFULU, MUSASOFULAR, NÜFUZSUZLUK, SENTRİFUGAL
LATİFUNDİA, POFURDAMAK, POFURDATMA, ABDÜLGAFUR, ALAFURANGA, ANTİFUNGAL, BİFURKASYO, FARTFURTÇU, FUMİGASYON, FUNDOSKOPİ, FURUNKULOZ, FURUNKULUS, FUSİFORMİS, FUTLAMBERT, KAFULBAŞLI, KOFURGALIK, LİPOFUSKİN, MONODELFUS, NİTROFURAN, NÜFUSBİLİM, SEFUROKSİM, SOFUMAHMUT, SOFUTEPESİ, TENYAFUGAL, UFUİSÇİLİK, VERMİFUGAL, YUSUFUŞAĞI
FUARCILIK, FUKARALIK, POFURDAMA, TEKFURLUK, AYDINSOFU, ELİFUŞAĞI, FUJİCOLOR, FUKARALIH, FULLANMAK, FUNDOSKOP, FUNİKULUS, FURMAŞLIK, FUROSEMİD, FUTALAMAK, FUTKANDİL, GAFULĞADA, OFULDAMAK, PAVFURMAK, PROFUNDUS, PUFURTMAK, SALTNÜFUS, SANTRİFUJ, SEYFULLAH, SOFUHALİL, TAYFURKÖY, TURFULLAR, UFUKDENİZ, UFULDAMAK, UFUNETSİZ
FUNDALAR, FUNDALIK, FUTBOLCU, GREYFURT, MAHFUZEN, MELFUFEN, NÜFUZSUZ, TAHAFFUZ, TELAFFUZ, UFUNETLİ, AFURTMAK, ARPAFULU, FAYFUDUK, FUKOİDİN, FUKUSLAR, FULLAMAK, FULMİNAT, FUMİGANT, FUNDACIK, FUNGİSİT, FUNGUSİT, FURKATUS, FURLARDA, FURLAYAN, FURLİYAN, FURONKÜL, FURUNKUL, FUSARİUM, FUŞLAMAK, FUZİFORM, Devamını Oku »»
FAĞFURİ, NÜFUSÇU, NÜFUZLU, PÖTİFUR, SOFULUK, TEVAFUK, ALİSOFU, AMORFUS, BALAFUR, COFCOFU, FUADİYE, FULACIK, FULKRUM, FUNDERE, FUNGEMİ, FURANOZ, FURDALA, FURFULA, FURKULA, FURTANA, FURTUNA, FURUNCU, FUSALİS, FUŞKULU, FUŞUKAR, GAFURLU, GOFULAK, KARAFUL, KOFURSU, MARAFUT, Devamını Oku »»
FAĞFUR, FUARCI, FUKARA, FURGON, FUTBOL, FUZULİ, KUNGFU, MAĞFUR, MAHFUZ, MELFUF, MENFUR, METFUN, SOFUCA, TAYFUN, TEKFUR, UFUNET, AFFURU, AFUKON, AFURCU, BARFUR, CANFUR, CUNFUR, DİFFUZ, FUÇANI, FUFUDİ, FUFULİ, FUKARE, FUKUKU, FUNDUK, FUNDUS, Devamını Oku »»
FUAYE, FUHUŞ, FUJER, FULAR, FULYA, FUNDA, FURYA, GAFUR, KOFUL, MEFUL, NÜFUS, NÜFUZ, ŞAFUL, ASFUR, BERFU, CIFUT, CUFUT, ÇUFUR, FUÇAN, FUDAK, FUFİK, FUKOZ, FULKA, FULUŞ, FUNGİ, FUNİS, FURÇA, FURDA, FURKA, FURMA, Devamını Oku »»
FUAR, FULE, FUTA, SOFU, UFUK, UFUL, AFUR, COFU, FUAT, FUÇİ, FUFU, FUĞM, FUKA, FUND, FUNU, FURA, FURİ, FUSA, FUZZ, KOFU, KUFU, OFUK, OFUN, PUFU, TOFU, YOFU
FUL, FUT, CFU, FUP, FUS, FUŞ, UFU
FU
FU
(Çince) Taylamlı (rythmé) veya yer yer taylamlı yazılan bir çeşit Çince hikâyeleme nesri.
MALUMATFURUŞLUK
Bilgiçlik taslama, malumatfuruş olma durumu.
LATİFUNDİACILIK
Latifundia sistemi ile geniş tarım alanlarını işletme yöntemi veya biçimi.
AŞIRINÜFUSLANMA
Bir bölge ya da ülkenin, doğal kaynaklarını ve bu kaynakları işleyip değerlendirme olanaklarını aşacak denli kalabalıklaşması.
FULYABALIĞİGİLLER
(Myliobatidae),iyi bilinen türüdür.
LİPOFUSKİNOZİS
Yaşlı hayvanlarda, örneğin; E vitamini yönünden yetersiz ve doymamış yağ asitlerinden zengin gıdalarla beslenen köpeklerde, özellikle yüksek metabolizmaya sahip organların hücrelerinde yaşlanma pigmentinin birikimi. Kalp kası hücrelerinde çekirdeğin çevresinde, gangliyon ve karaciğer hücre sitoplazmaları içerisinde gelişigüzel yerleşir.
MENEKŞESOFULAR
Edirne ili, merkez ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
UFUNETLENDİRMEK
İrinlenmesine neden olmak. Düzenini bozmak, illetli hâle getirmek.
SOFULARÇİFTLİĞİ
Kırıkkale kenti, Sulakyurt ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
ÇAYBAŞIFUADİYE
Sakarya ilinde, merkez belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
FUNDAMENTALİST
Kökten dinci.
ALAPLISOFULAR
Zonguldak ilinde, Ormanlı bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
ESTAĞFURULLAH
İncelik ve alçak gönüllülük göstermek üzere teşekkür edilen veya övülen bir kimsenin söylediği bir söz.
KEŞKÜLÜFUKARA
Keşkül.
FUNDAMENTALİZM
Kökten dincilik.
UFUNETLENDİRME
Ufunetlendirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde FU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEGAJ
Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman.
ÇEVREN
Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. Ufuk, göz erimi.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
DATA
Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.
ERKLİLİK
Erkli olma durumu, muktedirlik, nüfuzluluk.
BARAJ
Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
DEMOGRAF
Nüfus bilimci.
DÖMİVOLE
Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılmış olan vuruş.
ERK
Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar. Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği. Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.
DOĞMAK
Dünyaya gelmek. Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
ÇIRAMOZ
Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara.
ALTINTOP
Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).
DEMOGRAFİK
Nüfus bilimsel.
DEMOGRAFİ
Nüfus bilimi.
AFAK
Ufuklar.
ERKLİ
Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir.
DEFTER
Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.
ÇALIM
Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.