Kelimeler arşivinde; içinde "fili" olan, toplam 96 tane kelime bulunuyor. İçerisinde fili bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu fili ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında fili olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ANJİYOHEMOFİLİ, FİLİZLENDİRMEK, LİYOFİLİZASYON
PSÖDOHEMOFİLİ, FİLİZLENDİRME
FİLİZKURUTAN, FİLİZKÜFLÜCE, SAKKAROFİLİK
TETANOFİLİK, HEMOFİLİYAK, OZMİYOFİLİK, FİLİZKÜFLER, FİLİKACILIK, EOZİNOFİLİK, PSİKROFİLİK, FİLİZLENMEK, SİDEROFİLİN
ASİDOFİLİK, LİTİOFİLİT, HETEROFİLİ, EOZİNOFİLİ, FERFİLİŞLİ, MİKROFİLİK, FİLİFORMİS, FİLİGRANLI, NÖTROFİLİK, AMİNOFİLİN, TROMBOFİLİ, TERMOFİLİK, FİLİSTİNLİ, SUDANOFİLİ, HİDROFİLİK, FİLİZKIRAN, FİLİZLEMEK, FİLİZLENME, KONGOFİLİK
LİTOFİLİK, FİLİZÖREN, HALOFİLİK, LİPOFİLİK, FİLİPİNCE, HİDROFİLİ, FİLİNTALI, NÖTROFİLİ, ZEROFİLİK, FİLİPİNLİ, SİTOFİLİK, FİLİZLEME, HANEFİLİK, HURUFİLİK, AEROFİLİK, AMFOFİLİK, ANEMOFİLİ, PODOFİLİN, BAZOFİLİK, OZMOFİLİK, OKSİFİLİK, NEKROFİLİ
LİOFİLİK, PROFİLİN, PEDOFİLİ, PARAFİLİ, KEYFİLİK, TEOFİLİN, FİLİGRAN, FİRFİLİK, FİLİKACI, FİLİSKİN, FİLİZCİK, FİLİSTOP, HEMOFİLİ, İZAFİLİK, MENFİLİK, FİLİFORM, BAZOFİLİ
FİLİBİT, FİLİNTA, SUFİLİK, FİLİZLİ, SİFİLİS, FİLİTRE, FİLİZER
HAFİLİ, FİLİKE, FİLİKİ, FİLİYH, FİLİZE, FİLİZİ, FİLİKA
FİLİÇ, FİLİK, FİLİM, FİLİT, FİLİZ, AFİLİ
FİLİ
FİLİ
Kapı, pencere ve dolabın sürgüsü ya da mandalı. Uyluk kemiği. Kol ya da bacak kemiklerinin çıkıntıları, kenetleri. İpten yapılmış özengi. Dilim: Kaymaklı kadayıf filiciklerini kes keste ye.
TETANOFİLİK
Tetanos toksinine mukavemeti az olan.
FİLİZLENDİRMEK
Filizlenme işini yaptırmak.
EOZİNOFİLİK
Mikroskopta eozinle kolayca boyanan, eozini kolayca alan hücre veya dokuları ifade eder. Eozinofil lökositlere ait veya eozinofiliyle ilgili olan.
FİLİZLENDİRME
Filizlendirmek işi.
OZMİYOFİLİK
Osmiyum ve ozmik asitle kolayca boyanabilen, onlarla bağlanma eğilimi gösteren.
LİYOFİLİZASYON
Dondurarak kurutma yöntemi. Dondurarak kurutma.
PSÖDOHEMOFİLİ
von Willebrand hastalığı.
SAKKAROFİLİK
Yüksek şeker konsantrasyonlarına alışarak üreyebilen mikroorganizmalara verilen ad.
ANJİYOHEMOFİLİ
von Willebrand hastalığı.
FİLİZKÜFLÜCE
Filizküflerden ileri gelen ve vücudun hemen her bölgesinde görülebilen mantar hastalığı.
FİLİZKÜFLER
Değişik familyalara bağlı olup, tomurcuklanma, sonra filizlenme yeteneği gösteren mayamsı mantarların ortak adı.
FİLİKACILIK
Filikacının yaptığı iş.
PSİKROFİLİK
Soğuk seven bakteriler.
HEMOFİLİYAK
Hemofiliden etkilenen hasta hayvan.
FİLİZKURUTAN
Fındık filizlerinin öz bölgesinde gelişen ve konakçının kısa zamanda kurumasına yol açan sarı bacaklı tekeböceği.
Bu bölümde tanımı içerisinde FİLİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇATANA
Filika büyüklüğünde, islimle işleyen deniz teknesi, küçük vapur, istimbot.
FİLİZLİ
Filizi olan.
FİLİZKIRAN
Mayıs ayında ağaçların filizlendiği mevsimde esen bir fırtına.
BUDAMAK
Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.
FRENGİ
Genellikle cinsel birleşmelerle bulaşan, tedavi edilmediğinde inme, körlük, delilik vb. sonuçlara kadar varan, döle de geçerek vücutça ve akılca sakat bir soyun yetişmesine yol açan bir hastalık, yenirce, sifilis. Gemi güvertelerinde, suların dışarıya akması için bordalara açılan delik.
BRANDA
Ambar kapaklarının veya filikaların üzerine örtülen, muşamba benzeri, su geçirmez, kalın bez, branda bezi. Gemilerde tayfa ve erlerin yattığı dikdörtgen biçiminde, astarlanmış bezden yapılan, halatlarla bir yere tutturulan asılı yatak.
FİLİZLEMEK
Bitkilerin gereğinden çok olan filizlerini kırmak.
DÖVMECİ
Kullanılmadan önce dövülmesi gereken maden filizlerini veya diğer maddeleri döven işçi. Vücuda dövme yapan kimse.
FİLİKACI
Filikalara bakmakla görevli kimse.
FİLİZLEME
Filizlemek işi.
AĞAÇLAŞMA
Ağaçlaşmak durumu. Bitki şekilleri gösteren ve akiklerde olduğu gibi maden filizlerinin gerek yüzeyinde gerek içlerinde rastlanan doğal desen.
ARSENİK
Atom numarası 33, atom ağırlığı 74,91, yoğunluğu 5,7 olan, atmosfer basıncı altında 450 °C'de süblimleşen, maden filizlerinde çok yaygın bulunan, metal görünümünde basit element, sıçanotu, zırnık (simgesi As).
EŞKİN
Atın dörtnal ile tırıs arasındaki hızlı yürüyüşü. Böyle bir yürüyüşle. Böyle yürüyen (at). Filiz.
ALABORA
Geminin yan yatması. Bir serenin yatay durumdan düşey duruma getirilmesi. Selamlamak için filika küreklerinin yukarıya kaldırılması. Balığı toplamak için dalyan ağının yukarıya alınması.
FİLİPİNLİ
Filipin adaları halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
CIMBAR
Çımbar. Filiz.
FİLİSTİNLİ
Filistin halkından veya bu halkın soyundan olan kimse.
CÜCÜKLENMEK
Filizlenmek.
FİLİZLENME
Filizlenmek işi. Yumruların üzerinde ince uzun filizlerin belirmesi biçiminde görülen patates hastalığı.
FİLİZLENMEK
Bitki filiz vermek. Gelişmeye, büyümeye başlamak.