FİLİ ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "fili" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. fili ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu fili ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fili olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

FİLİZLENDİRMEK

13 harfli kelimeler

FİLİZLENDİRME

12 harfli kelimeler

FİLİZKURUTAN, FİLİZKÜFLÜCE

11 harfli kelimeler

FİLİZLENMEK, FİLİZKÜFLER, FİLİKACILIK

10 harfli kelimeler

FİLİSTİNLİ, FİLİZKIRAN, FİLİZLEMEK, FİLİGRANLI, FİLİFORMİS, FİLİZLENME

9 harfli kelimeler

FİLİZLEME, FİLİZÖREN, FİLİNTALI, FİLİPİNCE, FİLİPİNLİ

8 harfli kelimeler

FİLİZCİK, FİLİSTOP, FİLİGRAN, FİLİFORM, FİLİKACI, FİLİSKİN

7 harfli kelimeler

FİLİBİT, FİLİNTA, FİLİZER, FİLİZLİ, FİLİTRE

6 harfli kelimeler

FİLİZE, FİLİZİ, FİLİKİ, FİLİKE, FİLİYH, FİLİKA

5 harfli kelimeler

FİLİÇ, FİLİM, FİLİK, FİLİZ, FİLİT

4 harfli kelimeler

FİLİ

Bazı kelimelerin anlamları

FİLİ

Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.

FİLİZLENME

Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.

FİLİZLEME

Filizlemek işi.

FİLİZKÜFLÜCE

Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.

FİLİZLENDİRMEK

Filizlenme işini yaptırmak.

FİLİZKIRAN

Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına.

FİLİZLEMEK

Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak.

FİLİGRANLI

Filigranı olan.

FİLİZÖREN

Diyarbakır ilinde, Çınar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

FİLİZLENMEK

Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.

FİLİZKURUTAN

Fındık filizlerinin öz bölgesinde gelişen ve konakçının kısa zamanda kurumasına yol açan sarı bacaklı tekeböceği.

FİLİZKÜFLER

Değişik familyalara bağlı olup, tomurcuklanma, sonra filizlenme yeteneği gösteren mayamsı mantarların ortak adı.

FİLİKACILIK

Filikacının yaptığı iş.

FİLİZLENDİRME

Filizlendirmek işi.

FİLİFORMİS

İplik biçiminde olan, filiform.

FİLİSTİNLİ

Filistin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

  -   -   -  

Anlamında FİLİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde FİLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

İNTİFADA

Filistin halkının başkaldırısı.

ALABORA

Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.

FİLİKACI

Filikalara bakmakla görevli kimse.

ARSENİK

Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).

FİLİZLİ

Filizi olan.

CIMBAR

Çımbar. Filiz.

BRANDA

Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.

FRENGİ

Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.

BUDAMAK

Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

FİLİPİNLİ

Filipin adaları halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.

GÖRELİLİK

Var olabilmek veya belirlenebilmek için bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, bağıntılılık, izafilik, izafiyet.

HEMOFİL

Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan (kimse).

İRİDYUM

Atom numarası 77, atom ağırlığı 193,1, yoğunluğu 22,4 olan ve platin filizlerinde bulunan değerli bir element (simgesi Ir).

EŞKİN

Atın dörtnal ile tırıs arasındaki hızlı yürüyüşü. Böyle bir yürüyüşle. Böyle yürüyen (at). Filiz.

HURUFİ

Hurufiliğe mensup olan kimse.

IŞKIN

Kayalık yerlerde ve dağlarda yetişen, yenilebilir bir tür ot. Filiz (I).

AĞAÇLAŞMA

Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.

DÖVMECİ

Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.

ÇATANA

Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot.

CÜCÜKLENMEK

Filizlenmek.