Kelimeler arşivinde; içinde "esa" olan, toplam 200 tane kelime bulunuyor. İçerisinde esa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu esa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında esa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
CESARETLENDİRİLME
CESARETLENDİRMEK, İMMÜNOFLÜORESANS
CESARETLENDİRME, MUKADDESATÇILIK, HESAPLAŞABİLMEK, HESAPLAYABİLMEK, HESAPLİYABİLMEK, İMMÜNOFLÜORESAN, TRİBOLÜMİNESANS
VESAİTİNAKLİYE, HESAPLAŞABİLME, HESAPLATTIRMAK, HESAPLAYABİLME, İMMÜNOFLORESAN, KEMİLÜMİNESANS, MURADİYESARNIÇ
CESARETLENMEK, CESARETSİZLİK, ESASLANDIRMAK, HESAPLATTIRMA
CESARETLENME, CESARETLİLİK, ENTERESANLIK, ESASLANDIRMA, MUKADDESATÇI, TEŞRİKİMESAİ, CESARETSİZCE, DESALİNASYON, ESATÇİFTLİĞİ, OTOFLORESANS, SESAMOİDİTİS
HESAPLANMAK, HESAPLAŞMAK, HESAPLATMAK, HESAPSIZLIK, KANUNUESASİ, YEKNESAKLIK, ESATMÜMİNLİ, FLORESANLIK, FOSFORESANS, HESAPLAYICI, KESATLAŞMAK, MESABESİNDE, MÜTESAVİYEN, SESAMOİDEUS, TEKESAKALLI, TEKKESAKALI, TENEKESAÇAK
BAHÇESARAY, CESARETSİZ, ESASLANMAK, FESATÇILIK, HESAPÇILIK, HESAPLILIK, HESAPSIZCA, MUKADDESAT, MÜSELLESAT, TEKESAKALI, DEDESAKALI, DEKESAKALI, DERESAKARI, ESANLAŞMAK, ESASSIZLIK, GÖKÇESARAY, HESAPLAMAK, HESAPLANIŞ, HESAPLANMA, HESAPLAŞMA, HESAPLATMA, HESAPLAYIŞ, KESATLAŞMA, KÖLESARIĞI, LUMİNESANS, LÜMİNESANS, MÖGEDDESAT, OBSOLESANS, VESAİRELER
ALELHESAP, CESAMETLİ, CESARETLİ, ENTERESAN, ESASLANMA, FLORESANS, FÜZESAVAR, HESAPLAMA, HESAPLICA, MESAFELİK, MÜTESANİT, TESADÜFEN, DESATURAZ, DİKESABAN, KAFESARDI, MESALAZİN, RESAZÜRİN
FESATLIK, FLORESAN, HESAPSIZ, KESATLIK, MESAFELİ, RÖNESANS, TESADÜFİ, YEKNESAK, CİLVESAZ, EBDESANE, ESATALAZ, GOŞHESAR, KESATMAK, MÜTESAVİ, OPALESAN, SESALICI, SESAMOİT
BESALET, CESAMET, CESARET, ESASSIZ, FESAHAT, FESATÇI, HESAPÇA, HESAPÇI, HESAPLI, KESAFET, MESAMAT, TESADÜF, TESAHUP, TESALÜP, TESANÜT, VESAİRE, VESAYET, ALAKESA, ESAALET, ESADİYE, ESARAİL, ESASTAN, ESATİRİ, ESATKÖY, ESATLAR, GARESAR, GOCESAN, KESAKÇA, KESATMA, KESAYAK, Devamını Oku »»
ESARET, ESASEN, ESASLI, ESATİR, HESABİ, MESABE, MESAFE, MESAHA, MESAİL, MESAME, MESANE, VESAİK, VESAİR, VESAİT, ADRESA, ESARAN, ESASAN, ESASTA, ESATLI, ESAYİŞ, HELESA, KÜESAL, MESAYİ, RESANE, YESARİ
ESANS, ESASİ, FESAT, HESAP, KESAT, MESAİ, MESAJ, RÜESA, ESAME, FLESA, HESAR, HESAT, KESAK, KESAN, MESAR, NESAT, RESAİ
ESAS, ESAB, ESAH, ESAN, ESAT, KESA, LESA
ESA
ESA
Yarı yanmış odun. Baston. Arapça kökenli asâ: asa; değnek; baston.
HESAPLAYABİLME
Hesaplayabilmek işi.
CESARETLENDİRİLME
Cesaretlendirilmek işi, yüreklendirilme.
İMMÜNOFLÜORESAN
Flüoresan boyayla işaretlenmiş antijen veya antikorun temasa getirildiği dokudaki antikor veya antijenle oluşturduğu antijen-antikor reaksiyonunun flüoresan mikroskopta izlenmesi esasına dayalı, spesifik antijeni belirleme yöntemi.
İMMÜNOFLORESAN
Bir doku veya hücredeki belirli antijenleri, floresan boyalarıyla bağlanmış antikorlarla işaretleyerek floresan ışık veren ışık kaynağına sahip mikroskoplarıyla inceleme tekniği.
CESARETLENDİRME
Cesaretlendirmek işi, yüreklendirme, yiğitlendirme.
İMMÜNOFLÜORESANS
Bir doku ya da hücredeki belirli antijenleri, flüoresan boyalar ile bağlanmış antikorlarla işaretleyerek flüoresan ışıkta inceleme tekniği.
HESAPLİYABİLMEK
Hesaplayabilmek.
HESAPLAŞABİLME
Hesaplaşabilmek işi.
MUKADDESATÇILIK
Mukaddesatçı olma durumu.
CESARETLENDİRMEK
Yüreklendirmek, yiğitlendirmek, cesaret vermek.
VESAİTİNAKLİYE
Taşımada kullanılan araçlar.
HESAPLATTIRMAK
Hesaplamasını sağlamak.
HESAPLAYABİLMEK
Hesaplama imkânı veya olasılığı bulunmak.
TRİBOLÜMİNESANS
Özellikle kristaller kırıldığında, sürtüldüğünde, veya birlikte sıkıştırıldığında maddelerden ışık yayılması.
HESAPLAŞABİLMEK
Hesaplaşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ESA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADIM
Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.
AŞK
Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.
ARABOZAN
İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.
ALMAK
Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.
ACINMAK
Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.
ARA
İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.
ANASIL
Kökten, asıl olarak, esaslı bir biçimde.
ARİTMETİK
Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.
ANA
Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.
ADİSYON
Hesap.
ANAYASA
Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.
ASAL
Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.
ASIL
Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.
AKONT
Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
ALACAK
Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.
ARABOZANLIK
Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.
ALELHESAP
Hesaba sayarak.
AKTÜER
İstatistiklere dayanarak sigorta primlerini, risklerini hesaplayan kimse.
AHİRET
Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.