Kelimeler arşivinde; içinde "erdi" olan, toplam 127 tane kelime bulunuyor. İçerisinde erdi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu erdi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında erdi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
MERDİVENKOVASI
FERDİYETÇİLİK, GERDİREBİLMEK, MERDİVENCİLİK, SERDİMATLAMAK, SERDİMENLEMEK, VERDİNİKTERUS
KIRKMERDİVEN, AŞKMERDİVENİ, EBERDİVERMEK, ELVERDİĞİNCE, ERDİREBİLMEK, GERDİREBİLME, HÜDAVERDİLER, KUŞKERDİMESİ, LACİVERDİMSİ, YABANİMERDİN
GERDİRİLMEK, MERDİVENEVİ, ALAMERDİNLİ, ERDİREBİLME, GÖLERDİRMEK, HİPERDİÜREZ, MERDİVENKÖY, MERDİVENLER, ÖRGERDİLMEK, SUGERDİMESİ, UTEROVERDİN
FERDİYETÇİ, MERDİKIPTİ, MERDİVENCİ, MERDİVENLİ, MERDİVENSİ, GERDİRİLME, GERDİRTMEK, GÜMERDİĞİN, KUDAYBERDİ, TANRIVERDİ, ZERDİNDANE
GERDİRMEK, SERDİRMEK, VERDİRMEK, ERDİŞİLİK, ALDIVERDİ, DERDİKMEK, ERDİBİKEM, GERDİRİCİ, GERDİRTME, HUDAVERDİ, İNTERDİAL, LACİVERDİ, OĞANVERDİ, SIRAVERDİ
ERDİRMEK, FERDİYET, GERDİRME, MERDİVEN, SERDİRME, VERDİRME, ALAVERDİ, BERDİNKA, ÇERDİĞİN, DERDİMEK, ERDİBİKE, FERDİLİK, GERDİREK, GÖVERDİM, HAKVERDİ, HERDİDİK, KERDİMAN, KERDİVAR, KERDİYER, MERDİFAN, MERDİMEN, MERDİVAN, NERDİMEK, ÖZERDİNÇ, SERDİVAN, ŞAHVERDİ, VERDİMDİ, VERDİNAZ
ERDİRME, AKBERDİ, ALVERDİ, AYVERDİ, ELVERDİ, ERDİBAY, ERDİBEK, ERDİBEY, ERDİLEK, ERDİNER, FERDİYE, GERDİBİ, GERDİME, KERDİGA, KERDİGE, KERDİĞE, KERDİME, KERDİYE, OKVERDİ, ÖZERDİM, ÖZVERDİ, SERDİME, SERDİNÇ, ÜNVERDİ, YEŞERDİ
TERDİT, ERDİŞİ, BEERDİ, DERDİK, DERDİN, ERDİNÇ, MERDİM, MERDİN, PERDİÇ, SERDİL, SERDİN
VERDİ, BERDİ, ERDİL, ERDİN, FERDİ, GERDİ, KERDİ, MERDİ, PERDİ
ERDİ
ERDİ
Başakları olgunlaşmış ekin. Amacına ulaşan, erişen. Olgun. Ermiş, veli.
MERDİVENKOVASI
Dönerek çıkılan merdivenlerde yukarıdan aşağıya bakıldığında ortada görülen boşluk.
ERDİREBİLMEK
Erdirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
EBERDİVERMEK
Alıvermek, verivermek.
KUŞKERDİMESİ
Yenilir bir çeşit yaban bitkisi.
KIRKMERDİVEN
Dik yokuş.
GERDİREBİLME
Gerdirebilmek işi.
HÜDAVERDİLER
Kocaeli şehrinde, Kandıra belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
VERDİNİKTERUS
Safra stazından doğan ve derinin yeşil renk aldığı sarılık.
MERDİVENCİLİK
Merdivencinin yaptığı iş.
AŞKMERDİVENİ
Eğrelti otu.
GERDİREBİLMEK
Gerdirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERDİMATLAMAK
İçi açılmak, ferahlamak.
FERDİYETÇİLİK
Bireycilik.
ELVERDİĞİNCE
İmkân dâhilinde olduğu sürece.
SERDİMENLEMEK
Ara vermek, azalmak, hafiflemek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AYAKÇAK
Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.
BASAKSIZ
Merdiveni olmayan.
BASAR
Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.
AZMETTİRMEK
Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.
BAŞKESİT
Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey.
ARMAĞAN
Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.
BARATARYA
Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.
AĞIRSAMAK
Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.
BAMBU
Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (Bambusa vulgaris). Bu kamıştan yapılan.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
AMİR
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
BASAK
Merdiven.
AVAL
Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ARTIRMAK
Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.
BASAKLI
Merdiveni olan.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BAĞLAMAK
Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.
ANAHTAR
Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.