Kelimeler arşivi içinde; sonunda "fili" olan, toplam 17 adet kelime bulunmaktadır. Sonu fili ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında fili olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde fili olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
ANJİYOHEMOFİLİ
PSÖDOHEMOFİLİ
HETEROFİLİ, TROMBOFİLİ, SUDANOFİLİ, EOZİNOFİLİ
HİDROFİLİ, NEKROFİLİ, NÖTROFİLİ, ANEMOFİLİ
PARAFİLİ, PEDOFİLİ, BAZOFİLİ, HEMOFİLİ
HAFİLİ
AFİLİ
FİLİ
FİLİ
Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
NÖTROFİLİ
Kanda, granüllü akyuvar olan nötrofillerin yüzde oranının artışı, nötrofil lökositozis.
EOZİNOFİLİ
Kanda eozinofil lökosit sayısının ileri derecede artması. Aşırı derecede eozinofil lökositlerin üretilmesi ve bunların kanda anormal derecede artması, eozinofilik lökositozis. Genellikle kronik paraziter enfeksiyonlarla ilişkilidir. Belirli organlardaki kimi parazitlerin etkisiyle genel eozinofil sayısı artabilir. Bu artış sıklıkla tanıda kullanılabilir. Doku kesitlerinin eozinle kolayca boyanması.
HEMOFİLİ
Kanın pıhtılaşmasındaki bir bozukluğa bağlı kanama hastalığı.
HİDROFİLİ
Doku hücrelerinin suyu emme ve tutma eğilimi, suyu kendi içine çekme yeteneği.
BAZOFİLİ
Kanda bazofil sayısının artması.
NEKROFİLİ
Ölü sevicilik.
ANEMOFİLİ
Rüzgâr yoluyla meydana gelen tozlaşma. Anemogami.
PARAFİLİ
Sapık cinsel dürtü veya cinsel sapıklık.
ANJİYOHEMOFİLİ
von Willebrand hastalığı.
SUDANOFİLİ
Sudan boyasına karşı çekim merkezi oluşturan. Akyuvarların Sudan boyasıyla boyanan granüller içermesi durumu.
PEDOFİLİ
Sübyancılık.
PSÖDOHEMOFİLİ
von Willebrand hastalığı.
TROMBOFİLİ
Vücutta aşırı pıhtılaşma eğilimi.
HAFİLİ
Ayağa uygun hafif yemeni.
HETEROFİLİ
Bitkilerde, genç dönemde oluşan yapraklar ile olgunluk döneminde oluşan yaprakların şekil bakımından farklılık göstermesi durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DÖVMECİ
Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.
BRANDA
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
FİLİSTİNLİ
Filistin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
FİLİZLİ
Filizi olan.
FİLİZLEME
Filizlemek işi.
FİLİKACI
Filikalara bakmakla görevli kimse.
FİLİZKIRAN
Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına.
FİLİZLENME
Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.
EŞKİN
Atın dörtnal ile tırıs arasındaki hızlı yürüyüşü. Böyle bir yürüyüşle. Böyle yürüyen (at). Filiz.
CIMBAR
Çımbar. Filiz.
ÇATANA
Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
CÜCÜKLENMEK
Filizlenmek.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
FİLİPİNLİ
Filipin adaları halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
FİLİZLEMEK
Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
FİLİZLENMEK
Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.
FRENGİ
Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.