ESA ile başlayan kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; başında "esa" olan, toplam 35 adet kelime bulunmaktadır. esa ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ayrıca sonu esa ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde esa olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

ESASLANDIRMAK

12 harfli kelimeler

ESATÇİFTLİĞİ, ESASLANDIRMA

11 harfli kelimeler

ESATMÜMİNLİ

10 harfli kelimeler

ESANLAŞMAK, ESASSIZLIK, ESASLANMAK

9 harfli kelimeler

ESASLANMA

8 harfli kelimeler

ESATALAZ

7 harfli kelimeler

ESAALET, ESATLAR, ESATKÖY, ESATİRİ, ESASTAN, ESASSIZ, ESADİYE, ESARAİL

6 harfli kelimeler

ESASEN, ESAYİŞ, ESATLI, ESATİR, ESASTA, ESARAN, ESASLI, ESARET, ESASAN

5 harfli kelimeler

ESANS, ESAME, ESASİ

4 harfli kelimeler

ESAT, ESAN, ESAH, ESAS, ESAB

3 harfli kelimeler

ESA

Bazı kelimelerin anlamları

ESA

Yarı yanmış odun. Baston. Arapça kökenli asâ: asa; değnek; baston.

ESAALET

Bilerek, isteyerek, kasten: Esâalet söyledim, gulağına değsin de, utansın diye. Şakadan: Esâalet söyledim, sen de gerçek mi sandın?.

ESATİRİ

Esatirle ilgili, esatire ait.

ESATKÖY

Manisa şehri, Köprübaşı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.

ESATMÜMİNLİ

Kırıkkale şehri, Keskin ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

ESATÇİFTLİĞİ

Samsun şehrinde, Salıpazarı ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

ESASLANMAK

Temeli sağlamlaşmak, temelleşmek. Kökleşmek.

ESATLAR

Kütahya kenti, Örencik bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

ESASTAN

Aslına dayalı olarak.

ESANLAŞMAK

Helallaşmak, vedalaşmak.

ESASSIZ

Sağlam bir temele dayanmayan, köksüz, asılsız. Doğru olmayan, yalan.

ESASLANMA

Esaslanmak işi.

ESASSIZLIK

Esassız olma durumu.

ESATALAZ

Bir tür antioksidan.

ESASLANDIRMAK

Esaslı duruma getirmek, sağlamlaştırmak.

ESASLANDIRMA

Esaslandırmak işi.

  -   -   -  

Anlamında ESA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ESA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALELHESAP

Hesaba sayarak.

AHİRET

Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer, öbür dünya, öteki dünya.

ASIL

Bir şeyin kendisi, örnek, kopya karşıtı. Gerçek, esas. Aranılan nitelikleri en çok kendinde toplamış olan. Bir şeyin temelini oluşturan, ana. Bir görevde sürekli bulunan, yedek karşıtı. Kök, köken, kaynak. Gerçeklik. Soy, nesep. (a'sıl) Gerçekten, gerçek olarak.

AŞK

Aşk hakkında çok fazla tanımlama yapılmıştır. Burada hepsinden bahsedersek, sayfalar dolusu metinler yazmamız gerekir. O yüzden, bu sayfada, diğer sayfalardaki tanımlamalardan farklı olarak, sadece aşk ve aşka benzer kelimelerin tanımını vererek, esas anlamını size bırakıyoruz.

ASAL

Esasla ilgili, asıl ve temel olanla ilgili, esasi.

ANAYASA

Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa, kanunuesasi. Temel, esas.

ANASIL

Kökten, asıl olarak, esaslı bir biçimde.

AKTÜER

İstatistiklere dayanarak sigorta primlerini, risklerini hesaplayan kimse.

ACINMAK

Acıma işine konu olmak. Başkasının hesabına üzülmek, yazıklanmak, yerinmek.

ANA

Anne. Temel, asıl, esas. Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Yavrusu olan dişi hayvan. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Velinimet. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı.

ARABOZANLIK

Arabozanın işi, ara bozuculuk, ordubozanlık, fesatlık, fesatçılık, fitçilik, nifakçılık, münafıklık, müzevirlik, müfsitlik.

ARA

İki şeyi birbirinden ayıran uzaklık, aralık, boşluk, mesafe. İki olguyu, iki olayı birbirinden ayıran zaman, fasıla. Kişilerin veya toplulukların birbirine karşı olan durumu veya ilgisi. Toplu jimnastik dizilmelerinde, sıradakilerin birbirlerinden yanlamasına olan uzaklıkları. Spor karşılaşmalarında oyuncuların dinlenmek ve taktik almak için kullandıkları süre. İç. Bir oyunda, bir filmde izleme sırasında dinlenmek üzere verilen kısa süre, antrakt.

ADİSYON

Hesap.

ADIM

Yürümek için yapılmış olan ayak atışlarının her biri. Bir yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri, etap. Ayakta, esas duruşta, bir ayağın türlü yönlerde iki ayak boyu kadar yer değiştirmesi. Girişim, hamle. Bir ayak atışıyla alınan ve uzunluğu yaklaşık 75 santimetre olan mesafe. Bir gösterge ucunun eş olarak ayrılmış yaylardan biri boyunca aldığı yol. İki diş arasındaki aralık.

AÇIKLIK

Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.

ALACAK

Bir hesap gereğince daha alınmamış olan para, mal vb. şey, matlup, verecek karşıtı. Alınması gerekli şey.

ARABOZAN

İki kişinin arasındaki dostluğu veya geçimi bozan (kimse), ara bozucu, ordubozan, fesatçı, fitçi, nifakçı, münafık, müfsit, müzevir.

ARİTMETİK

Matematiğin, konusu sayılar, bunların özellikleri ve işlemler olan kolu, hesap. Matematikle ilgili.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AKONT

Bir borca karşılık, hesabı daha sonra görülmek üzere yapılmış olan kısmi ödeme.