Kelimeler arşivi içinde; sonunda "erek" olan, toplam 80 adet kelime bulunmaktadır. Sonu erek ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında erek olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde erek olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
HAMZAGEREK, DİTREYEREK, DELİMSEREK
ÖĞENDEREK, BEZENEREK
KEŞKEREK, ZEMPEREK, NESTEREK, ÇENGEREK, SEYREREK, ŞİŞPEREK, ZEMBEREK, FERFEREK, TENGEREK, MÜŞTEREK, TENKEREK, GEVŞEREK, YUNSEREK, KENDEREK
NEGEREK, NEKEREK, MEGEREK, KÖKEREK, NİGEREK, ÖNGEREK, SEPEREK, PELEREK, PESEREK, SEDEREK, SEĞEREK, ZEYEREK, SONEREK, SÖBEREK, TEKEREK, TÖGEREK, TÜVEREK, ÜYKEREK, YÜCEREK, ZEGEREK, BESEREK, DEKEREK, ÇEKEREK, ENGEREK, GEMEREK, GİDEREK, İNCEREK, SİVEREK, BİLEREK, BİSEREK, Devamını Oku »»
EĞEREK, İŞEREK, EVEREK, EKEREK, ÖĞEREK, ÖTEREK, ÖZEREK
FEREK, BEREK, TEREK, PEREK, MEREK, ÇEREK, HEREK, DEREK, VEREK, GEREK, KEREK, CEREK, ZEREK, SEREK
EREK
EREK
Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef.
BEZENEREK
Özenerek, itina ile.
NESTEREK
Eşya, nesne.
HAMZAGEREK
Kars ilinde, Başgedikler bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
MÜŞTEREK
Ortak. Ortaklaşa, el birliğiyle yapılmış olan veya hazırlanan. Birlikte.
ÇENGEREK
Toprak içine açılan büyük Delik, kovuk.
ZEMPEREK
Kuş vurmak için çocukların yaptıkları bir araç.
KEŞKEREK
keşgek.
TENGEREK
Yün eğirmeye yarayan tahta araç, iğ. Yün eğirmeye yarayan tahta araç, kirmen. Yünden ip yapmakta kullanılan araç.
DİTREYEREK
Titrek.
DELİMSEREK
Sersem, salak, çılgın, delişmen.
ŞİŞPEREK
Mantı.
FERFEREK
Pervane.
SEYREREK
Aralıklıca, az seyrek.
ZEMBEREK
Saatlerin çeşitli parçalarını harekete geçiren bölüm, yay. Kapılara takılan yaylı kapama düzeneği. Çelik ya da pirinçten yapılmış ok. Hayvan sırtında taşınabilen küçük top.
ÖĞENDEREK
Hayvanları dürtmekte kullanılan ucu bizli değnek, üvendire.
Bu bölümde tanımı içerisinde EREK geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIKMAK
Yemek yeme gereksinimi duymak.
ABES
Gereksiz, yersiz, boş. Akla ve gerçeğe aykırı. Gereksiz bir biçimde.
ACİL
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
AFYONLAMAK
Afyon vererek uyuşturmak, uyutmak. Birini telkin yoluyla doğru düşünmesini önleyerek zararlı bir yola sürüklemek.
ABORDA
Bir deniz teknesinin başka bir tekneye, bir iskeleye veya bir rıhtıma yanını vererek yanaşması.
ABONE
Süreli yayınları, parasını önceden ödeyerek alma işi. Bir şeyi sürekli olarak kullanmak için hizmeti verenle sözleşme yapan kimse, sürdürümcü. Bir yere gitmeyi alışkanlık hâline getiren (kimse).
AÇIMLAMAK
Bir sorunu veya konuyu ele alıp en ince noktasına kadar gözden geçirerek anlatmak, şerh etmek, teşrih etmek.
ACELE
Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi. Tez davranma gerekliliği. Vakit geçirmeden, tez olarak.
ABANMAK
Eğilerek bir şeyin, bir kimsenin üzerine kapanmak. Bir yere veya bir kimseye yaslanmak, dayanmak. Bir şeyin veya bir kimsenin üzerine çöküp çullanmak. Birine yük olarak onun sırtından geçinmeye çalışmak. Boksta karşılaşma sırasında rakibine yaslanmak. Futbolda topa olanca gücüyle vurmak.
AÇIKÇASI
Açık söylemek gerekirse, Türkçesi. Düpedüz.
AĞAÇKAKAN
Serçegillerden, gagasıyla ağaçları oyabilen ve ağaç kurtlarını yiyerek beslenen, uzun gagalı kuş (Picus).
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
AFAKİ
Gereksiz, önemsiz (söz). Bir kaynağa dayanmayan, hayalî.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇ
Yemek yemesi gereken, tok karşıtı. Karnı doymamış olarak. Yiyecek bulamayan. Çok istekli, hevesli. Gözü doymaz, haris.
AFALLATMAK
Şaşkınlığa düşürerek sersemleştirmek.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
AÇKI
Bir cismin yüzeyi üzerinde sert bir madde veya bir araç sürterek onu düzleştirip parlatma, perdah. Her türlü açma aracı. Anahtar. Demircilikte delik büyütmekte kullanılan araç.