Kelimeler arşivinde; içinde "file" olan, toplam 30 tane kelime bulunuyor. İçerisinde file bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu file ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında file olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
FİLEBOVİRÜSLER
TİLFİLENMEK, POLİFİLETİK, MONOFİLETİK
BONFİLELİK, NEFİLENMEK, FERFİLEMEK, HEFİLEMEYH, KEFİLEŞMEK
KONTRFİLE, NAFİLELİK, HAFİLEMEK, DİFİLETİK
EFİLEMEK
EFİLEME, FİLETİK, FİLENCE, SÜRFİLE, BONFİLE
DEFİLE, FİLELİ, GEFİLE, FİLENK, FİLEKE, NAFİLE, KAFİLE, FİLETO
FİLER, FİLET
FİLE
Yün, pamuk vb. ipliklerden düğümlerle oluşmuş ağ. Alışverişte öteberi taşımak için kullanılan, ilmeklerden oluşan ağ torba. Saçların dağılmaması için kullanılan ağ biçiminde örgü. Ağ.
DİFİLETİK
İki ayrı soydan gelen kökene sahip olma durumu.
MONOFİLETİK
Tek bir ortak atadan gelme; kan hücrelerinin aynı öncü hücreden farklılaşarak oluşması teorisi. Ünipotent. Tek atadan köken almış, unipotent.
NAFİLELİK
Yararsızlık, boşunalık.
HAFİLEMEK
Nefesi daralarak sık sık solumak. Bir şeyin üzerine çok düşmek.
KEFİLEŞMEK
Konuşmak.
KONTRFİLE
Kesim hayvanlarında, bel kemiğindeki dikensi çıkıntının iki yanında bulunan et dilimi.
EFİLEMEK
Efil efil esmek. Korku ya da sevinç etkisiyle yürek çarpmak. Rüzgâr hafif hafif esmek. Hafif hafif esen rüzgârın etkisiyle bitkiler dalgalanmak. Yel esmek. Yel etkisiyle hafifçe dalgalanmak, sallanmak.
BONFİLELİK
Bonfile yapmaya elverişli (et).
FİLEBOVİRÜSLER
Bunyaviridae ailesinde bulunan bir virüs cinsi, Phlebovirus.
HEFİLEMEYH
Gizli şeyleri dinleme, gözetleme.
TİLFİLENMEK
Kumaş eskimek, ipliklenmek, lif lif olmak.
EFİLEME
Efilemek işi.
NEFİLENMEK
Koklamak.
FERFİLEMEK
Çocuk sesi kesilinceye kadar bağırmak.
POLİFİLETİK
Birden fazla atadan oluşma. Kan hücrelerinin en az iki ayrı hücre tipinden oluştuğunu açıklayan teori.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİLE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KALECİLİK
Kalecinin yaptığı iş, file bekçiliği.
HANUT
Özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara götürme işinden alınan yüzde.
BAKRANA
Küme, grup, kafile.
BARANA
Fasulye sırığı ve üzüm çubuklarını dayamaya yarayan çatal ağaç, kazık. İnce döşeme. Demir tırmık. Baklava biçimi mayın. Deve hamudunun ön ve arka kısmı (semercilikte). Lop yumurtanın üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan bir yemek. Salata, ot yemeği. Ispanak, semizotu gibi sebzelerin pirinçle pişirilen yemeği. Kuru üzüm, nohut ve boyun eti ile yapılan yemek (kuru üzüm üzerine ayva da konulur). Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Toplantı, parti, fırka, dernek. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Topluluk. Büyük demir tırmık.
KONVOY
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu, kafile. Savaş gemileri tarafından korunan yük gemileri katarı.
NET
Bütün çizgileri belirgin olan, gözün bütün ayrıntılarıyla algılanan, iyi görünen. İyi duyulan (ses). Açık seçik olan, anlaşılmaz yanı bulunmayan. Tenis, masa tenisi gibi oyunlarda servis atışlarında topun karşı sahaya geçerken fileye değdiğini belirtmek için kullanılan bir söz. Kesintilerden sonra geri kalan miktarda olan, safi.
BLOK
Kocaman ve ağır kitle. İçine resim veya yazı kâğıtları konulan karton kap. Politik çıkarları sebebiyle birlik kuran devletler topluluğu. Voleybolda, file üstünde karşı oyuncunun topu sert vururken önünde iki veya üç kişinin elleri ile oluşturdukları perde. Yapı adası. Birden çok bölümü bir araya getirilmiş olan, bir bütün oluşturan.
BAHARNA
Küme, grup, kafile.
KOREOGRAFİ
Dans adımlarının kâğıda geçirilmesi. Bir baleyi oluşturan adım, figür ve anlatımların bütünü. Defile, müzikli gösteri vb. gösterilerdeki programın genel hatları.
BARHANA
Kafile, küçük kervan. Göç eşyası, ev eşyası.
SMAÇÖR
Voleybolda topu file üzerinde karşı alana doğru yukarıdan aşağıya sertçe vuran oyuncu, kütör.
KOLEKSİYON
Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü, derlem. Modaevlerinin giyimdeki yenilikleri tanıtmak için düzenlediği defilelerde gösterilen modellerin bütünü.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.
BOŞUNA
Boş, yararsız, gereksiz, beyhude, nafile. Boş yere, yararsız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli.
KOREOGRAF
Baleyi oluşturan adım ve figürleri düzenleyen sanatçı. Defile, müzikli gösteri vb. gösterilerdeki programın genel hatlarını düzenleyen kimse. Koreografi eserleri yazarı.
KALECİ
Bazı top oyunlarda kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu, file bekçisi.
KUŞGÖMÜ
Pastırmanın fileto bölümü.
AKBAŞLI
Papatya. İnce ve sık yapraklı, beyaz çiçekli bir yabani ot, ayvadana. Küfür olarak kullanılır. Düğün sırasında hediyeleri kız tarafına götürecek kafilede ilâhi okuyanın arkasında bulunan yaşlı kadın. Civanperçemi. Sakarya şehrinde, Kaynarca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
BORANA
Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yumurta, yağda kızartıldıktan yahut suda haşlandıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek. Ispanak, yoğurt ve yumurta ile yapılan bir çeşit yemek. Komposto. Ekşi meyvelerden, et ve pekmezle yapılan suyu bolca tatlımsı bir yemek. Ebegümeci yemeği. Kışın yenmek üzere kurutulmuş taze fasulye. Ispanak. Sulusepken. Toprak düzeltmekte kullanılan tırmık. Bulgur veya pirinçle pişirilen sebze üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek. Çeltik tarlalarında öküze koşulan demir dişli bir araç. Tırmık. Cacık.
YARARSIZ
Yarar sağlamayan, yararı olmayan, işe yaramayan, yarayışsız, faydasız, nafile, avantajsız.