Sonu FU ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fu" olan, toplam 18 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fu ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında fu olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

AYDINSOFU

7 harfli kelimeler

ALİSOFU, COFCOFU

6 harfli kelimeler

YUSUFU, KUNGFU, PİRAFU

5 harfli kelimeler

BERFU

4 harfli kelimeler

FUFU, YOFU, TOFU, PUFU, KUFU, KOFU, COFU, SOFU

3 harfli kelimeler

UFU, CFU

2 harfli kelimeler

FU

Bazı kelimelerin anlamları

FU

(Çince) Taylamlı (rythmé) veya yer yer taylamlı yazılan bir çeşit Çince hikâyeleme nesri.

PİRAFU

İçi peynirli mantı.

KUNGFU

Kendini savunma temeline dayalı, karateye benzeyen Çin kökenli spor.

COFCOFU

Gösteriş, parlaklık.

PUFU

Ayaklı, taşınır ocak, maltız. Soğukta, solurken çıkan ses için.

TOFU

Soya eti. Soya sütünün pıhtılaştırılmasıyla elde edilen, peynir görünümlü, besleyici değeri yüksek bir ürün.

BERFU

Kar tanesi.

YOFU

(yo-fu)(Çince) Çalgı çalınarak okunan bir çeşit Çin koşuğu.

KUFU

Sağır.

YUSUFU

Limon.

FUFU

Çocuk dilinde yara, bere.

ALİSOFU

Kars kenti, Sarıkamış belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri. Kars ili, Selim ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

COFU

Gösterişli, görkemli.

SOFU

Dinin buyruk ve yasaklarına bütünüyle uyan (kimse).

AYDINSOFU

Tokat şehrinde, Erbaa ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KOFU

Evli köy kadınlarının başlarına giydikleri üstü sargılı ve altınlı fes, bir çeşit başlık.

  -   -   -  

Anlamında FU bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FU geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇIRAMOZ

Balıkçıların, ateş balığı avlarken üzerinde çıra ve funda yaktıkları ızgara.

ERKLİLİK

Erkli olma durumu, muktedirlik, nüfuzluluk.

AFAK

Ufuklar.

ABANMAK

Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.

DEFTER

Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.

BOĞUMLANMA

Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.

ÇALIM

Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.

DEMOGRAFİK

Nüfus bilimsel.

ERK

Bir işi yapabilme gücü, kudret, iktidar. Bir bireyin, bir toplumun, başka birey, küme veya toplumları egemenliği, baskısı ve denetimi altına alma, hürriyetlerine karışma ve onları belli biçimlerde davranmaya zorlama yetkisi veya yeteneği. Sözü geçerlik, istediğini yaptırabilme gücü, nüfuz.

ALTINTOP

Greyfurt. İki çeneklilerden, uzun dikenli ve kürecikler hâlinde çiçekleri olan bir tür kaktüs (Trollius ranunculoides).

AYAK

Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.

DATA

Veri. Aslında kendileri ekonomik olmayan ancak ekonomi dünyasını dışarıdan kuşatan veya çerçeveleyen, nüfus, teknik bilgi, hukuk düzeni ve yönetim biçimi ögelerinden her biri.

DÖMİVOLE

Futbolda topun yere vurup sektiği anda, ayakla yapılmış olan vuruş.

DEMOGRAFİ

Nüfus bilimi.

DEGAJ

Futbolda kalecinin topu sert bir ayak vuruşuyla uzağa atması, degajman.

DOĞMAK

Dünyaya gelmek. Düşünce, hayal vb. zihinde birdenbire oluşmak. Ortaya çıkmak, sonucu olmak. Güneş, ay, yıldız ufuktan yükselerek görünmek.

DEMOGRAF

Nüfus bilimci.

ÇEVREN

Anlayış, kavrayış, görüş, düşünce gücü. Ufuk, göz erimi.

BARAJ

Suyu toplama, sulama ve elektrik üretme amacıyla akarsu üzerine yapılmış olan bent. Herhangi bir alanda başarıyı tespit etmek için gerekli olan şart. Futbol veya hentbolda serbest atışı yapacak oyuncunun önünde karşı takım oyuncularının yan yana dizilip oluşturdukları set.

ERKLİ

Bir şeyi yapmaya, başarmaya gücü yeten, nüfuzlu, muktedir, kadir.