Sonu ERDİ ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "erdi" olan, toplam 27 adet kelime bulunmaktadır. Sonu erdi ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında erdi olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde erdi olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

TANRIVERDİ, KUDAYBERDİ

9 harfli kelimeler

ALDIVERDİ, SIRAVERDİ, OĞANVERDİ, LACİVERDİ, HUDAVERDİ

8 harfli kelimeler

ALAVERDİ, ŞAHVERDİ, HAKVERDİ

7 harfli kelimeler

YEŞERDİ, ÜNVERDİ, ÖZVERDİ, OKVERDİ, ELVERDİ, AYVERDİ, ALVERDİ, AKBERDİ

6 harfli kelimeler

BEERDİ

5 harfli kelimeler

KERDİ, GERDİ, FERDİ, MERDİ, BERDİ, PERDİ, VERDİ

4 harfli kelimeler

ERDİ

Bazı kelimelerin anlamları

ERDİ

Başakları olgunlaşmış ekin. Amacına ulaşan, erişen. Olgun. Ermiş, veli.

ÖZVERDİ

"Özveride bulundu" anlamında kullanılan bir isim".

SIRAVERDİ

Bir sırada, sıralı.

OKVERDİ

"Okudu, okuyuverdi" anlamında kullanılan bir isim".

OĞANVERDİ

"Allah bağışladı" anlamında kullanılan bir isim".

LACİVERDİ

Lacivert renkli.

YEŞERDİ

Şanlıurfa ilinde, Ovacık bucağına bağlı bir bölge.

ELVERDİ

"Yardım etti, yardımcı oldu" anlamında kullanılan bir isim".

ÜNVERDİ

Tanınmış, ünlü kimse.

TANRIVERDİ

Ağrı şehrinde, Taşlıçay belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Mardin ilinde, Şenyurt nahiyesine bağlı bir bölge. Şanlıurfa kenti, Karakeçi bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ALDIVERDİ

Alışveriş. İlişki.

KUDAYBERDİ

"Tanrı lutfetti, bağışladı" anlamında kullanılan mir ad.".

HUDAVERDİ

"Tanrı verdi, bağışladı" anlamında kullanılan bir isim".

ŞAHVERDİ

Erzincan kenti, Refahiye belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer. Erzurum şehri, Halilçavuş nahiyesine bağlı bir yer. Tunceli şehri, Ovacık ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

HAKVERDİ

Allah'ın verdiği kimse. Malatya şehri, Arguvan ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi. Mardin ilinde, Kızıltepe ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

ALAVERDİ

Toprak içinde uzunluğuna yayılmış çok kuvvetli ağaç kökü.

  -   -   -  

Anlamında ERDİ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ERDİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ANAHTAR

Kilidi açıp kapamak için kullanılan araç, açar, açkı, miftah, dil. Kurgu. Şifre yazmak ve çözmek için kararlaştırılmış olan yol. Konserve kutularının kapağını keserek açmaya yarayan alet, açacak. Herhangi bir olayda belirleyici olan. İstenilen yere veya aygıta, isteğe göre elektrik akımının geçmesini sağlamak için kullanılan düzen, çevirici, çevirgeç, şalter, komütatör. Somunları veya vidaları çevirerek sıkıştırıp gevşetmek için kullanılan çelik saplı araç. Notaların müzik merdivenindeki yükseklik derecelerini göstermek ve buna göre okunmasını sağlamak için portenin başına konulan işaret. Vesile, araç, vasıta.

AKIN

Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.

AZMETTİRMEK

Bir suçu veya herhangi bir işi kesinlikle yapmasına karar verdirmek.

BASAKLI

Merdiveni olan.

BAMBU

Buğdaygillerden, sıcak ülkelerde yetişen, boyu 25 metre kadar olabilen, mobilya, merdiven, baston vb. birçok eşyanın yapımında kullanılan bir tür kamış, Hint kamışı, hezaren (Bambusa vulgaris). Bu kamıştan yapılan.

AVAL

Ticari senetlerde, ödemeden sorumlu olanların ödememesi durumunda üçüncü bir kişinin alacaklılara senet bedelini ödeyeceğine ilişkin verdiği güvence. Saflığı sersemlik derecesine varan (kimse).

BASAKSIZ

Merdiveni olmayan.

BAŞKESİT

Ağacın boyuna dikey yönde kesilmesi sonunda yıl halkalarının çember biçiminde görüntü verdiği yüzey.

BASAK

Merdiven.

BASAR

Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.

AĞIRSAMAK

Birine karşı soğuk davranarak sıkıntı verdiğini anlatmak. Bir işi ağır bulmak, yük saymak, yüksünmek. Bir işi yavaş yapmak, önemsememek, ilgilenmemek.

AĞIRLIK

Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.

AYAKÇAK

Merdiven, merdiven basamağı. Çocukların, cambazların ayaklarına takıp yürüdükleri çifte sırık. Dokuma tezgâhı ayaklığı, ayaklık.

BAĞLAMAK

Bir şeyi bir yere veya bir şeye tutturmak. Birinde bir şeye karşı ilgi, istek uyandırarak o şeye ilgi, yakınlık duymasını sağlamak. Düğümlemek. Uyulması zorunlu olmak. Eklemek, bir araya getirmek, birleştirmek. Başka bir işle uğraşamaz durumda olmak. Anlaşma yapmak. Sona erdirmek, bitirmek, tamamlamak. Gönlünü kazanmak. Geçişi engellemek. Büyü, muska vb.nin aracılığıyla birinin birtakım isteklerini veya yetkinliğini engellemek, yok etmek. Birini söz veya yazı ile bağlamak, taahhüt etmek, angaje etmek. Yaraya ilaç koyup bezle sarmak. Bütün ilgisini bir yerde yoğunlaştırmak. Denk yapmak, paket yapmak.

ARTIRMAK

Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.

ARMAĞAN

Birini sevindirmek, mutlu etmek, onurlandırmak, kutlamak için veya anı olarak verilen şey, hediye, dürü. Bağış, ihsan. Bir bilim adamının emek verdiği dalda onu anmak için hazırlanan bilimsel eser. Ödül.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

BARATARYA

Kaptanın, tayfaların, gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek verdikleri zarar.

BABA

Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.

AMİR

Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse, mir. Buyuran, buyurucu. Satıcı veya ihracatçının gönderdiği malların bedelini almak üzere gerekli belgeleri göstererek bankaya başvuran kimse.