Kelimeler arşivi içinde; başında "fili" olan, toplam 41 adet kelime bulunmaktadır. fili ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu fili ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde fili olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
FİLİZLENDİRMEK
FİLİZLENDİRME
FİLİZKURUTAN, FİLİZKÜFLÜCE
FİLİZLENMEK, FİLİZKÜFLER, FİLİKACILIK
FİLİSTİNLİ, FİLİZKIRAN, FİLİZLEMEK, FİLİGRANLI, FİLİFORMİS, FİLİZLENME
FİLİZLEME, FİLİZÖREN, FİLİNTALI, FİLİPİNCE, FİLİPİNLİ
FİLİZCİK, FİLİSTOP, FİLİGRAN, FİLİFORM, FİLİKACI, FİLİSKİN
FİLİBİT, FİLİNTA, FİLİZER, FİLİZLİ, FİLİTRE
FİLİZE, FİLİZİ, FİLİKİ, FİLİKE, FİLİYH, FİLİKA
FİLİÇ, FİLİM, FİLİK, FİLİZ, FİLİT
FİLİ
FİLİ
Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
FİLİZLENME
Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.
FİLİZLEME
Filizlemek işi.
FİLİZKÜFLÜCE
Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.
FİLİZLENDİRMEK
Filizlenme işini yaptırmak.
FİLİZKIRAN
Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına.
FİLİZLEMEK
Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak.
FİLİGRANLI
Filigranı olan.
FİLİZÖREN
Diyarbakır ilinde, Çınar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
FİLİZLENMEK
Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.
FİLİZKURUTAN
Fındık filizlerinin öz bölgesinde gelişen ve konakçının kısa zamanda kurumasına yol açan sarı bacaklı tekeböceği.
FİLİZKÜFLER
Değişik familyalara bağlı olup, tomurcuklanma, sonra filizlenme yeteneği gösteren mayamsı mantarların ortak adı.
FİLİKACILIK
Filikacının yaptığı iş.
FİLİZLENDİRME
Filizlendirmek işi.
FİLİFORMİS
İplik biçiminde olan, filiform.
FİLİSTİNLİ
Filistin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
İNTİFADA
Filistin halkının başkaldırısı.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
FİLİKACI
Filikalara bakmakla görevli kimse.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
FİLİZLİ
Filizi olan.
CIMBAR
Çımbar. Filiz.
BRANDA
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
FRENGİ
Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.
FİLİPİNLİ
Filipin adaları halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
GÖRELİLİK
Var olabilmek veya belirlenebilmek için bağıntı yolu ile başka bir şeye bağlı bulunma durumu, bağıntılılık, izafilik, izafiyet.
HEMOFİL
Kanaması dinmeyen, hemofili hastalığına tutulan (kimse).
İRİDYUM
Atom numarası 77, atom ağırlığı 193,1, yoğunluğu 22,4 olan ve platin filizlerinde bulunan değerli bir element (simgesi Ir).
EŞKİN
Atın dörtnal ile tırıs arasındaki hızlı yürüyüşü. Böyle bir yürüyüşle. Böyle yürüyen (at). Filiz.
HURUFİ
Hurufiliğe mensup olan kimse.
IŞKIN
Kayalık yerlerde ve dağlarda yetişen, yenilebilir bir tür ot. Filiz (I).
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
DÖVMECİ
Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.
ÇATANA
Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot.
CÜCÜKLENMEK
Filizlenmek.